MÜMİN KADINLARIN FAZİLETİ ; TESETTÜR

Daha önceki yazılarımda da tesettür konusunun üzerinde durmuş ve bugün burada yazdığım fikirlerimi defalarca dile getirmiştim. Ancak bu konunun son derece ehemmiyetli olduğunu düşündüğüm için bu konuyu bir kez daha yazmakta fayda görüyorum. Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum; müslüman kadınların başörtüsüne, giyimine yönelik haksız her türlü fiil ortadan kalkana kadar da bu konu üzerinde durmaya kararlıyım.

Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, mümin kadınlar her ibadetlerinde olduğu gibi tesettür konusunda da son derece büyük bir hassasiyet ve titizlik gösterirler. Bu konudaki ihlaslı ve samimi davranışlarının tek nedeni, Allah'ın Kuran'da farz kılmış olduğu kıymetdar bir ibadeti yerine getirmektir. Bu durumda amaçları Rablerinin rızasını kazanmak ve O'nu hoşnut etmek olan mümin kadınların tesettürlü giyinmelerinin arkasında art bir niyet aramak hiçbir sonuca ulaşmayacak bir yaklaşım olacaktır. Çünkü bu gibi davranışlar günümüzde yaşanan örneklerinde de görüldüğü gibi sadece ve sadece kargaşaya, müslümanlar arasında huzursuzluğa ve hatta ayrılığa sebebiyet vermektedir.

Tesettürlü giyimin dolayısıyla başörtüsünün sadece Allah'ın emrini yerine getirmek maksatlı yapılan, ihlaslı bir hareket olduğunun anlaşılması için bu konu hakkındaki ayetleri tekrar hatırlatmak istiyorum. Mümin kadınların nasıl bir tesettür içinde olmaları gerektiği Cenab-ı Allah tarafından Ahzab Suresi'nin 59. ve Nur Suresi'nin 31. ayetlerinde şöyle açıklanmıştır:

Ey peygamber eşlerine ve kadınlarına ve müminlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle: onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur... (Ahzab Suresi, 59)

Mümin kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Başörtülerini yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar...'" (Nur Suresi, 31)

Ayette bildirildiği üzere Allah-u Teala mümin kadınların "özgür ve iffetli" bilinmelerini, kıyafetlerine gösterdikleri titizliğe bağlamıştır. Ayrıca eziyet görmemeleri için en uygun olan davranışın tesettürlü bir giyim tarzı olduğu da ayetlerde bildirilmektedir.

Bir mümin kadın için en eziyet verici şeylerden biri kuşkusuz ki iffetine yöneltilen saldırılardır. Tesettürlü giyim sayesinde bu tip rencide edici olaylar ortadan daha kolay kalkmaktadır. Çünkü tesettür sayesinde mümin kadınlara karşı herkesin kalbinde doğal bir saygı oluşmaktadır. İffetini koruma niyetiyle başörtüsü takan ve tesettürlü giyinen mümin kadınlara karşı duyulan doğal saygının nedeninin tam olarak anlaşılabilmesi için cahiliye toplumlarındaki kadının yerinin ve kadına olan bakış açısının incelenmesi yerinde olacaktır.

Kuran ahlakının yaşanmadığı cahiliye ortamında kadının toplumdaki konumu maalesef son derece üzüntü vericidir. Sözkonusu toplumlarda iffetsizlik herkes tarafından doğal karşılanmakta ve çeşitli telkin yöntemleriyle bir "yaşam tarzı" olarak topluma kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Özellikle yetişen yeni nesil kimi zaman bu telkinlerin etkisinde kalarak kimi zaman da toplumun zorlamasına ayak uydurarak kolaylıkla ahlaki bir çöküntü içine girmektedir. Bütün bunların bir sonucu olarak da söz konusu kadınlar Kuran dışı yaşam tarzına sürüklenerek toplum içindeki saygınlıklarını tamamen yitirmektedirler. Layık oldukları saygının kendilerine gösterilmemesi, horlanmak, ikinci sınıf insan muamelesine maruz kalmak gibi kötü davranışlar bu kadınları oldukça büyük sıkıntıya sokmaktadır.

Cahiliye toplumu insanlarının içinde bulunduğu bu durum elbette ki son derece düşündürücü ve ibret vericidir. Oysa kadının fıtratında iffetli olmak zaten vardır. Önemli olan bu fıtrata uygun hareket edecek iradeyi kullanmak ve bunda kararlı davranmaktır.

Kuran dışı bir yaşam süren ve Allah'ın sınırlarını korumayan ve iffetsiz davranan kadınlar çoğu zaman içinde bulundukları durumdan ötürü vicdani sıkıntıya düşebilmektedirler. Ancak yanlış yöntemlere başvurarak çözüm bulmaya çalışmaları nedeniyle bu vicdani sıkıntı çoğu zaman bunalımlara, ciddi psikolojik bozukluklara hatta cinayetlere ve intiharlara dahi sebep olabilmektedir. Oysa bu konuda da çözüm sadece ve sadece Kuran ahlakına uygun bir yaşam tarzı sürmektir.

Kuran ahlakını yaşayan ve bu ahlakı herkese yaşatmaya kendini adamış olan Bediüzzaman da, pek çok sözünde iffetin kadınların fıtratına uygun bir meziyet olduğunu bildirmiştir. Üstad kadınlara hem dünya hem de ahiret saadetini kazandıracak tek yolun İslam dinini yaşamak olduğunu şöyle ifade etmektedir:

"Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvi seciyeleri de, bozulmaktan kurtulmanın çare-i yeganesi, daire-i İslamiye'deki terbiye-i diniyeden başka yoktur." (Lemalar, sf. 690)

Bediüzzaman'ın da dikkat çektiği üzere bir kadının iffetli bilinmesi ve dolayısıyla eziyet görmemesi için İslami yaşam biçimini benimsemesi ve bu seçimini tüm yaşamına yayarak göstermesi tek ve en etkili çözümdür. İşte mümin kadınların başörtülerine ve tesettürlü kıyafetlerine olan düşkünlükleri bu yaşam biçimini seçmiş olduklarının önemli göstergelerinden bir tanesidir.
Daha önce bahsetmiş olduğum cahiliye toplumunda yaşayan kadınların içinde bulunduğu durum göz önüne alındığında mümin kadınlara Allah tarafından bahşedilmiş olan fıtri iffetin dünyadaki en büyük nimetlerden biri olduğu anlaşılmaktadır.

Tekrar önemle belirtmek istiyorum ki mümin kadınları bu kıymetdar ibadetten alıkoymaya çalışmak nafile bir çabadır. Çünkü mümin bir kadın için iffetinden taviz vermek koşullar ne olursa olsun, ne gibi bir zorlama, tehdit ya da baskı altında olursa olsun mümkün değildir.

Bazı insanların bu gerçekleri unutmadan hareket etmeleri, toplumdaki huzurun ve düzenin sağlanmasında son derece etkili olacaktır.