|
ALLAH'IN
ÜZERİNİZDEKİ NİMETLERİNİ GÖRMEK VE ANMAK -1-
Hiçbir
insanın ne kadar uğraşsa yine de güç yetiremeyeceği yeryüzünün bütün
zenginlikleri,sonsuz merhamet ve lütuf sahibi olan Allah tarafından
insanların hizmetine verilmiştir. Allah'ın özellikle insanlar üzerinde
maddi ve manevi sonsuz nimeti vardır. Herşeyden önce eğer insanlar,
üzerinde düşünürlerse yaratılışlarının bir mucize olduğunu fark
edeceklerdir. Allah insanı bir miktar sudan yaratmış, sonra onu
şekillendirmiş ve ona en güzel sureti vermiştir. Allah'ın insana
ruhundan üflemesi, ona işitme, görme, duyma, hissetme, düşünme gücü
vermesi, şuur ve akıl bahşetmesi insana verilmiş en büyük nimetlerdir.
Ve Allah insanı mükemmel bir şekilde inşa etmiştir. Allah'ın büyük
bir nimeti olarak, insanın sahip olduğu tüm uzuvları, ve organları
yaşamını rahatlıkla geçirmesini sağlamaktadır.
En ufak bir kusur olmaksızın, insan vücudunun her parçası birer
harikadır. Allah'ın yaratışıyla hepsi görevlerini kusursuzca bir
insanın tüm yaşamı boyunca yerine getirmektedir. Örneğin kalp bir
gün olsun işini unutup atmasını durdurmaz, aksatmaz. Her an 100
bin km. uzunluğundaki dolaşım sistemine kan pompalamayı sürdürür
ve bir insanın hayatı boyunca kalbi 300 bin ton kan pompalar. Diğer
bütün organlar da tıpkı kalp gibi aynı çalışkanlığı gösterir. Böbrekler
de buna bir örnektir. Kan sürekli olarak bu organın içinden geçer
ve kanı sürekli olarak arıtır. Bu arıtım sayesinde insanı öldürecek
artıklardan vücudu temizler. Böbrekler her saat kanı iki kere arıtır.
Bunun aksamaması gibi bir büyük nimet, Allah'ın rahmeti, şefkati
sayesinde gerçekleşir. Bu harikalığı insanın görmesi lazımdır.
Bir insanın, sahip olduğu bedeninin harikalığına rağmen, canlılığını
sürdürebilmesi için dışarıda da birçok şartın hatasız ve eksiksiz
olması gerekir. Yaşamın temel şartlarından hava, varlığın devamı
için çok önemli ve olmazsa olmaz bir etkendir. Örneğin oksijen canlılığın
vazgeçilmez unsurlarındandır. İnsanın nefes alıp vermesi kadar doğal
bir olayda oksijenin tam oranında olması şarttır: %21; ne fazla
ne de az… Oksijenin fazlası hücrelerimizi yakardı, az olsaydı bu
defa da gıdalarımız enerjiye çevrilmezlerdi. Hava yaşamımız için
gerekli olan yüzlerce unsurdan sadece birisidir. İnsanın, dünyanın
açısı ve güneşe uzaklığı, atmosferin yapısı, güneş sistemi gibi
çok farklı değişkenlere bağlı birçok unsura daha ihtiyacı vardır.
Bu sistemlerin de işlerliğindeki kusursuzluk ve denge sayısız hayati
öneme sahiptir. Şimdi burada insanın düşünmesi gereken şey, bu muhteşem
sistemi kime borçlu olduğudur. Bu sistem sayesinde insanın tüm ihtiyaçları
karşılanmaktadır. Peki kim sayesinde böyle rahatlıkla yaşayabilmektedir?
Elbette bunu kendisini ve tüm evreni yaratan büyük kudret ve merhamet
sahibi olan Allah'a borçludur. Ve insan yalnızca kendisini Yaratan'a
karşı sorumludur. Cenab-ı Allah'ın insana sunduğu nimetler saymakla
bitmez. Her anımızda sayısız nimet birarada bulunmaktadır. Allah-u
Teala İbrahim Suresinin 32. ve 34. ayetlerinde insan üzerindeki
nimetlerinden bazılarını sayarak, insanın tüm bu nimetlere rağmen
pek nankör ve zalim olduğunu bildirmektedir.
Allah,
gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık
olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve onun emriyle gemileri, denizde
yüzmeleri için size, emre amade kılandır. Irmakları da sizin için
emre amade kılandır. Güneşi ve ayı hareketlerinde sürekli emrinize
amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır. Size
her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız,
onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek
zalimdir, pek nankördür. (İbrahim Suresi, 32-34)
Her
insan günlük yaşantısı içinde kaç kez suya ihtiyaç duyar? Susuz
bir yaşantı her zaman için bir felaket veya sefillik getirir. Cenab-ı
Allah tüm canlıların en çok gereksinim duydukları, eksikliğinde
hayatın son bulacağı suyu gökten belli ölçülerle indirir. Canlılar
aleminin çok önemli bir ihtiyacı olan "su" Allah'ın lütfu
sayesinde işte böyle bir nimet olarak tam da yeterli miktarda ve
gerekli tatta yaratılır. Yağmurun ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu
ve eksikliği durumunda elden hiçbir şey gelmeyip nasıl bir zorluk
yaşanacağını biraz düşünen insan, bu nimet için Allah'a sürekli
şükretmelidir. Rabbimizin izniyle her gün yeryüzüne düşen rahmet
ile toprak hayat buluyor, ekinler biçiliyor, hayvanlar besinini
elde ediyor, en sonunda en çok faydalanan yine insan oluyor.
Şimdi
siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan
indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık
onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? (Vakıa Suresi, 68-70)
İşte
bu sayede canlılar için ve tabi ki insan için ekinler, bağlar, bahçeler,
meyveler, hoşlanacağı her tür yiyecek oluşur. İnsan bunları; bağları,
bereketli arazileri kendisinin bir güç sarfedip de elde ettiğini
düşünürse çok büyük bir hata içine düşer. Çünkü Allah dilerse sadece
kuvvetli bir rüzgarı sebep kılar, dün sanki hiçbir zenginliği yokmuş
gibi tüm sahip oldukları silinir, süpürülür. Öyle bir durumda insan
yine Allah'tan başka bir yardımcı da bulamaz. Bu yüzden insan kendisine
verilen nimetlerin karşılığında aczini görmeli ve tüm kuvvetin Allah'a
ait olduğunu bilip şükretmeli, hamd etmelidir. Allah'ın üzerindeki
merhametinin gerçekten farkında olan insanın tavrı da elbette bu
şekilde olur.
Böylesine mükemmel bir şekilde düzenlenmiş bir dünyaya gözlerini
açan insan, bunların nasıl oluyor da bu kadar ihtiyaçlarını karşıladığını,
hep istediklerinin olduğunu düşünmek durumundadır. Kendisine sunulan
tüm nimetlerin kaynağını, nedenini unutup, sanki hep olacakmış gibi,
sahip olduklarının da hiç zarar görmeyecekmiş gibi bir ruh haliyle
nimetleri kullanmamalıdır. Allah'ın üzerindeki nimetini hep hatırlayıp
şükretmelidir. Allah'ın kudretini, yarattığı herşeydeki hikmeti,
güzelliği anlamaya çalışmalıdır. Etrafına bakıp "bu kadar çok
şeyi yaratan, bunlardan faydalanmama izin veren Rabbim beni de yarattı,
bana yol gösterdi, benden de Kendisine kulluk etmemi istiyor"
diye düşünmelidir. Allah kullarından üzerlerindeki nimetleri hatırlayıp
anmalarını istiyor. Allah'ın şefkat ve merhametiyle böyle nimetlerle
donatılan insan tüm bunları saymaya kalksa, aklına gelen her türlü
kategori ve matematik, mantık sistemini kursa yine de asla Rabbimizin
nimetlerini sayıp bitiremez. Allah bu imkansızlığı Nahl Suresinde
şöyle bildirmektedir:
Eğer
Allah'ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme
yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
(Nahl Suresi, 18)
|