KENDİSİNDEN
KORKULMAYA LAYIK OLAN YALNIZCA ALLAH'TIR
İnsanların
çok büyük bir bölümü günlük konuşmalarında ya da başlarına gelen
olaylar karşısında sık sık Allah'ın adını anar, Allah'a iman ettiklerini
ve O'ndan korktuklarını söylerler. Ancak halis iman sahibi müminlerin
Allah korkusuyla imanı zayıf kişilerin Allah korkusu birbirinden
çok farklıdır.
İmani zaaf içinde olan kişiler her ne kadar Allah'a iman ettiklerini
ve O'ndan çok korktuklarını iddia etseler de, sürdürdükleri gafilane
yaşamları ile bunun tam aksini kanıtlarlar. Böyle kişiler hayatlarında
"kimseye bir kötülük yapmadıklannı" ve "kalplerinin
çok temiz olduğunu" iddia ederek Kuran'ın hükümlerini, Allah'ın
emir ve tavsiyelerini yerine getirmelerinin o kadar da gerekli olmadığına
inanırlar. Dine karşı ilgisizdirler. Vicdanlarını rahatlatmak için
yaptıkları birkaç küçük güzel tavır ile dinin bütününü yaşadığını
sanır ve kendilerini kandırırlar. İşte bu durum onların Kuran'da
tarif edildiği şekliyle Allah'tan korkmadığını göstermektedir. Nitekim
Bakara suresi 8. ayetinde Allah "pek çok insanın Allah'a ve
ahiret gününe iman ettiğini söylemesine rağmen, gerçekten inanmadıklarını"
belirtmektedir. Çünkü Allah'a samimi bir kalple iman eden bir kişi,
gerçek Kuran ahlakını yaşayan kişidir. Allah Yunus suresi, 31. ayetinde;
De
ki: Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara
ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden
çıkaran kimdir? Ve işleri evirip-çeviren kimdir? Onlar: Allah
diyeceklerdir. Öyleyse de ki: Peki siz yine de korkup-sakınmayacak
mısınız? buyurmaktadır.
Yani
pek çok insan Allah'ın varlığına, rızık verenin, her şeye malik
olanın Allah olduğuna iman eder, ancak yine de O'ndan Kuran'da tarif
edilen şekilde korkmaz. Oysa Allah korkusuna sahip olabilmek için
yüzeysel iman etmek yeterli değildir. Gerçek iman ve yakin sahibi
olabilmek, din ahlakını samimi olarak yaşayabilmek ve Allah'ın tüm
emir ve tavsiyelerini titizlikle uygulayabilmek için O'ndan şiddetle
ve hakkıyla korkmak gerekir.
Allah'tan korkmayan bir kişinin hayatta korkacağı pek çok kişi ve
olay vardır. Malını, mülkünü yitirme, iyi bir gelecek elde edememe,
itibarını kaybetme, iş sahibi olamama, hastalanma, sakat kalma,
ölüm gibi korkular Allah'a tevekkül edemeyen bir kimsenin üzerinde
ağır bir yüktür. Allah'tan korkan bir kişinin ise hayatında korkacağı
hiçbir şey yoktur. Çünkü Allah Bakara suresi 150. Ayetinde "…Onlardan
korkmayın, Benden korkun..." diyerek yalnızca Kendisi'nden
korkulmasını ve yalnızca Kendisi'ne rağbet edilmesini emretmektedir.
Mümin Allah'ı çok iyi tanıdığından ve kendisine şah damarından daha
yakın olduğunu bildiğinden Allah'tan şiddetle korkar. Onun için
Allah'tan korkup sakınmak hayatın en önemli amacıdır. Nitekim Tevbe
suresi 109. ayetinde Allah insanların yaşamlarını sağlam bir iman
ve Allah korkusu üzerine inşa etmeleri gerektiğini belirtmiştir;
"Binasının
temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır,
yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla
birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi?
Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez."
Allah'ı
Kuran'da tarif edildiği şekilde tanıyan bir kişinin O'ndan korkmaması
mümkün değildir. Allah korkusu insanın bildiği diğer korkuların
hiçbirine benzemez. İnsanın yaşadığı diğer tüm korkular sıkıntı
ve azap verir. Müminin sahip olduğu Allah korkusu ise içli ve derin,
saygı dolu ve mümine haz veren bir korkudur. Bu korku insanı hiçbir
zaman ümitsizliğe ve karamsarlığa sürüklemez, aksine neşe ve ümit
verir. Çünkü mümin Allah'ın intikam alıcı, azap veren, zillete düşüren
ve kahreden gibi sıfatlarının yanı sıra sonsuz şefkat ve merhamet
sahibi olduğunu, bağışlayıcılığını, kendisine olan fazlını ve lütuf
olarak verdiği nimetlerini aklından hiçbir zaman çıkarmaz. Bu da
müminin Allah korkusu ile birlikte umut içerisinde yaşamasına neden
olur. Ayrıca Allah korkusu mümine kendi aczini, fakrını ve Allah'a
karşı kul olduğunu hatırlatır. Her zaman Allah'ın kendisinden razı
ve hoşnut olacağı şekilde davranmaya, güzel ahlaklı olmaya, şeytanın
ve nefsinin kötülüklerine karşı korumasını sağlar. Ahlakının güzelleşmesine,
aklının ve kabiliyetlerinin artmasına vesile olur. Ahirete olan
özlemini perçinler. Allah'a olan sevgisini ve bağlılığını artırır.
Allah'tan korktuğu şiddette O'nun tecellilerine karşı büyük bir
muhabbet ve saygı duyar. Buna karşılık şeytan ise insanı Allah'tan
uzaklaştırmak için var gücüyle çalışır. Bu yüzden şeytana yapılacak
en büyük darbe Allah'a derin bir iman ile bağlanmak ve O'ndan gereği
gibi korkmaktır.
Allah'ı daha derin bir şekilde kavrayabilmek için insanın sabır
ve dua ile yardım dilemesi gerekir. Çünkü hidayeti artıracak olan
yalnızca Allah'tır. Allah bunun için insanlara bir takım vesileler
ve çıkış yolu göstermektedir. Allah'ın varlığını, gücünü ve kendisine
olan yakınlığını derin düşünmeye vakit ayırması, çevresinde gelişen
olayları her zaman Kuran gözüyle değerlendirmesi, Allah'ın huzurunda
olduğunu, en sıkışık, en zorlu, en konforlu anlarında dahi O'nu
unutmaması gerekir ki, hakkıyla korkup sakınabilsin. Samimi tefekkür
etmek, aklı tam olarak kullanmak ve samimiyet ile bu yakin Allah'ın
izniyle hemen oluşur.
|