ÜMİT
KESENLERDEN OLMAYIN
İnsan
hayatı boyunca pekçok zorluklar, engellerle ve sıkıntılarla karşılaşır.
Bir güzelliğe ulaşmak, bir hedefini gerçekleştirmek ya da belli
bir yere gelebilmek her zaman kolay olmaz. Genellikle çok ciddi
bir çaba sarf etmesi, gayret göstererek bazı zorlukları aşması,
fedakarlıklarda bulunması, vaktini harcaması, yani halk arasında
kullanılan deyimiyle kendinden birşeyler vermesi gerekmektedir.
Tabi burada önemli olan şey insanın karşısına çıkan tüm bu zorluklar
ve engeller karşısında göstereceği güzel ahlak, dirayet ve tavır
bütünlüğüdür. Zorluklar karşısında göstereceği tavır insanın samimiyetini
de ortaya çıkaracak, taklidi bir güzel ahlak gösterip göstermediği
de anlaşılacaktır. Çünkü zorluklar insanın yaptığı işteki kararlılığını,
gerçekten bu işe inanıp inanmadığını da ortaya çıkarır.
İnsanlar zor anlardaki tavırlarına göre ikiye ayrılırlar. Bunlardan
birinci grup Allah'ın varlığını inkar eden ve dünya hayatının koşuşturması
içine dalanlardır ki, bu insanlar herhangi bir zorlukla, sıkıntıyla,
fiziksel ya da manevi bir baskıyla karşılaştıklarında bir anda saldırganlaşıp,
hiç beklenmedik tavırlar gösterirler, isyankar bir ruh haline girer
abartılı tepkiler verebilirler. Zorluklar inkarcılarda çok büyük
bir ümitsizliğe neden olur. Bu ümitsizlik tüm faaliyetlerini engeller,
şevk ve heyecanlarını kırar, çok büyük bir yılgınlık meydana getirir.
Her zorluğu bir bela olarak görür, bu nedenle de olgun ve itidalli
bir tavır gösteremezler.
Oysa iman edenler ne kadar büyük zorluklarla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar
çok güzel bir olgunluk, vakar, itidal, metanet ve dirayetle karşılık
verirler. Asaletlerinden ve saygınlıklarından hiçbir şekilde taviz
vermezler. Zorlukları çok büyük bir teslimiyet ve tevekkülle karşılarlar,
şevk ve heyecanları daha da artar, çabalarına çaba katarlar. İnkarcılarda
görülen tavır ve ahlak bozukluklarından hiçbirini göstermez, bu
ahlaklarıyla da tüm insanlar için çok güzel bir model oluştururlar.
Böyle bir durumda en çok dikkat çeken özellikleri ise asla ümitsizliğe
düşmemeleridir.
İman edenler ne tür bir zorluk, baskı, sıkıntı, eziyet ya da incitici
sözle karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, önlerine ne kadar büyük engeller
çıkartılırsa çıkartılsın hiçbir şekilde ye'se düşmez, yılgınlığa
kapılmazlar. Dünya hayatında başlarına gelen her türlü sıkıntının
Rablerinden gelen bir deneme olduğunu bilir ve hem dünyada hem de
ahirette güzel bir karşılığı umut ederler. Çünkü ümitsizliğe kapılmak
Allah'ın beğenmediği bir ahlaktır ve Kuran'da bir inkarcı özelliği
olarak tarif edilmektedir. Yusuf Suresi'nde Yusuf peygamberin babası
oğullarına şu şekilde öğüt vermektedir:
Oğullarım,
gidin de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir
haber getirin ve Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler
topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez.
(Yusuf Suresi, 87)
Ayette
de belirtildiği gibi Allah'ın yardımından, rahmetinden, bağışlayıcılığından
ümit kesmek çok büyük bir hatadır. Çünkü Allah pekçok ayetinde iman
edenleri desteğiyle ve cennetle müjdelemektedir. Değerli İslam alimi
Bediüzzaman Said Nursi de Risale-i Nur'larda yüzlerce kez ümitvar
olmaya dikkat çekmekte, ümitsizliğe kapılmanın müslüman ahlakında
yer almadığını vurgulamaktadır. Bediüzzaman Allah'ın iman edenlere
olan desteğini şu şekilde açıklamaktadır:
Rahmet-i
İlahiyeden ümid kesilmez. Çünki Cenab-ı Hak bin seneden beri Kur'anın
hizmetinde istihdam ettiği ve ona bayraktar tayin ettiği bu vatandaşlarını…
muvakkat ârızalarla inşâallah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır
ve vazifesini idame ettirir...
Bediüzzaman'ın
da ifade ettiği gibi Allah kendini Kuran hizmetine adamış olan tüm
müslümanları mutlaka başarılı kılacak, onları tüm ithamlardan ve
iftiralardan temize çıkaracak, Kuran'ın ifadesiyle kendi nurunu
tamamlayacaktır. Bu gerçeği bilen Müslümanlar da yaptıkları
her salih amelin, her türlü iyiliğin, güzel ahlakın ve Kuran'a bağlılıkta
kararlı olmanın karşılığını mutlaka Allah katında alacaklarını bildiklerinden
tevekkülün, teslimiyetin, sabrın ve imanın güzelliğini yaşayacaklardır.
Allah sonsuz ahiret hayatındaki ebedi cennet hayatıyla müjdelediği
kullarını dünya hayatında da güzel bir hayatla müjdelemekte ve her
yaptıklarının karşılığını alacaklarını Nahl Suresi'nde şu şekilde
bildirmektedir:
Sizin
yanınızda olan tükenir, Allah'ın katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin
karşılığını yaptıklarının en güzeliyle biz muhakkak vereceğiz.
Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde
bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve
onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.
(Nahl Suresi, 96-97)
|