|
MÜSLÜMAN
MÜSLÜMANIN KARDEŞİDİR
Dinden
uzak insanlar çoğu konuda birbirleriyle uzlaşamaz, fikir ayrılıkları
sebebiyle samimi bir dostluk ve kardeşlik bağı içinde olamazlar.
Ancak müminler için böyle bir durum sözkonusu değildir. Çünkü müslümanlar
Kuran ahlakını en güzel şekilde yaşamaya çalışan, daima Allah'ın
razı olacağı amellerde bulunma yarışında olan kimselerdir. Kendileri
için yol gösterici ve doğruya yönelten bir nur olarak Kuran-ı Kerim'e
iman etmişlerdir. Bu nedenle herhangi bir konuda farklı fikirler
de taşısalar, farklı uygulamalarda da bulunsalar sonuçta ulaşacakları
ortak nokta tektir. Salih bir müslüman bir başka müslümanla fikir
ayrılığına düştüğünde, kendi fikrini açıklar, karşısındakinin fikrini
dinler ve sonra da Kuran'da emredildiği gibi güzel olan söze uyar.
Yani Kuran'ın hakemliği doğrultusunda, hak olan neyse ona tabi olur
ve kendi fikri yanlışsa bu konuda ısrarcı davranmaz. Her zaman öğüt
ve hatırlatmaya açık, uzlaşmacı bir yapısı vardır.
Bu nedenle dinden uzak insanlar arasında bir türlü sağlanamayan
dostluk ve kardeşlik müslümanlar arasında kolaylıkla sağlanabilir.
Nitekim Kuran'da da müslümanların kalplerinin Allah tarafından uzlaştırıldığı
ve kardeş kılındıkları şöyle haber verilmiştir:
Allah'ın
ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın
sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz.
O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle
kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken,
oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah,
size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)
Yukarıdaki
ayetle haber verildiği gibi kardeşlik bağı, Allah tarafından müslümanlara
verilmiş çok büyük bir nimettir. Ancak elbette her nimet gibi bu
nimetin de şükrünün hakkıyla yapılması gerekir. Bu nimetin kıymetinin
nasıl bilineceğini, kardeşlik nimetine hakkıyla nasıl şükredileceğini
ise Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle bildirmiştir:
"Her müslüman diğer müslümanın din kardeşidir. Müslüman,
müslümana zulüm etmez. Müslüman, müslüman kardeşinin başına gelen
musibet zamanında onu terk etmez; yalnız bırakmaz. Hangi müslüman
ki, müslüman kardeşinin hacetine yardımda bulunursa, Allah-ü Teala
da onun ihtiyaçlı zamanında hacetini kaza eder. Müslüman bir kul,
din kardeşinin yardımında bulundukça, Allahü zül-Celal de ona
yardımda bulunur. Hangi müslüman ki, bir müslümandan dünya darlığını
giderir ve onu sevindirirse, Allah-ü Teala da, kıyamet gününde
onun ayıplarını örter." (Buhari)
Peygamberimiz'in
hadisinde bildirilen bu üstün ahlak kuşkusuz sahabelerin ve Kuran'da
haberleri bildirilen tüm salih müminlerin ahlakıdır. Müminler her
zaman birbirleri için gerçek bir dost, veli, yardımcı ve destekçidirler.
Bir zorluk içinde olan kardeşlerine kolaylık yolları açarlar, bir
hataya düşen kardeşlerini öğütle doğru yola davet ederler, bir haksızlıkla
karşılaşan kardeşlerine maddi ve manevi destekte ulunurlar…
Üstelik bu kardeşlik hiçbir çıkara dayalı olmayan, hiçbir karşılık
gözetilmeyen bir kardeşlik ve dostluktur. Mehmet Zahit Kotku'nun
müslümanlar arasındaki kardeşlik bağları ile ilgili olarak yukarıdaki
hadisin ışığında yaptığı açıklama şöyledir:
"Bu
hadisleri okuduktan sonra, müslümanla kardeş olduğunu bilmeyen
hiçbir müslüman yoktur sanırım. Eğer bilmiyorsa cidden çok ayıptır.
Bilip yapmamak, bilmemekten daha fena ve daha kötüdür. Halbuki
bu kardeşlik, dinde olduğuna göre ana, baba kardeşliğinden daha
mühimdir. Zira ebedidir, menfaatlere dayanmaz. Yalnız Hak'kın
emrine imtisal ve onun rızasını kazanmak için yapılan fedakarlıktır.
Sevabı da o nisbette çoktur." (Tasavvufi Ahlak, cilt 4, s.180)
Bu
hikmetli açıklamalardan da anlaşılmaktadır ki, müminler birbirlerine
karşılık beklemeksizin daima destek olmalıdırlar. Bu, Allah'ın rızasını
kazanmanın, ahlaken olgunlaşmanın, takvada ilerlemenin yollarından
biridir.
Dinsizliğin
şiddetlendiği, insanların Allah'ın kitabından ve Peygamberimiz'in
sünnetinden uzaklaştığı bir dönem içinde yaşıyoruz. Doğru ile yanlışın,
iyi ile kötünün, zalim ile mazlumun birbirine karıştırıldığı bir
dönem… Öyle ki bu zamanda hainler emin biliniyor, eminler ise iftiralarla,
karalamalarla, asılsız haberlerle adeta birer hainmiş gibi gösterilmeye
çalışılıyor. İşte bu yüzden bu günler Allah'ın rızasını arayan insanların
birbirleriyle birlik ve beraberliği pekiştirmeleri, birbirlerine
her konuda destekçi olmaları gereken bir dönem. Öyle ki, müslümanların
bu dönemde Allah'ın emrettiği kardeşlik bağlarını sağlamak, birbirlerine
dost ve veli olmakla denendiklerini bile düşünmek mümkün.
Ancak ben inanıyorum ki, samimi ve vicdan sahibi tüm müminler bu
imtihanı en güzel şekilde geçiriyorlar. Haksızlığa uğrayan, asılsız
dedikodularla yıpratılmaya çalışılan, müminin en kıymetli özelliklerinden
olan iffetine yönelik iftiralara maruz kalan, kendi karakteriyle
taban tabana zıt bir insan olarak tanıtılmaya çalışılan kardeşlerine
sözlü veya yazılı, maddi veya manevi her imkanla yardımcı olmaya
çalışıyorlar. İşte bu güzel dayanışma için ben haksızlığa uğrayan
insanlar adına tüm salih insanlara teşekkür etmek istiyorum. Ve
Peygamber Efendimiz'in hadisinde bildirdiği gibi, kardeşinin karşılaştığı
zorlukta onu yalnız bırakmayan müslümana, kendisinin muhtaç olduğu
dönemde de Rabbimiz'in yardım edeceğini müjdeliyorum.
|