|
NEFS-Ü
HEVANIN ÜÇ OYUNU
Kuran'daki
pek çok ayette nefsin iyiliğe ve kötülüğe yönelten iki farklı yönünün
olduğundan bahsedilir. Ben bu yazımda nefsin emrettiği kötülüklerden
söz ederek insanlar için önemli bir tehlikeye dikkat çekmek istiyorum.
İsyan, bencillik, büyüklenme, fesat çıkarma… Ayetlerde insanın nefsinde
var olan bu gibi kötülüklerden kurtulmanın tek yönteminin bunları
"örtüp sarmadan", görmezlikten gelmeden sakınmak olduğu
bildirilmektedir.
Nefiste var olan kızgınlık, kıskançlık, cimrilik, kendini beğenmek,
bencillik, hırs gibi olumsuz karakter özelliklerinin ortaya çıkış
nedeni, insanın sadece nefsinin emirlerine kapılması ve vicdanını
kullanmadan hareket etmesidir. Burada hemen bir noktaya dikkat çekmek
istiyorum. Her insanın nefsinde yukarıda saydığım kötü ahlak özellikleri
vardır. İstese herkes kızgınlığını çeşitli şekillerde dışa vurabilir,
sadece kendini düşünerek hareket edebilir, her an aksi ve ters cevaplar
verebilir. Üstelik bunları yapmak son derece kolaydır. Ancak bu
kötü ahlak özelliklerinin tümü insanın vicdanını ve iradesini kullanarak
kontrol altına alabileceği davranışlardır. Önemli olan bu gibi tavırların
tümünün nefsin bir oyunu olduğunu bilip tanımak ve farkına varıldığı
anda irade göstererek tam tersi bir karakter gösterebilmektir.
İnsan öfkelenir ama öfkesini kolaylıkla kontrol altına da alabilir.
İğneleyici söz söylemek, alaycı ifadeler kullanmak nefsin hoşuna
gidecek davranışlardır ancak irade kullanarak böyle bir ahlak göstermek
yerine tevazulu bir tavır gösterilebilir. İnsan nefsini ancak bu
şekilde eğitebilir ve kötülüklerinden sakınabilir.
Eserlerinde Müslümanları nefsin tehlikelerine karşı uyaran Mehmed
Zahid Kotku Hazretleri "felaketlerin başı" olarak nitelendirdiği
nefsin özellikle üç yönüne dikkat çekmiştir. Nefsin cimrilik, hevaya
uyma ve enaniyet oyunları Zahit Kotku Hazretlerinin önemle üzerinde
durduğu konulardır:
"Fenalıkların
tehlikelerin başı üç şeyde toplanır. Birincisi tam bir cimrilik
ki, bunun fenalığını söylemeye lüzum yoktur sanırım. Çünkü cimriyi
şimdiye kadar hiç kimse sevmemiştir. İkincisi: Nefs-ü hevasına
uymaktır. Nefs-ü hevalarına uyanların akibetleri de her zaman
görülmektedir. Zira nefs-ü hevalarına, arzularına uyanlar, nihayet
Allah-u Teala'nın emirlerini dinlemez ve yasaklarından da kaçamaz
olurlar. Sonunda bakarsınız ki maazallah dinden ve imandan çıkmıştır
da haberi yoktur. İnsanlar, hayvanlar gibi hür değildir. Nefs-ü
hevası ise, her istediğini yaptırmak ister. O zaman da hayvanlar
mertebesine düşürür ki bunun da tabiatiyle insan olana yakışmaz
olduğu her aklı selim sahibine malumdur. Binaenaleyh nefs-ü hevaya
uymak, her günahın her fenalığın başıdır. Neticesi de vahamettir.
Üçüncüsü: kendini beğenmektir ki bu da, nefs-ü hevaya uymanın
bir eşidir. Yani şu üç şey, bahilik, nefsi hevaya uymak, birde
kendini, kendi rey ve hareketlerini beğenmektir ki bu da başkalarını
daima aşşağı görmek ve onların hiçbir hareketlerini beğenmemek
çıkar. Bu suretle cemiyette ahenk ve nizam olmaz. O ister ki hep
benim dediğim olsun." (Zaid Kotku, Tasavvufi Ahlak s.145)
Cimrilik
Nefsin en önemli oyunlarından biri olan cimrilik çirkin bir ahlak
özelliğidir. Çünkü Allah ayetlerinde fakirleri doyurmayı ve barındırmayı,
ihtiyaçtan arta kalanını infak etmeyi emreder. Gelecek korkusu ile
hareket etmek ise ayetlerde kınanmaktadır.
Şeytan insanları fakir kalmakla korkutur. Şeytanın bu oyununa kapılıp
cimrilik yaparak Allah'ın ayetlerinden yüz çevirmiş olan insanlar
için dünyada büyük bir iç sıkıntısı vardır. Her an mallarına birşey
olacağı korkusuyla yaşadıkları için rahat ve huzurlu değildirler.
Üstelik cimriliğin insana kaybettirdikleri sadece dünyada yaşadıkları
ile sınırlı değildir. Bu kişiler cimrilikleri nedeni ile ahirette
de büyük bir kayba uğrayacaklardır.
Allah, kıyamet günü bu insanların cimrilik ettikleri ve yığıp biriktirdikleri
ile tasmalandırılarak cezalandırılacaklarını bildirmiştir:
Allah'ın
bol ihsanından kendilerine verdiği şeylerde cimrilik edenler bunun
kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır: bu onlar için
şerdir: kıyamet günü cimrilik ettikleriyle tasmalandırılacaklardır.
Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah yaptıklarınızdan haberi
olandır. (Al-i İmran Suresi, 80)
Vicdanlarının
sesini dinleyen kişiler ise Allah'ın emri gereği ellerini ne çok
sıkıp cimrilik yaparlar, ne de gereksiz yere çok açarak saçıp savururlar.
Müminler Allah'ın ihsanından kendilerine verdiği nimetleri yine
Allah yolunda harcarlar. Çünkü iman eden kişiler yerin ve göklerin
hakimi olan Allah'ın tüm mülkün sahibi olduğunu bilirler.
İnsanlar da dahil yeryüzündeki tüm canlıların rızıklarını veren
Allah'tır. Vicdanının sesini dinleyerek ihtiyaçtan arta kalanını
infak eden, yoksulu, yolda kalmışı doyuran ve nefsinin cimri tutumundan
korunan insanlar Allah'ın vaadi üzerine gerçek kurtuluşa ereceklerdir.
Zahid Kotku Hazretleri cimrilerin ve cömertlerin durumunu şöyle
açıklamaktadır:
"Binaenaleyh,
bahilik ile diğer kötü ahlaklar hiçbir zaman bir müminde bulunamazlar.
Mümin en evvel iyi ahlak sahibidir, sonra abiddir, zahiddir, sahidir;
çünkü cömert insan malum olduğu üzere hem Allah'a yakın, hem Cennete
yakın, hem de insanlara yakındır. Aynı zamanda Cehennemden uzaktır.
Bahilik ise bilakis Allah'tan uzak, cennetten uzak, hem de insanlardan
uzaktır ve Cehenneme yakındır. Onun için cömert kişi cahil dahi
olsa, bahi olan alimden, abidden daha makbul ve daha Hak'ka sevgilidir."
|