|
KADERE
İMANIN GETİRDİĞİ GÜZELLİKLER
Dünyanın
da -aynı üzerinde yaşayan canlılar gibi- bir eceli kendisi için
Allah tarafından tespit edilmiş olan bir kaderi vardır. Dünya bu
kadere uygun olarak zamanı geldiğinde üzerindekilerle birlikte ömrünü
tamamlayacaktır. Unutulmamalıdır ki, her şey ve herkes Allah'ın
kendisi için tespit etmiş olduğu kadere göre bir yaşam sürer. Bu
gerçeği kabul etmeyen bir insan bile aslında bu düşüncesi ile o
anda Allah'ın kendisi için takdir etmiş olduğu kadere uymaktadır.
Dünya üzerinde var olan tek bir taş ya da toprak altındaki bir tane
de, Allah'ın kendisi için tespit etmiş olduğu kaderi yaşamaktadır.
Çünkü bir taşın bulunduğu konum gibi üzerinden geçen bir arabanın
etkisiyle yerleştiği ikinci konum da o taşın kaderindedir. O yerde
daha ne kadar kalacağı üzerinden geçen bir bisikletin o taşı kaç
parçaya ayıracağı da o taş ilk yaratıldığı andan itibaren Allah
katında bellidir. Ya da toprağın birkaç metre altındaki bir tohumun
kaderi de Allah katında belirlenmiştir. O tohumun ne kadar süre
orada kalacağı, ne kadar zamanda büyüyeceği, meyvesini vereceği
daha dünya varolmadan önce belirlenmiştir. Zamandan ve mekandan
münezzeh olan Allah, yarattığı her şeyin öncesine de sonrasına da
tam olarak hakim olan sonsuz bir aklın mutlak sahibidir .
Ancak insanların büyük bir çoğunluğu eşyanın da aynı kendileri gibi
bir kaderi olduğu gerçeğini bilmez. Eşyanın üzerinde meydana gelen
değişimlerin tesadüfler sonucu kazalar sakarlıklar aksaklıklar nedeniyle
meydana geldiğini düşünürler. Bunun Allah'ın o eşya üzerinde takdir
etmiş olduğu hayırlı bir kader ile gelişmekte olduğunu ise anlamazlar.
Örneğin bir bardağın kırılmasın diye konduğu yüksekçe bir yerden
düşerek kırılması üzerine olmadık tepkiler verirler. Bu olayın gelişiminin
ve sonucunun Allah'ın kontrolünde olduğu gerçeğini gözardı ederler.
Oysa o bardağın kırılması hem o bardağın hem de o bardağı kıran
kişinin kaderindedir. Allah"Hiç şüphesiz, biz her şeyi
kader ile yarattık."(Kamer
Suresi 49) ayetiyle dünya üzerindeki canlı cansız her şeyin
bir kaderi olduğunu bildirmektedir.
Unutulmamalıdır ki Allah'ın takdirinin bir gereği olarak bu bardak
mutlaka o anda kırılacaktır. Allah dışında hiçbir güç bu olayın
akışını engelleyemez. Ancak bu kırılmanın gerçekleşmesi için bir
sebebe ihtiyaç vardır. Yani önce rafta sağlam bir şekilde duran
bir bardak görüntüsüyle yerde parçalanmış olarak duran bardağın
görüntüsü arasında bir bağlantı olmalıdır. Bu sebep de bir kişinin
bardağa çarpıp, yere düşürmesidir. Yani aynı bir film senaryosu
gibi kare kare bu olayların oluşması gerekir. Ancak aradaki bu bağlantıyı
sağlayacak olan insan o rafa uzandığında kaderinde çok önceden gerçekleşeceği
belli olan bu olayı bilmemektedir. Bu nedenle ne kadar önlem almış
olsa da bu sonucu değiştirmeyecektir. O bardak Allah'ın belirlediği
anda mutlaka düşüp kırılacaktır.
Bu gerçek insanın dünya üzerinde kızacak hüzne kapılacak ümitsizlik
yaşayacak bir durum olmadığını kavramasını kolaylaştırır. Her şeyin
üzerinde Allah'ın mutlak bir hakimiyeti ve kontrolünün olduğunu
bu nedenle de insanın sadece Allah'a güvenip dayanması gerektiğini
daha iyi anlar.
Ancak dünya üzerindeki olayların akış şeklinin Allah'ın belirlediği
kader üzerine olduğunu anlayan bir insanın, bu durum karşısında
bir gevşeklik ve rehavet içine düşmesi son derece yanlış olur. Çünkü
bu ilmi iyi kavramış bir insan tam aksine Allah'a olan yakınlık
ve O'nun emirlerine uyma konularında çok titizdir. Allah karşısındaki
aczinin farkına varır. Üstad kaderin manasını şöyle ifade etmiştir:
"Kader
meselesi teklif ve mesuliyetten kurtarmak için değil belki büyüklük
taslama ve gururdan kurtarmak içindir ki imana girmiş. (Sözler
s. 428)
Üstad'ın değindiği gibi kaderin varlığı insanları yaptıkları kötü
fiillerden temize çıkarmaz. Bu bilgi onları dünya üzerindeki imtihan
ortamından da muaf bir hale getirmez. Ancak gururdan kibirden büyüklenme
duygusu içinde olmaktan ve ümitsizliğe kapılmaktan alıkoyar. Yeryüzündeki
her şeyin kaderinin gereğine göre varlığını devam ettirdiğini öğrenmesini
sağlar. Hiçbir zorluk, sıkıntı ya da olumsuz bir durum bu kişiyi
ye'se ve endişeye düşürmez. Şevk ve heyecanını yitirmesine, paniğe
kapılmasına neden olmaz. Kadere iman eden bir insan önemli bir manevi
olgunluğa da erişir. İmtihanının ne kadar kolay olduğunu Allah'ın
desteğinin her an yanında olduğunu anlar. Bu ilmin kendisi için
büyük bir kolaylık sonsuz bir mutluluğun anahtarı olduğunu açık
bir şekilde kavrar.
|