|
ALLAH
ŞIMARANLARI SEVMEZ
Şımarmak
Kuran'da yerilen ve inkarcılara ait bir özelliktir. "Şımaranlar"
Allah'ın gücünü ve büyüklüğünü kavrayamadıkları için kendi müstakil
güçleri olduğunu sanarak yanılırlar. Oysa sahip oldukları her şeyi
ve her özelliği Allah'a borçludurlar. Eğer kişi malları ve mülkleriyle
şımarıklığa kapılıyorsa, bu büyük bir yanılgıdır. Evini, arabasını,
yazlığını, yatını, ter türlü fiziki güzelliği yaratan ve kendisine
veren yalnızca Allah'tır. Aynı şekilde eğer bulunduğu mevki ya da
konumdan, sahip olduğu zekadan, beceriden, kültürden, görgüden ya
da ilimden dolayı kişi diğer insanlara karşı bir büyüklenmeye kapılıyorsa,
bu herşeyden önce cahillik alametidir. Çünkü insana tüm bunları
veren Allah'tır.
Allah, dünya hayatında insanlara bütün nimetleri bir amaç için verir.
Ayette bu amaç Allah tarafından şöyle bildirilir:
"Şüphesiz
biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin
daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye." (Kehf
Suresi, 7)
Rabbimiz'in
Kuran'da bildirdiği gibi insanlar dünya hayatında yaratılan ve kendilerine
verilen her şeyle denenirler. Allah insanları sınamak için bu nimetleri
kimi insanlara az, kimi insanlara çok vermiştir. İnsanların yapmaları
gereken ise, her şeyden önce bunları verenin ve bunların asıl sahibinin
Allah olduğunu unutmamak ve sahip oldukları tüm nimetleri ve özellikleri
O'nun hoşnut olacağı şekilde kullanmaktır. Eğer Allah dilemiş olsa,
bu nimetleri anında çekip alır ve insan bu durumda büyük acze düşer,
elinden hiçbir şey gelmez. Bu nedenle insanın Allah'a karşı aczini
ve muhtaçlığını bir an bile unutmaması gerekir.
Buna karşın dinden uzak insanların büyük çoğunluğu varlıklı olmaktan,
mevkiden ya da fiziksel özelliklerden dolayı şımarıklığa ve yersiz
bir sevince kapılırlar. Rabbimiz'in sevmediği bir ahlaktan şiddetle
kaçınmak gerekir. Şımarıklığı andıracak tek bir tavır bile mümin
ahlakına kesinlikle uymaz.
Allah (c.c.) bir ayette şımararak yapılan tavırlara şöyle örnek
verir:
"Bir
de yurtlarından refahtan şımarıp-azıtarak, insanlara gösteriş
yaparak çıkanlar ve (halkı) Allah'ın yolundan alıkoyanlar gibi
olmayın. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır."
(Enfal Suresi, 47)
Allah'ın
ayette de bildirdiği gibi insanlara gösteriş yapmak, insanları Allah'ın
yolundan alıkoymak, şımarıklığın en önemli belirtilerindendir. Ve
refah içinde olmak şımarıklığa neden olabilmektedir.
Allah, Kuran'da bu insanlara örnek olarak Karun'u vermiştir:
"Gerçek
şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi, ancak onlara karşı azgınlaştı.
Biz, ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları, birlikte (taşımaya)
davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Hani kavmi ona demişti
ki: "Şımararak sevinme, çünkü Allah, şımararak sevince kapılanları
sevmez." (Kassas Suresi, 76)
Hz.
Musa'nın kavminden olan Karun çok büyük servete ve maddi zenginliğe
sahipti. Aslında Karun sahip olduğu bu mülkle denenmekteydi fakat
o cahilce bunlardan dolayı büyük bir azgınlığa kapılmıştı. Kavmi
kendisine şımararak sevince kapılmamasını, çünkü Allah'ın bu ahlakı
sevmediğini, sahip olduklarıyla ahiret yurdunu aramasını söylediği
halde: "Dedi ki: Bu
bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir." (Kassas
Suresi, 78) Oysa
elbetteki bütün insanlara olduğu gibi Karun'a verilen de kendindeki
üstün ve önemli özelliklerinden kaynaklanmıyordu. Tam tersine bunların
hepsi Allah'ın lütfundandır ve aynı zamanda kendisi için bir deneme
konusudur. Allah daha önce gelmiş geçmiş nesillerden bir kısmını
Karun'dan çok daha fazla güce ve ihtişama sahip olmalarına rağmen,
şımararak azgınlaşmaları sebebiyle yıkıma uğratmıştı. Nitekim Kuran'da
anlatılana göre Allah Karun'u da konağı ve sahip olduklarıyla beraber
yerin dibine geçirdi. Karun'un eğer şımararak sevince kapıldığı
gibi bir gücü olsaydı önce kendisine yardımı dokunurdu. Fakat ne
kendisi ne de çevresi ona yardım edemedi.
Yalnızca Karun değil, tarih boyunca daha pek çok insan kendilerine
Allah tarafından verilenler nedeniyle şımarıp azıtmaları, büyüklenmeleri
ve bu şekilde Allah'ın sınırlarını aşmaları dolayısıyla bozguna
uğratılmıştır.
Kuran'da kastedilen şımarıklığın en çok görülen şekli ise insanların
zorluk anlarında acizliklerini anlayıp, büyük bir istek ve arzuyla
dua etmelerine rağmen, bu zorluk üzerlerinden gittiği anda değişmeleri
ve kendilerine verilen şeyler sebebiyle şımararak azgınlığa kapılmalarıdır.
Ayette bu gerçek şöyle haber verilir: "Ve andolsun, kendisine
dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet taddırsak, kuşkusuz;
"Kötülükler benden gidiverdi" der. Çünkü o, şımarıktır,
böbürlenendir." (Hud Suresi, 10)
Sahip
oldukları herşeyin Allah'a ait olduğunu ve bunları ancak Allah'ın
izniyle kullandıklarını bilmemeleri de onlarda farklı bir etki yapar:
Gücü, etkiyi, değeri hep bu sahip olduklarında ararlar ve eğer mala,
mülke ya da mevkiye ya da bir takım kabiliyetlere sahiplerse kendilerine
güvenleri gelir. Oysa müminler bilirler ki mülk Allah'a aittir ve
insanlar arasındaki tek üstünlük kıstası takva, yani Allah'a yakınlıktır.
Müminler, Allah kendilerine nimetler verip, bolluk içinde yaşatsa
da, rızıklarını kesip darlıkla imtihan etse de, ölümcül ve zorlu
bir hastalık verse ve sonra bundan kurtarıp sağlığına kavuştursa
da hep tevazulu ve Allah'a karşı acizliklerini bilen bir tavırda
olurlar. Çünkü insan zaten Allah'a son derece muhtaçtır. Hangi şart
ve ortam olursa olsun bu değişmez. Allah dilemedikçe insan hiçbir
şeye sahip olamaz ya da Allah bir musibet verse bunu Allah dışında
hiç kimse üzerlerinden kaldıramaz.
|