İNKARDA DİRENENLER

"İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar. Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinliyorlar. Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Zulmedenler, gizlice fısıldaştılar: "Bu sizin benzeriniz olan bir beşer değil mi? Öyleyse, göz göre göre büyüye mi geleceksiniz?" (Enbiya Suresi, 1-3)

İnsanların büyük bir çoğunluğu dünyaya o kadar büyük bir tutkuyla bağlanmışlardır ki kendilerini apansız yakalayacak olan sorgulama vaktini neredeyse hiç düşünmeden yaşarlar. Kendilerine yapılan hatırlatmaları ise gurur ve büyüklenme içinde oldukları için hiç düşünmezler. Oysa tutkuyla bağlandıkları bu dünyadan bir gün hiç beklemedikleri bir anda her şeylerini bırakarak gideceklerdir. Gaflet içinde geçirdikleri ömürleri tükenecek ve imana direnerek geçirdikleri hayatları en acı şekilde yaşanan cehennem azabıyla son bulacaktır. Dünya hayatında Allah'a iman etmeyen bu insanlar ahirette milyonlarca yıl sürecek ve hiç bitmeyecek bir azap içinde sonsuza dek yaşayacaklardır.

İnsanların bir çoğu bu sonu bilmelerine rağmen, ısrarlı bir şekilde Allah'ın dinini yaşamamak konusunda direnirler. İnkarcılar, şeytanın üzerindeki bu etkisiyle, Allah'ın varlığı ile ilgili apaçık gerçekler ve sayısız deliller kendilerine sunulduğu halde ısrarla Allah'a ve dinine teslim olmazlar.

İbrahim Peygamber'in kavmi sözkonusu inkarcı karekterini gözler önüne koyan önemli bir örnektir. Hz. İbrahim putlara tapmakta olan kavmini çok çeşitli kereler farklı farklı yollarla uyarmış, onları ahiret azabına karşı kendilerini korumaları için imana davet etmiştir. Ancak inkarda direnen kavmin insanları imana asla yanaşmamış, hatta gerçeği anladıkları halde dini yaşamamayı tercih etmişlerdir. Ancak bu tercihleri onları cehenneme götürmüştür.

Hz. İbrahim putlara tapan kavmini, bir olan Allah'a iman etmeye çağırırken onların putlarını kırmıştır. Ancak onları düşündürmek, vicdanlarını kullanmaya zorlamak istediği için küçük putların hepsini kırdığı halde bir taktik olarak en büyük putu sağlam bırakmıştır. Putların kırıldığını görerek kendisine gelen kavmi ile arasında şu konuşmalar geçmiştir:

"Dediler ki: "Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?" Hayır" dedi. "Bu yapmıştır, bu onların büyükleridir; eğer konuşabiliyorsa, siz onlara soruverin." Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler. Sonra, yine tepeleri üstüne ters döndüler: "Andolsun, bunların konuşamayacaklarını sen de bilmektesin." Dedi ki: "O halde, Allah'ı bırakıp da sizlere yararı olmayan ve zararı dokunmayan şeylere mi tapıyorsunuz? Yuh size ve Allah'tan başka taptıklarınıza. Siz yine de akıllanmayacak mısınız?" (Enbiya Suresi, 62-67)

Kendi elleriyle yaptıkları putlara tapan ve onlarla konuşan, onlardan medet uman inkarcı kavimin, İbrahim Peygamberin yaptığı taktik sayesinde bir an için vicdanları harekete geçmiştir. Herbiri içten içe aslında yaptıklarının zalimlik olduğunu, sözkonusu putların hiçbir güçleri olmadığını bizzat görerek doğruyu kabul etmiştir. Ancak yukarıdaki ayetin devamında da görüldüğü gibi sözkonusu kavmin insanları, inkarda direndikleri için putların hiçbir işe yarayamayacağını vicdanen gördükleri halde hemen akabinde doğruyu görmezden gelmişlerdir. Çünkü doğruyu kabul etmek inkarcı bir insanın nefsine ağır gelir. Allah'a teslim olmanın ve İslam ahlakını yaşamanın menfaatleriyle çatışacağı yanılgısına kapılır. Ve bundan dolayı bilinç altlarında hata içinde olduklarını bildikleri halde inkarda direnirler.

İşte insanların çoğu tıpkı İbrahim Peygamberin inkarda direnen kavmi gibi menfaatlerine ters düştüğü için dini yaşamayı kabul etmemektedir. Bu insanlar vicdanlarıyla kabul ettikleri halde sadece nefisleriyle ters düştüğü için inkarla karşılık vermeyi tercih ederler. Kendi menfaatlerinden bazı şeylerin eksileceğini düşündükleri için, inkarda direnmeye baştan karar vermiş ve karşılarına çıkan her şeyi de bu kararla değerlendirmeyi ilke edinmişlerdir. Onların inkardaki kararlılıkları bir ayette şöyle bildirilir.

"Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diye çekip gitti." (Sad Suresi, 6)

Allah'ın İbrahim kavminin ifadelerini bildirdiği bu ayet inkarcı insanların dine karşı direnmekte nasıl bir kararlılık içinde olduklarını açık bir şekilde göstermektedir. Bu insanlar Allah'ın azabını uzak gördükleri, yaşadıkları dünya içinde kendilerini güvende sandıkları için ahiret azabını düşünmeden ömürlerini tüketirler. Halbuki, Allah'ın azabını yaşayacakları gün bütün gücün ve kuvvetin yalnızca Allah'a ait olduğunu bileceklerdir. Dünya hayatındayken bir türlü kabullenemedikleri acizliklerine o gün bütün açıklığıyla şahit olacaklardır.

Aslında insanların böyle bir mantığı benimsemiş olmalarının temelinde dünya hayatının uzun olduğunu sanmaları ve ahireti uzak görmeleri vardır. Halbuki bilinen bir gerçek vardır ki, dünya hayatı sonludur. Sonsuz olan ahiret hayatını şu kısacık dünyaya tercih etmek ve bunda direnmek ise sonu çok büyük bir hüsranla sonuçlanacak olan çok büyük bir yanılgıdır.

401-449