İNKAR EDENLERİN YAŞAYACAKLARI BÜYÜK PİŞMANLIK

İnsan gün boyunca büyük ya da küçük pekçok hata yapar, hatta bir gün içinde onlarca kusuru ve eksikliği olur. Birşeyler unutabilir, ağzından yanlış bir kelime çıkabilir, maddi ya da manevi çok ciddi sonuçlar doğurabilecek hatalar yapabilir. İşte bu noktada dinden uzak insanlarla müslümanlar arasındaki önemli bir fark ortaya çıkar.

İman eden bir kişi herhangi bir hata işlediğinde, bir kusuru ya da eksikliği olduğunda her olayın Allah'ın bilgisi ve izniyle gerçekleştiğini, başına ne gelirse gelsin Allah'ın dilemesiyle olduğunu düşünür; bu nedenle de tevekküllüdür. Allah'ın yarattığı her olayda çok büyük hikmetler ve hayırlar gizli olduğunu bilir, bu güzellikleri görmeye çalışır. Bu hata onun kendisindeki eksiklikleri düzeltmesini, kusurlarını gidermesini, aynı tavrı bir daha tekrarlamamasını sağlayacak bir uyarı niteliğindedir. Onda sıkıntı, üzüntü ya da bunalım oluşturmaz, heyecana ya da paniğe neden olmaz. Aksine bu pişmanlık daha iyiye yönelten, manevi gelişmeye vesile olan bir karar alma şeklinde görülür. Nitekim bir mümin hatasından sonra hemen Rabbine tevbe eder ve O'nun kendisini bağışlayacağını umar. Daha sonra da aynı şevk ve heyecanla hayırlarda yarışmaya devam eder.

Bir hatadan sonra yaşanan pişmanlık söz konusu olduğunda dinden uzak, ahiret inançları olmayan kimselerin tavrı ise bambaşka olur. Böyle hatalardan sonra dinden uzak, tevekkülsüz insanlar şiddetli bir pişmanlık yaşarlar. O hatayı yapmamış olmayı ister, hatta o anı hiç yaşamamış olmayı dilerler. Ve bunu da biraz isyankar, şikayetçi bir üslupla dile getirir, sık sık "keşke" ifadesi geçen cümleler kullanırlar. Yaptıkları hata sonucunda oluşan maddi veya manevi zarar nedeniyle çok büyük bir üzüntü yaşar, kendi tabirleriyle "bunalıma" girerler. Hatalarından ötürü Allah'a tevbe etmeyi, bağışlanma dilemeyi ve bir an önce tavırlarını ıslah etmeyi düşünmezler. Aksine sürekli "nasıl yaptım", "niçin böyle oldu", "keşke şöyle olsaydı" gibi boş kuruntularla vakit harcadıkları için pişmanlıkları bir türlü bitmek bilmez.

Fakat bu, sadece dünya hayatında yaşadıkları pişmanlıktır ve ne kadar uzun sürse de bu pişmanlık kıyamet gününde yaşayacakları pişmanlığın yanında çok kısa kalacaktır. Harun Yahya'nın Pişman Olmadan Önce isimli kitabında inkar edenlerin kıyamet gününde yaşayacakları pişmanlık şu şekilde tarif edilmektedir:

"Allah'a iman etmeyen insanlar yaşamları boyunca sık sık pişmanlık duygusuna kapılırlar. Tevekküllü olmadıkları için karşılaştıkları zorluklarda, yaptıkları bir hatada müthiş bir iç sıkıntısı yaşarlar. Hayatları boyunca pek çok olayda "keşke" kelimesini kullanırlar; "keşke yapmasaydım", "keşke söylemeseydim", "keşke gitmeseydim"… Ancak bundan daha önemli bir konu vardır ki, dünyadayken yaşadıkları bu sıkıntılı pişmanlıktan çok daha büyüğü ahirette karşılarına çıkacaktır. Dünyada iken dinden uzak yaşayan insanlar, ahirette dünyada geçirdikleri her dakikanın an an pişmanlığını duyacaklardır. Çünkü dünyada çoğu defa uyarılmış, doğru yola davet edilmişlerdir. Kendilerine verilen süre içerisinde düşünebilecekleri ve doğruyu bulabilecekleri çok fazla zamanları olmuştur. Ancak bu anları hep göz ardı etmiş, uyarıldıklarında dinlememiş ve dünya hayatının hiç son bulmayacağı gibi bir hisse kapılarak ahireti unutmuşlardır. Ne var ki, cehennem ile karşılaştıklarında artık geri dönüp telafi etme imkanı bulamayacaklardır."

Harun Yahya'nın da dikkat çektiği gibi insanların büyük bir bölümü ölümü ve ölümden sonraki hayatı düşünmemeye çalışırlar. Oysa ölüm her canlının kesin olarak karşılaşacağı apaçık bir gerçektir. Allah "Elbette sizin kensidinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp buluşacaktır. Sonra gaybı da müşahade edilebileni de bilen Allah'a döndürüleceksiniz" (Cuma Suresi, 8) ayetiyle her insanın hayırdan ya da şerden yaptıklarıyla birlikte, yapayalnız bir şekilde hesaba çekileceğini bildirmektedir. Ölüm ise inkarcıların sonsuz ahiret hayatında yaşayacakları sonsuz pişmanlık için sadece bir başlangıçtır. Allah Kuran'da inkar edenlerin o gün yaşayacakları şiddetli pişmanlığı şu şekilde bildirir:

Gerçek olan vaat yaklaşmıştır, işte o zaman, inkar edenlerin gözleri yuvalarından fırlayacak: "Eyvahlar bize, biz bundan tam bir gaflet içindeydik, hayır, bizler zalim kimselerdik" (diyecekler). (Enbiya Suresi, 97)

Allah bu dünyayı, insanların kötülüklerinden arınmaları, iyiden, güzelden ve hayırdan yaptıklarını artırmaları ve başlarına gelenlerle denenmeleri için yaratmıştır. O nedenle de insanların bu dünya hayatındayken eksikliklerini, hatalarını fark etmeleri, o pişmanlığı burada yaşamaları ve bir an önce de telafi etmeleri gerekmektedir. Sonsuz ahiret hayatında güzel bir hayat yaşamak ve salih müminlerle birlikte olmak isteyen bir insanın yapması gereken tek şey samimi bir kalple Rabbine yönelip, tevbe etmek ve tüm hayatını Rabbinin emrettiği şekilde yaşamaktır. Çünkü ölüm yaklaşarak gelmekte ve telafi etme imkanı da "o an"a doğru yaklaştıkça azalmaktadır. "O an"la karşılaştıktan sonra artık geri dönüp telafi etmek imkanı olmayacaktır.

401-449