HİKMET İNSANA VERİLEN EN BÜYÜK NİMETLERDENDİR

Hikmet Allah'ın yalnızca dilediği kullarına lütfettiği en büyük nimetlerinden biridir. Kuran'da Allah'ın kendisine hikmet verilmiş kimselere aynı zamanda büyük bir hayrın da verildiği bildirilmektedir. (Bakara Suresi, 269) Allah Kendisi'nden korkup sakınanlara, emir ve yasaklarına titizlikle itaat edenlere doğruyu yanlıştan ayıran bir anlayış kabiliyeti, yani akıl vereceğini de müjdelemiştir. Dolayısıyla iman edenler ihlas ile dini yaşadıklarında, samimi olduklarında ve vicdanlarını tam olarak kullandıklarında akıl sahibi olmakta ve akıl vesilesi ile de hikmetli konuşmalar yapabilmektedirler.

Ancak şu da bilinmelidir hikmeti elde etmek insanın iradesinde olan bir konu değildir. İnsan ne kadar çabalasa da, çok kitap okusa da, kültür birikimi de olsa, Allah dilemedikçe hikmeti elde edemez. Mutlak hikmet sahibi Allah'tır ve dilediğine dilediği miktarda nasip etmektedir. Hikmet kazanabilmek için iman etmek ve Allah'tan gücü yettiği oranda korkup sakınabilmek gerekir. Ayrıca hikmet sahibi olabilmenin bir yaşı da yoktur. Allah kimisine ileri yaşlarında kimisine ise çocuk yaşlarında bu nimeti verebilir. Kuran'da Hz.Yahya ve Hz.Musa'nın genç yaşlarında hikmet sahibi oldukları bildirilmektedir. (Meryem Suresi, 12; Kasas Suresi, 14)

Nitekim Kuran'da kendilerine hikmet verilmiş müminlerin inkarcılarla olan konuşmalarında daima üstün geldiklerini görülür. Çünkü hikmet verilmemiş kimselerin zihinleri durgun olmakta, konuşmalarının ise karşı taraf için hiçbir fayda getirici ve etkileyici yönü bulunmamaktadır. Oysa hikmette konuşmalar çok çarpıcı olur. Konular tam ve net bir şekilde ifade edilir. Bir konunun anlaşılması için yan konuların açıklanmasına yada yapılan konuşmaların tefsir edilmesine gerek kalmaz. Öte yandan hikmetli bir konuşmada uzun, süslü ve edebi cümlelerin kurulmasına, kibarlaşarak anlatım yapılmasına, ses tonunun ayarlanmasına, dilbilgisi kurallarına uygunluk da aranmaz.

Buna karşılık cahiliye toplumlarında insanlar karşılarındaki kişileri etkileyebilmek için çok çeşitli konuşma taktikleri izlerler. Örneğin kimisi anlatılanlardan ziyade edebi üsluba, kimisi kadife gibi bir ses tonuna sahip olmaya, kimisi mimik ve kaş göz işaretleri ile düşüncelerini ifade etmeye önem verir. Oysa dikkati böyle tali konulara teksif etmek, planlı bir konuşmada bulunmak, konuşmanın samimi olmasını engeller. Samimiyette ve hikmetli konuşmada yoğun olarak akıl tecelli eder. Akıl da isabetli teşhisleri beraberinde getirir. Böylelikle kişinin konuşması ferasetinin ve basiretinin süzgecinden geçerek çarpıcı bir hale gelir.

Akıl ve hikmet sahibi insanlar karşılarındaki kişilerin ihtiyaçlarını anında tespit eder ve ona göre bir konuşma düzeni belirlerler. Dolayısıyla da her insana farklı farklı anlatım metotları izler, her konuya özlü ve sade açıklamalar getirirler. Nitekim peygamberlerin konuşmalarının kavimleri üzerinde çok etkili olmasının sebebi samimi ve hikmet sahibi insanlar olmalarıdır.

Akıl ve hikmet sahibi müminlerin konuşmaları her zaman için fayda, hayır, hasenat ve güzellik getirir. Dinleyenlere şevk ve heyecan verir. Hikmetli konuşma karşıdaki kişiyi bir anda kendi vicdanıyla baş başa bırakır. Direkt olarak kalbe hitap ettiğinden insanların zihinlerindeki pusu kaldırır ve onları rahat ettirir. Çünkü müminler konuşmalarını her an Allah'ın huzurunda yaptıklarını, nutku verip konuşturanın Allah olduğunu bilirler ve Allah'a tam bir teslimiyet ile konuşmalarına başlarlar. Bu nedenle de konuşmaları son derece candan ve karşısındaki kişinin ihtiyacına yönelik olur.

Müminin tüm konuşmaları Kuran ayetlerinin birer tefsiri niteliğindedir. Kuran'da da bildirildiği gibi, örneğin peygamberler, nefislerine ve hevalarına, yani kendi istek, düşünce ve tutkularına göre konuşmazlar. (Necm Suresi, 3) Her şeyi Kuran ile yorumlarlar, Kuran'ı kendilerine rehber edinirler ve asla Kuran'a ters bir mantıkla konuşmazlar. Dolayısıyla her zaman doğruyu söylerler ve konuşmaları hep isabetli olur. Boş söz asla sarf etmezler.

Allah Kuran'da hikmetli ve çarpıcı konuşmalara pek çok örnek vermiştir. Bilhassa da peygamberlerin tebliğleri buna örnektir. Nitekim peygamberlerin hikmetli, özlü, net ve açık bir anlatımla konuşmaları birçok insanın gaflet perdesinin yırtılmasına, vicdanlarının açılmasına, imana gelmesine, kalplerindeki vesveselerin silinmesine vesile olmuştur. Zaten Allah Kuran'da dinine yardım edene mutlaka yardım edeceğini vaat etmiştir. Nitekim hikmet verilmesi de bu yardımlardan biridir. Çünkü hikmet ile müminlerin konuşmaları etkili bir hale gelmektedir.

Müminlerin konuşmalarının son derece hikmetli olmasının sebeplerinden bir diğeri de konuşmalarını hiçbir karşılık ve menfaat beklemeksizin yapmalarıdır. Amaçları yalnızca Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanabilmektir. Takdir ve övgüyü yalnızca Allah'tan beklerler. Çünkü zaten kendilerini konuşturanın, hikmet verenin Allah olduğunu bilirler. Nitekim inananların bu bakış açıları Kuran'da şöyle tarif edilmektedir;

"Dediler ki: "Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın."" (Bakara Suresi, 32)

Müminlerin hikmetli ve etkileyici konuşmaya sahip olmak istemelerindeki amaçları Allah'ın dinini en güzel şekilde insanlara anlatabilmektir. Böylelikle anlattıklarını kavrasınlar, faydalı bulsunlar ve iman etsinler isterler.

Müminler hikmetlerini artırması için Allah'a dua ederler. (Şuara Suresi, 83-84) Çünkü hikmet verildiğinde hayatları boyunca son derece isabetli kararlar verirler, akılcı ve vicdanlı davranışlarından dolayı işleri kolaylıkla hallolur. Her ortamda ve şartta muvaffak olabilirler. Nitekim Allah'ın hikmet verdiği kulları ayrıca her soruna kolaylıkla çözüm sunabilen insanlar olurlar. Tek bir soruna çok çeşitli çözümler getirebilirler. En hikmetli çözümü bulabildikleri gibi bunu en kısa zamanda da uygulamaya koyabilirler. Ayrıca aldıkları bir çözümün işlemediğini görürlerse de hemen yeni bir tedbir alırlar. İşte bu da hikmetli bir davranıştır. Çözümsüz bir üsluba hiçbir zaman izin vermez, böyle bir ruh haline hiç girmezler.

Sonuç olarak, hikmet, her müslümanın Allah'tan dua ve samimiyet ile istemesi gereken, önemli bir mümin özelliğidir.