|
İNSANLARIN
TÜKENMEYEN HIRSLARI
İnsan nefsindeki duyguların belki de en tehlikelilerinden biri "hırs"
tır. Hırs, insanın ruhunu kapladığında o kişiyi sonsuz bir azabın
eşiğine getirebilir. Çünkü hırs genellikle merhametin, sabrın, hoşgörünün,
aklın, vicdanın ve insanı güzel ahlaklı yapan tüm duyguların önüne
geçer. İnsanlar hırs yaptıkları konuda, kitlendikleri hedefin dışında
hiçbir şey düşünmezler. Gerçekleştirmek istedikleri her neyse bunu
başarabilmek için sınırsız taviz verebilirler. Bu nedenle Allah
Kuran'da dünya hayatının geçiciliğine dikkat çekmiş ve insanları
hırslı olmamaları konusunda uyarmıştır.
İnsan nefsi hırsa kapılmaya çok açıktır. Kimi insanın hırsı başarılı
olabilmektir. Okuldaki, iş hayatındaki veya çevresindeki en başarılı
insan olmak ister. Başarılı olmak Allah'a yakınlaşma amacıyla arzulandığında
kuşkusuz ki güzel bir istektir. Ancak başarı bir insanda şiddetli
bir hırsa dönüştüğünde o kişi için tehlikeli bir durum oluşturur.
Çünkü nefis bu hırsı tatmin edebilmek için o insana herşeyi yaptırmaya
başlar. Başarı hırsına kapılmış olan bir insan herkesten daha ön
planda olabilmek için ahlakından, inancından, düşünce ve yaşam şeklinden
tavizler verir. Kendisini tek mutlu edecek şeyin başarı olduğunu
sanır. Aynı şekilde zengin olmak da bir çok insanın hırs yaptığı
konulardandır. İnsanlar gördükleri herşeye sahip olmak isterler.
En güzel evin, en güzel ofisin, en güzel kıyafatlerin, en pahalı
arabanın kendilerine ait olmasını isterler. Elde ettikleriyle yetinmez
ve gördükleri herşeyi arzularlar. Ancak bu hırs çoğu zaman öyle
bir noktaya gelir ki, insanlar zengin olmayı hayattaki en büyük
hedefleri haline getirirler. Bir çok insan bu hırsını tatmin edebilmek
için dostluklarını, ailesini, ahlaki değerlerini gözden çıkarır.
Harama girer, günah işler, insanların kalbini kırar, hakkına tecavüz
eder. Zengin olabilmek adına işlenen suçların sayısı oldukça fazladır.
Bu verdiğimiz örnekler dışında da hırs, insanların hayatında her
alanda ve farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bir yazar için çoğu
zaman, yazarların en iyisi ve en takdir edileni olmak veya en çok
ödül kazananların arasında bulunmak herşeyden önemlidir. Bu konuda
hırs yapan bir yazarın tüm hayatı meslekdaşlarıyla bir yarış içinde
geçer. Güzel bir kadın için çoğu zaman en güzel olmak hayatının
en büyük hedefidir. Bu hırsı yüzünden kendisinden daha güzel insanları
görmek veya onlarla kıyaslanmak ona büyük bir acı verir. Bir sporcu
için ise kendi alanında en çok müsabaka kazanan kişi olmak en büyük
hayalidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi insanların sahip oldukları
mesleklerde, yaptıkları işlerde başarılı olmayı istemeleri, bunun
için çaba göstermeleri yanlış değildir. Yanlış olan bu hedefi tek
ideal haline getirmek ve bu ideali gerçekleştirebilmek için gözü
kara bir mücadele içinde girmektir.
Oysa insanların hırs yaptıkları konularda samimi ve dürüst bir kalple
düşünmeleri son derece önemlidir. Dünyada hırsı yapılabilecek tek
meşru konu, Allah'a yakınlaşmak, güzel ahlaklı olmak ve cenneti
elde etmek için gösterilen gayrettir. Bu konuda hırslı olmak güzeldir.
Çünkü Allah sonsuz hayır ve kudret sahibidir. İnsanın en büyük dostu,
velisidir. Bunun karşılığında insanın Allah'ın sevgisini ve rızasını
kazanmak için elinden gelen en büyük gayreti göstermesi ve bunun
en büyük hedefi olması Kuran ahlakının bir gereğidir. Bir insan
Allah'ın rızasını kazanma konusunda ne kadar hırslı ve gayretli
olursa o kadar güzel ahlaklı, akıllı ve üstün bir insan olur.
Ancak hırsı dünyaya yöneltmek insana her zaman mutsuzluk verir.
Herşeyden önce insan dünyada hırsını yaptığı hiçbir şeyi hayal ettiği
gibi gerçekleştiremeyecektir. Sahip olmak istediği arabanın bir
kaç ay içinde daha iyi bir modeli piyasaya çıkacak, elde ettiği
güzellik bir müddet sonra yıpranmaya başlayacak, uzun gayretler
sonunda elde ettiği makamın kendisini tatmin etmediğini görecektir.
Bunun nedenlerinden birisi, dünya hayatının eksik, kusurlu ve üstelik
kısa süreli yaratılmış olmasıdır. Diğer bir önemli nedeni ise, Allah'ın
insanları yalnızca Allah'ı andıklarında tatmin olacak şekilde yaratmış
olmasıdır. İnsan gerçek huzuru ve mutluluğu ancak Allah'ı anıp yücelttiğinde,
Allah'ın sınırlarını koruyup kolladığında, Allah'ın emrettiği gibi
bir yaşam sürdüğünde elde eder. İnsanın bu gerçekleri göz önünde
bulundurarak yaşaması ve hiçbir konunda hırs yapmanın doğru olmadığını
anlaması gerekir.
İnsanın hırs yaptığı konuda eline en sonunda ne geçeceğini gerçekçi
bir şekilde düşünmesi, bu hırsını yoketmenin yollarından biridir.
Örneğin para kazanma konusunda hırslı olan ve bu hırsının sonucunda
dünyanın en zengin insanı olan bir kişiyi düşünelim. Dünyanın en
değerli mülklerine sahip olan bu insan, kendisini kısa süre içinde
yaşlı biri olarak bulacaktır. Kazandığı servetten elde ettiği yiyecekleri
yiyemeyecek, kıyafetleri giyemeyecek, dünyanın en güzel evinde oturuyor
olsa bile evinin içinde birisinin yardımı olmadan gezemeyecek duruma
gelecektir. Ahirete yaklaştığını anlayacak, ancak elinde çok büyük
bir servetin dışında hiçbir şey olmadığını görecektir. Bu servetten
ahirete tek bir iplik bile götüremeyeceği için sonsuz hayatı için
hiçbir hazırlık yapmamış olmanın pişmanlığını yaşamaya başlayacaktır.
Yaşlılık onun için azap olacak ve geçmiş hayatını korku içinde hatırlayacaktır.
Çünkü zengin olmak adına ibadetlerinden, Allah'ın rızasından, haktan
ve doğrudan yana bir çok taviz vermiş olduğunu görecek ve bu zamanı
asla geriye alamayacağı için kendisini çaresiz hissedecektir. Böyle
bir durumda insanın fabrikaları, hissesenetleri, evleri ya da banka
hesapları ona hiç fayda sağlamaz. Hatta kazanmak için bütün hayatını
feda ettiği tüm bu mallar onun omuzlarında büyük bir yük olur. Allah
ahirette böyle bir insan için acı bir azap olduğunu şöyle bildirir:
Şüphesiz küfredip kafir olarak ölenler, bunların hiç birisinden,
yeryüzü dolusu altını olsa -bunu fidye olarak verse de- kesin
olarak kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır ve onların
yardımcıları yoktur. (Al-i İmran, 91)
Görüldüğü
gibi hırs dünyada da ahirette de insanı hayal kırıklığına uğratmaktadır.
Bu acı sonla karşılaşmak istemeyenlerin kendilerini hırsın her türlüsünden
sakındırmaları gerekir. En önemli gayreti ve hedefi Allah'ın rızasını
kazanmak olan insan ise, Allah'ın izni ile, bu acı sondan korunmuş
olacaktır.
|