|
DEĞERLİ
İSLAM MÜTEFEKKİRİ ESAT COŞAN'DAN ÖNEMLİ NASİHATLER
İnsanların
Allah'ın haram kıldığı ve yapılmasından men ettiği konularda, kendi
anlayışlarına göre büyük ya da küçük diye bir ayırım yapmaları Kuran
ahlakına uymayan bir tavırdır. Çünkü bu zihniyet bir çok insanın
-bilerek veya bilmeyerek- Kuran ahlakından ve sünnetlerden uzak
bir yaşam sürmesine neden olur. Hatta pek çok insan bu mantık neticesinde
ve "bundan bir şey olmaz" düşüncesiyle Allah'ın haramlarını
kendisine helal hale getirmiş ve bir çok günahın meşru olduğuna
kendisini inandırmış olabilir.
Bu durumun en önemli sebeplerinden birisi insanların kendilerinin
araştırıp öğrenerek değil, kulaktan dolma bilgilerle dini tanımalarıdır.
Halbuki halk arasında İslam diniyle ilgili bir çok hurafe ve aslı
olmayan bilgi dinin esası olarak kabul edilir. Eğer insan kendi
hayatını bu bilgilere göre yönlendirir ve asıl kaynağından öğrenme
imkanı olduğu halde, kendi dinini kulaktan dolma bilgilerle uygulamaya
kalkarsa, o zaman ahirette büyük bir pişmanlık içine düşebilir.
Bu nedenledir ki Mehmet Zaid Kotku Hocamız bir çok sözünde Kuran
okumanın önemine dikkat çekmiş ve insanların tümünü Kuran'ı bizzat
okuyup çevresine de okutmaya davet etmiştir. Aşağıdaki söz bu değerli
tavsiyelerinden biridir
"Çok
aziz ve muhterem kardeşim, sen de kat'iyyen ihmal etme de Kuran-ı
Kerim'i hem kendin oku, hem de bütün aile fertlerinin titizlikle
üzerinde durarak, onları da okut. Yalnız dünya bilgilerini vermek
için çalışıyorsan, nafile. Asıl ebediyyen faydası olacak olan
bu Kur'an-ı öğret ve üzerinde durarak tatbikine sa'y ve gayret
eyle." (Mehmet Zaid Kotku,, T. Ahlak, 4/240)
Ancak Zaid Kotku Hocamız'ın bu tavsiyesinin önemini kavrayamayan
pek çok kişi vardır. Bu insanlar sadece belirli haramlardan haberdardırlar.
Sözgelimi kumar oynamanın, domuz eti yemenin, zina yapmanın haram
olduğunu bilirler, ancak Kuran okumadıkları için ayetlerde müslümanlar
için tarif edilen yaşam ve ahlak modeli hakkında bir fikirleri yoktur.
Bu nedenle Allah'ın yapılmasından tüm inananları menettiği ahlak
özelliklerini yaşamakta bir sakınca görmezler.
Bu bakış açısıyla, örneğin öfkelenmek, insanların bir çoğu için
son derece sıradan bir olaydır. Herhangi bir şekilde çıkarları engellenen
bir insanın öfkelenmesi halk arasında son derece doğal karşılanır.
Öfkesini kontrol etme gereği duymayan ve sinirlendiği bir anda rahatça
saldırganlaşan ve kırıcı olabilen insanların bir çoğu ahirette bu
tavırlarının karşılarına çıkacağını düşünmez. Halbuki Allah iman
edenlere öfkeye kapılarak hareket etmeyi yasaklamıştır. Ayetlerde
böyle bir durumda insanın adaletsiz olacağı ve doğru karar veremeyeceği
açıklanmıştır. Bu nedenle iman eden bir insan her ne olursa olsun
sakin, itidalli, adil ve merhametli olmak durumundadır. İnsanlar
Allah'ın emirlerine koşulsuz uymakla sorumludurlar. Ancak burada
önemli bir nokta daha vardır ki, buna Esat Coşan Hocamız dikkat
çekmiş ve insanlar için büyük bir tehlikeye şu sözleriyle işaret
etmiştir:
"Günahlar,
kalbi lekeler, karartır, idrâk ve irfanı söndürür, çok olursa
kalbi taş gibi, hatta daha katı ve kasvetli hale getirir. Demirin
paslandığı gibi, zamanla kalp de paslanabilir. Bu pas ve lekelerin
giderilmesi ve kalbin cilalanıp parıldaması zikir ile olur. Zikre
devam edildikçe kalp nurlanır, parlar, pırıl pırıl bir makine
gibi sessiz ve rahat çalışır, idraki çoğalır, anlayış ve sezişi
artar, hislenir, hassaslaşır, güzel ve iyi şeyler istemeğe başlar,
niyeti halisleşir, sâfileşir."
"Bundan
bir şey olmaz" mantığında olan insanlar, insanlarla alay etmek,
yalan söylemek, kendi nefsini başkalarının önünde tutmak, infak
ederken imkanlarının çok altında zekat vermek, insanların gıyabında
olumsuz konuşmak, bir dedikoduyu aktarmak gibi, hüsn-ü zanda bulunmamak,
fasıktan gelen habere inanmak gibi eylemleri önemli bir ahlak bozukluğu
olarak görmezler. Oysa bu ve bunun gibi daha pek çok ahlak bozukluğu
Kuran'da detaylı olarak tarif edilmiş ve tüm insanlara bu tavırlardan
sakınmaları emredilmiştir.
Ayrıca "bundan bir şey olmaz" gibi cahilce ve akılsızca
bir düşünceyle hareket etmek iki açıdan insanlar için büyük bir
tehlikedir. Bunlardan birincisi önemsiz gibi görünen bu tavırların
tümünün ahirette tek tek hesabının verileceğidir ki, Allah katında
önemli görülmeyeceği düşünülen bir çok tavır insanın karşısına çok
farklı bir şekilde çıkabilir. Nitekim Allah bu düşünceyle günah
işleyenlere uyarıda bulunmuş ve şeytanın Allah'ın affediciliğiyle
insanları aldatmasına karşı dikkatli olmayı emretmiştir. Bu nedenle
insanın kendisini kandırması, ahirette çok şaşırmasına ve cehennemle
karşılaştığı zaman büyük bir pişmanlık yaşamasına sebep olabilir.
İkinci büyük tehlike ise Sayın Coşan Hocamız'ın dikkat çektiği husustur.
Insanların küçük gördüğü ahlak bozuklukları zamanla o kişinin vicdanının
körelmesine ve aklını kullanamaz hale gelmesine sebep olabilir.
Çünkü Allah ayetlerde kalplerin zaman geçtikçe katılaşabileceğinden
bahsetmektedir. Nitekim bir çok insanın "bundan bir şey olmaz"
düşüncesiyle işlediği günahlar onları zamanla son derece vicdansız,
duyarsız ve katı biri haline getirmektedir. Alaydan bir şey olmaz,
bir iki kişiye öfkelenmekten bir şey olmaz, küçük bir yalandan bir
şey olmaz, ufak bir sahtekarlıktan bir şey olmaz, bir söz tutmamaktan
bir şey olmaz, küçük bir dedikodudan bir şey olmaz diyerek hayatını
küçük gördüğü günahlarla dolduran bu insanların vicdanı gün geçtikçe
körelmeye ve zamanla Allah'tan uzak bir yaşam sürmelerine neden
olur.
Halbuki her konuda vicdanını kullanan ve küçük büyük demeden her
günahtan korkarak hareket eden bir mümin gün geçtikçe daha güzel
ahlaklı, daha vicdanlı ve daha takva olur. Vicdanını kulladıkça
vicdanı ve aklı gelişir. Hem dünyadaki hem de ahiretteki hayatı
güzelleşir. Bu nedenle Sayın Çoşan Hocaefendi'nin bu tavsiyesine
kulak vermek ve insanları bu tehlikeye karşı uyarmak büyük önem
arzetmektedir.
|