ÜMİTSİZLİĞE
KAPILMAMAK
Dünya,
insanlar için özel olarak hazırlanmış bir eğitim yeridir. İnsan,
dünya hayatında nefsinin tutkularından arınıp, eksikliklerini giderip,
hatalarını düzeltip sonsuz hayatında cennete ehil olabilmek için
eğitilmektedir. İnsanın, dünyadaki eğitimi sırasında karşılaştığı
olaylara verdiği tepkiler de, onun ahiret hayatındaki konumunu belirlemektedir.
Güzel davranışlarda bulunan, salih ameller işleyen insan ahirette
ebedi cennet güzelliklerini umabilir. Kötü davranışlarda bulunan
insan ise elbette yaptıklarının karşılığı olarak ahirette azapla
karşılaşacaktır.
Ancak burada önemli bir noktaya dikkat çekmekte yarar vardır. İnsan
sahip olduğu eksiklikler, zaaflar dolayısıyla dünya hayatı boyunca
hata yapmaya eğilimli bir varlıktır. Bu yüzden hata yapmak, dünya
hayatındaki eğitiminde insanın ölene kadar karşılaşabileceği bir
durumdur. Fakat önemli olan hata yapması veya nasıl bir hata yaptığı
değil, insanın yaptığı hatalardan ibret alıp bir daha yapmamaya
niyet etmesi ve bu yönde irade göstermesidir. Gerçek bir müslümanın
tavrı, yaptığı hata ne olursa olsun, bunun kaderinde yaratıldığının
bilincinde olup Allah'a tevekkül etmek ve hatasından tevbe etmektir.
Salih bir müslüman bilmelidir ki, Allah her olayı müminin hayrına
yaratır. Yapılan hata muhakkak çok büyük hayır ve hikmetlere vesile
olacaktır. En başta, bir daha benzeri bir hatayı yapmamaya niyet
etmek insanın Allah korkusunun bir göstergesidir. Hatalar karşısındaki
tevekküllü tavır, Allah'a olan teslimiyetin, güvenin ifadesidir.
Ayrıca insan acizliğini bir kere daha anlar ve Allah'a sığınır.
Belki yapmayı hiçbir zaman istemediği birşeyi yapmıştır. Ancak bu
hatası, olayların belirli bir kader doğrultusunda geliştiğini bir
kere daha anlamasını sağlar. Hatasının ardından edeceği tevbe ise
ona Allah'ın büyüklüğünü ve her ne yaparsa yapsın, her ne durumda
olursa olsun sadece Allah'a sığınabileceğini hatırlatır. Allah'ın
kendi üzerindeki merhametini, şefkatini görür. Bu durum Allah'a
olan bağlılığını ve sevgisini arttırır.
Hatalar karşısında gösterilen müslüman ahlakı her zaman için insanı
olgunlaştırır. Hatanın böyle maneviyatı güçlendirici bir yönü olduğu
gibi, maddi açıdan da müslümanları geliştirici pekçok yönü vardır.
Belki yapılan küçük bir hata, ileride yapılabilecek, çevreye veya
insanın kendisine zarar verebilecek büyük bir hatanın engelleyicisi
olacaktır. Çünkü yaptığı hatadan ders alan insan her zaman için
daha temkinli ve uyanık davranır. Benzeri bir hatayı yapmamak için
şuurunu daima açık tutar.
Ancak tüm bunlara rağmen hatasını tekrarlarsa hiç ümitsizliğe kapılmadan
tekrar Allah'a sığınır. Çünkü mümin bilir ki, Allah kaderinde salih
müminler için her zaman en güzel olanı hazırlamıştır. Mühim olan
hata yapılması veya bu hatanın tekrarlanması değil, bu durumu bir
tecrübe olarak değerlendirmek, yapılan hatadan ibret alıp bir daha
yapmamaya niyet etmek ve bunu Allah'a daha da yakınlaşmaya bir vesile
bilmektir. Kadere teslim olup tevekküllü davranmaktır. Ye'se, mutsuzluğa
veya herhangi bir yılgınlığa kapılmamaktır.
İman etmeyen veya imani zaafı olan kişi ise, hayır ve hikmet gözüyle
bakmadığı için çok çabuk ümitsizliğe kapılır. Herşeyin kaderde olduğunu
unutan bu kişi, "daha dikkatli, daha ince düşünceli veya daha
temkinli olduğunda" böyle bir hataya düşmeyeceğine inandığı
için yaptığı her hatanın yükü altında ezilir. Başına gelenleri teslimiyetle
ve tevekkülle karşılayamaz. Kaderde yaratılan her olayın Allah'a
karşı teslimiyetli insanlar için her zaman hayırlı olduğunun bilincinde
değildir. Yaptığı hatadan ders almayı düşünmek yerine, kendi kendine
"ben nasıl böyle bir hata yaptım" der. Sadece neden bunu
yaptığına dair kendi kendine hayıflanır. Oysa bir hatayı yaptıktan
sonra, o hataya takılıp kalmak insana hiçbir şey kazandırmaz. Zaten
hata yapılmıştır. İstenildiği kadar hayıflanılsın o ana bir daha
dönüş yoktur. Rahmani bir gözle değerlendirilmediği takdirde bu
tavırlar insanı kaosa ve umutsuzluğa sürükler. Oysa Kuran'da umutsuzluğa
düşmenin yanlışlığı şöyle bildirilir:
"Allah'ın
rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası
Allah'ın rahmetinden umut kesmez." (Yusuf Suresi, 87)
Allah'ın
bu emri nedeniyle mümin asla umutsuzluğa kapılmaz. Eğer yanılıp,
gaflete düşüp bir hata yapmışsa hemen bağışlanma diler. Tevbe Allah'ın
müminlere bir lütfudur. Hata yapan mümin de bu lütuftan faydalanır.
Bunun ahlakının güzelleşmesine, nefsinin terbiye olmasına ve olgunlaşmasına
vesile olması için dua eder. Kadere teslm olmanın huzurunu ve güvenliğini
yaşar. Yılgınlığa düşmenin, umutsuzluğa ve hüzne kapılmanın inanmayanlara
has bir bela olduğunu bilir ve bundan şiddetle sakınır.
|