|
MÜMİNLER
ADİL İNSANLARDIR
Müminlerin
en belirgin özelliklerinden biri adil olmalarıdır. Çünkü adalet
yapmak, insanlar arasında adaletle hükmetmek Allah'ın bir emridir.
Kuran'da bu konuyla ilgili olarak pek çok ayet yer almaktadır. Bu
ayetlerden birinde Allah şöyle buyurmaktadır:
Şüphesiz
Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve
insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor.
Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor. Doğrusu Allah, işitendir,
görendir. (Nisa Suresi, 58)
Müminler
çok güçlü bir Allah korkusuna sahip oldukları ve dünyada yaptıkları
davranışlar nedeni ile tek tek hesap vereceklerini bildikleri için,
her zaman her koşul altında son derece adil olmaya dikkat ederler.
Bununla birlikte adil olurlarsa Allah'ın rızasını ve sevgisini kazanacaklarını
da bilirler. Allah bir ayetinde bu gerçeği şöyle bildirmiştir:
Onlar,
yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse
aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek
olursan, sana hiç bir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında
hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri
sever. (Maide Suresi, 42)
Aynı
zamanda müminlerin adalet anlayışları çok da hassastır. Adil olmak
gerektiğinde ailelerinin, yakınlarının ve hatta kendilerinin menfaatlerini
dahi geri plana iterler. En titiz şekilde adaleti yerine getirmeye
çalışırlar. Müminlerin bu titizliklerinin kaynağı elbette Kuran
ahlakıdır. Allah Kuran'da müminlere adaletin tanımını şöyle yapar:
Ey
iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine
bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar)
ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha
yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın.
Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz,
şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi,
135)
Şüphesiz
ki yukarıdaki ayette tarif edilen ahlak çok yüksek bir ahlaktır.
Özellikle de günümüzdeki toplumsal yaşantı göz önüne alındığında
bu ahlakın değeri daha iyi anlaşılır. Bilindiği gibi günümüzde insanlar
çok küçük bir menfaat uğruna rahatça yalancı şahitlik yapabilmekte,
ünlü olmak, şöhret olmak, dikkat çekmek için tertemiz insanlara
iftiralar atıp onlara çirkin ithamlarda bulunabilmektedirler. Üstelik
bu insanların ahlaksızlıkları, vicdansızlıkları ve yalancı şahitlikleri
son derece açık olmasına karşın toplumda itibar görebilmekte, çoğu
insan bu kişilerin söylediklediklerine rağbet edebilmektedir.
Yine günümüzde insanların çok küçük menfaatler uğruna yakınlarını
kayırdıkları, bundan dolayı diğer insanlara haksız muameleler yaptıkları,
maddi durumu iyi olmayan insanları ezdikleri, varlıklı insanlara
farklı tavır gösterdikleri, küçük çıkar teklifleri karşısında dahi
adaletten taviz verdikleri gözönüne alınırsa müminlerin üstün ahlakı
daha iyi takdir edilebilir. Çünkü müminler bilmedikleri şeye inanıp
ardından gitmekten ve zanna uymaktan şiddetle sakınır, adalet konusunda
son derece titiz davranırlar.
Bu, müminlerin her zaman Allah korkusu ile hareket etmeleri ve tüm
koşullar altında vicdanlarının sesini dinlemeleri nedeniyledir.
Vicdanlı olan insan yüksek bir Allah korkusuna sahip olacağı için
Allah'ın emrine titizlikle uyar. Allah'ın adaleti emretmesi ve adil
olanları sevdiğini bildirmesi ise vicdanlı insanlar için en büyük
harekete geçirici güçtür. İşte müminlerin yüksek ahlakının altında
yatan ana sebeb budur.
Müminler
Allah'ın Adaletine Güvenirler
Allah'ın kullarından ne derece hassas bir adalet istediği, onların
adil insanlar olmalarını emrettiği açıktır. Allah Kuran'da kendi
adaletini de insanlara bildirmiştir. Bu, insanların görebileceği
en üstün, en mükemmel adalettir.
Bilindiği gibi dünya hayatı, insanların ahlak ve tavırlarını sınandığı
bir yerdir. Allah kitapları ve elçileri aracılığıyla insanlara iyi
ve kötüyü, yanlışı ve doğruyu, vicdanı ve vicdansızlığı bildirir.
Herkes kendisine bir yol seçer. Kimi tüm yaşamı boyunca vicdanının
sesini dinleyip Allah'ın hükümlerine uyarken, kimi de bunu çirkin
karşılar. Ancak kısa dünya hayatının ardından sonsuz bir hayat devam
etmektedir. İnsanların sonsuz yaşamlarında ödüllendirilmeleri ya
da cezalandırılmaları ise dünya hayatını nasıl geçirdiklerine bağlıdır.
Allah tüm insanların dünya hayatında yaptıklarından dolayı hesaba
çekileceği o "din günü" insanlar arasında adaletle hüküm
verir. Allah'ın hesap günü nasıl üstün bir adaletle hükmedeceği
Kuran'da şöyle haber verilir:
Biz
ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiç
bir nefis hiç bir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi
bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak biz
yeteriz. (Enbiya Suresi, 47)
Görüldüğü
gibi yapılan şey bir hardal tanesi kadar dahi olsa din günü gözardı
edilmeyecektir. Böylece insanlar yaptıklarının karşılığını en adil
şekilde almış olacaklardır. Bir başka ayette ise Allah'ın sonsuz
adaletini şöyle tarif edilir:
…De
ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha
hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik
kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız." (Nisa Suresi,
77)
İşte
müminlerin Allah'ın adaletine güvenmelerinin sebebi budur. Elbetteki
hesap günü müminlere iftira atanlar, onlar hakkında yalancı şahitlikle
bulunanlar, onlara haksızlık yapanlar bunun karşılığını en adil
şekilde alacaklardır. Onların yaptıklarından hardal tanesi kadar
birşey eksik bırakılmayacak, yapılan kötülükler ve iyilikler karşısında
hiç kimse haksızlığa uğratılmayacaktır. O gün haklı haksızdan ayrılacak
ve adalet yerini bulacaktır.
|