ÖLÜMÜ DÜŞÜNEN AHİRET İÇİN ÇALIŞIR

Ölüm bu dünyanın en büyük gerçeklerinden biridir ve her canlıya olduğu gibi insana da çok yakındır. Ölüm yaşlı ya da ciddi bir hastalığı olan insana olduğu kadar çok genç ya da çok sağlıklı olan birine de aynı derecede yakındır. Zira her gün gazete ve televizyonlarda sağlıklı veya genç pek çok insanın -hiçbir zahiri neden yokken- yaşamını kaybettiğine dair haberlere şahit olmaktayız. Bu haberleri işiten, gören herkes elbette ölümü aklından geçirmekte, istemese de ölümü hatırlamakta, kendisinin de bir gün gelip öleceğini düşünmektedir. Gece uykudayken, sokakta yürürken, trafikte ilerlerken, yemek yerken ya da herhangi bir sporu yaparken ölüm insana çok yakındır. Ancak kimi insanların bu düşünce sonucunda vardıkları sonuçlar farklı olabilmektedir. Nitekim "ölüm varsa ve bu kadar yakınsa, o halde dünyayı doya doya yaşayayım„ diyenlerin sayısı oldukça fazladır. Böyle düşünenler dünya hayatları boyunca, Allah'ın sınırlarını aşmayı, taşkınlık yapmayı adeta kendileri için bir kazanç sayarlar. Oysa gerçekte çok büyük bir kayıp içindedirler, ancak farkında değildirler.

Oysa her an ölebileceğini ve her an bu dünyadan ayrılabileceğini anlayan insanın asıl yapacağı şey, sıkı sıkıya Allah'a ve Allah'ın ayetlerine bağlanmak olmalıdır. Çünkü insanı ölümden sonraki hayatta kurtaracak şey, Allah'a olan yakınlığı, takvası, O'nun rızasını kazanmak için işlediği salih ameller olacaktır. Ölümü ve ölümden sonraki hayatı düşünen insan, sonsuz hayatında mutlu olmak için dünyada elinden geleni yapar. Asla Allah'ın hoşnut olmayacağı hiçbir davranışta bulunmaz. Ölümün her an gelebileceğini bildiği için her işinde Allah'a yönelir, kalbini O'na bağlı tutar, O'nun varlığını aklından hiç çıkarmaz. Allah'ı ve ahireti düşünmek ona büyük bir şevk verir ve bitmeyen bir kararlılıkla ahiret için çalışır.

Hayatını Allah'a adamış, yıllarca Kuran yolunda hizmet etmiş Bediüzzaman Said Nursi şu sözüyle ölümü düşünen insanın yönelmesi gereken yolu çok güzel ifade etmektedir:

"Ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve ahiretine ciddi çalışır."

Üstad'ın buyurduğu gibi, ölümün yakınlığını bilen insan, ölümden sonraki ahiret hayatında yaşayacağı sonsuz yaşamda pişman olmamak için çok ciddi bir çaba gösterir. Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yapacağı bir ibadeti asla ertelemez; hiçbir şeyi ilerideki bir tarihe atmaz. Kesin olarak gideceği bu yer ile ilgili büyük bir hazırlık yapar. Üstad bir başka sözünde insanların ahiret için hazırlık yapmaları gerektiğine şöyle dikkat çekmiştir:

"Hazırlanınız! Başka, daimi bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki, bu ona nisbeten bir zindan hükmündedir."

Allah'a samimi bir kalple yönelen, güçlü iman sahibi müminlerin kabul edildiği cennet dünyanın yanında adeta bir zindan kadar küçük kaldığı, Allah'ın ayetinde belirttiği gibi "eni göklerle yer kadar olan„ son derece ihtişamlı bir yer olacaktır. Bu nedenle cenneti kazanmak, oraya layık olabilmek için insanın Allah'ın sakındırdıklarından sakınan, O'ndan içi titreyerek korkan ve O'na çok büyük bir ihlasla bağlı olan bir insan olması şarttır.

Öte yandan bu dünyanın kısa olduğu apaçık bir gerçektir. İnsanlar ortalalama 70-80 sene bu dünyada ömür geçirebilmekte, hatta çoğu o yıllara dahi ulaşamadan yaşamını yitirmektedir. Dünya bu kadar kısa ve geçici iken, onu hiç bitmeyecek zannetmek, daha doğrusu hiç bitmeyecekmiş gibi kendini kandırmak çok büyük bir akılsızlık olacaktır. Bediüzzaman Said Nursi bu konuyla ilgili olarak da şöyle buyurmuştur:

"Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdut, ömrünün günleri ma'dud ve her şeyin fanidir. Öyle ise şu kısa fani ömrünü fani şeylere sarf etme ki, fani olmasın. Baki şeylere sarf et ki, baki kalsın."

Allah katında önemli olan takva olduğuna göre, takva dışında her şey yok olucudur. İstediği kadar bu dünyada servet elde etmiş olsun, istediği kadar şöhret sahibi olsun, zenginlik, makam, mevki, kariyer, güzellik gibi tüm dünyevi özellikler insana ahirette hiçbir şey kazandırmaz. Önemli olan tek şey sonsuz hayatta kendisine kurtuluş sağlayacak takvayı elde edebilmektir. Bu konuyla ilgili Üstad'ın bir sözü de şöyledir:

"Senin elinden çıkmış bütün saadetlerinden çok yüksek ve daimi bir uhrevi saadet ve taze, baki bir gençlik seni bekliyorlar. Onları kazanmaya çalış."

Ahireti kazanmaya yönelik bir çaba içerisinde olmayan insan ne kadar büyük bir hata yaptığını ahirette anlayacaktır. Ancak geri dönüşü olmayan bu günde bu büyük gerçeği anlamış olması ona yine hiçbir şey kazandırmaz. Dolayısıyla geç olmadan gerçekleri görmek ve her şeyin sahibi olan Allah'a teslim olmak şarttır.

              51-100