|
MÜMİN
İÇİN HER OLAYDA HAYIR VARDIR - 1-
İnsan,
yaşamında kimi zaman mutluluk ve sevinç veren, kimi zaman ise ters
ve üzücü gibi görünen durumlarla karşılaşabilir. Bunları olumlu
bir bakış açısıyla değerlendiren kişi huzurlu ve razı olurken, olumsuz
bir bakış açısıyla değerlendiren ise hüzne ve ümitsizliğe kapılabilmektedir.
Oysa Allah'a iman eden bir insan karşılaştığı olayları her zaman
hikmet ve hayır gözüyle değerlendirmelidir. Çünkü her olayı en ince
detayına kadar yaratan Allah'tır.
İnsanın tüm yaşadıkları dünyadaki imtihanının bir parçasıdır. Bu
yüzden de hepsinde sınırsız bir güzellik vardır. Mesela aksilik
gibi görünen, istenmeyen bir durumda da mutlaka bir hayır ve hikmet
vardır. Mümin bu güzellikleri görmeye çalışmak ve kaderine teslim
ve razı olmakla sorumludur. Allah inananların kalbine olayların
hayır yönlerini ve güzelliklerini kimi zaman ilham edebilir, kimi
zaman ise saklı tutabilir, ki bunda da bir hayır vardır. Böyle bir
durumda müminin bu hikmetleri göremese bile sabretmesi ve tevekkül
etmesi gerekir. Salih bir müslüman karşılaştığı her durumda her
zaman "Bu benim Rabbimdendir, O mutlaka bir hayır dilemiştir"
der.
Hiç kimse, hiçbir şey, hiç bir zaman Allah'ın takdir ettiği kaderin
dışına bir an bile çıkamaz. Allah kendisi için neyi takdir etmişse
onu yaşar. Bu yüzden müminin yaşadığı ve şer gibi görünen olaylardan
razı olmaması, bir an bile şikayetçi, hayıflanan, yakınan bir ruh
haline girmesi yakışmaz. Çünkü Allah müminlerin en yakın dostu ve
yardımcısıdır. Onları seven, merhamet eden ve daima iyiliklerini
isteyendir. Bu nedenle de insana dostundan ve sevdiğinden gelen
her şey çok güzel bir hediyedir, mükafattır. İnsan Rabbinden gelen
şer gibi görünen güzellikleri takdir edemezse ve hayırlarını göremezse
kendine zulmetmiş, boş yere sıkıntı, eziyet ve azap çekmiş olur.
Önüne kadar gelmiş birçok güzellik ve nimet varken, bunların tümünü
elinden kaçırmış olur.
Bununla birlikte bir müminin, yaşamında karşılaştığı bazı olay ve
anlar için iyi ve güzel demesi, bazıları için ise kötü demesi, Allah'ın
çizdiği kaderi izlemenin ve ona tevekkül etmenin zevkini alamadığı
ve tam olarak kavrayamadığı anlamına gelir. Karşılaştığı olayları
güzel olarak değerlendirirken olayların hikmetlerini ve güzelliklerini
nasıl görebilmiş ise, kötü gibi görünen olaylarla karşılaştığında
da bunun hikmetlerini görebilmeye çalışması, Allah'a sığınıp ve
tam teslim olup, O'ndan dua ile yardım dilemesi gerekir.
Mesela nasıl ki kendisine ithaf edilen güzel bir sözü duyduğunda
hoşuna gidiyor ve mutlu oluyorsa, aynı şekilde hakaretamiz sözler
sarfedildiğinde, haksız itham ve iftiralarda bulunulduğunda da,
bunun Allah'ın bir takdiri olduğunu, dolayısıyla kendisi için bir
nimet, lütuf ve güzellik olduğunu bilmeli ve hoşnut olmalıdır. "Bu
da nereden çıktı", "neden böyle oldu", "hiç
zamanı değildi", "keşke böyle olmasaydı" gibi tevekkülsüz
ve olayların hayırlarını unutmuş bir hal içerisinde hiçbir zaman
olmamalıdır. Çünkü Allah böyle durumlarda sabrını, tevekkülünü,
teslimiyetini denemektedir. Bu olaylar belki daha da olgunlaşmasına,
aklının artmasına, ahiretteki makamının daha iyi olmasına vesile
olacaktır.
Bu yüzden mümin en zor gibi görünen bir durum ile karşılaştığında
da bir saniye, bir an bile itidalini kaybetmemeli, olayları her
an yaratanın Allah olduğunu unutmamalıdır. Hatta karşısında itidalini
kaybetmiş onlarca sayıda insan olsa da, tek başına güçlü bir karakter
göstererek sarsılmamalı, bilakis karşısındakileri de kendi ahlakına
çekebilecek bir olgunluk göstermelidir.
Elbette ki her zaman insanın istedikleri, planladığı ve hedeflediği
şekilde gelişmeyebilir. Allah olayları inişli çıkışlı olarak yaratabilir.
Örneğin insan hiç ummadığı bir zamanda kaza geçirebilir, mal kaybına
uğrayabilir, işleri kesatlaşabilir, ölümcül bir hastalığa yakalanabilir
ya da yakınlarından birinin vefat haberini alabilir. Hayatını kökten,
yeni baştan şekillendirmesi gereken olaylarla karşılaşabilir. Her
ne olursa olsun daima şükredici olması ve olayların güzelliklerini
görebilmesi gerekir. Eğer böyle olursa sabretmekten, tevekkül etmekten,
Allah'ın kendisi için yarattığı olaylara teslim olmaktan şiddetli
bir manevi haz alır ve bunun şiddeti her geçen gün daha da artar.
Ayrıca en önemli konulardan biri de insanların Allah'a olan sadakat
ve teslimiyetlerinin böyle zorlu anlarda ortaya çıkmasıdır. Böyle
anlar insanların kamil anlamda denendikleri anlardır ve iman edenler
böyle anları kaçırmamalı, en güzel tavrı göstermelidirler. Hiçbir
zaman soğukkanlılıklarını, metanetlerini, itidallerini ve dengeli
tavırlarını kaybetmemelidirler. İstisnasız her olayı hayra yormalı,
hepsini hayır gözüyle değerlendirmeli, ümitsizliğe ve hüzne asla
kapılmamalıdırlar.
Kuşkusuz bu, çok üstün bir ahlakın ve kavi bir imanın göstergesidir.
Zaten eğer zor ve şer gibi görünen anlara tevekkül edilirse ve Allah'ın
beğeneceği bir ahlak gösterilirse Allah ona mutlaka bir çıkış yolu
gösterecektir. Bu, Allah'ın inananlara bir vaadidir, Kuran'da bildirdiği
bir kanunu (sünneti)dur. Nitekim Talak Suresi'nin 2 ve 4. ayetlerinde
"Allah'tan korkup sakınıldığında mutlaka bir kolaylık
ve çıkış yolu kılınacağını" bildirilmektedir. Bu çok
önemli bir sırdır. Bu sırrı kavrayan müminler, Allah'ın tüm zor
koşullar ve olaylarla birlikte, bu zorlukların çözümünü, çıkış yolunu
ve güzelliğini de yarattığını bilirler ve bu nedenle, her şeye hayır
gözüyle bakarlar. Allah'a ve yarattığı kadere olan teslimiyetleri
nedeniyle de, hem dünyada hem ahirette sabırlarının karşılığını
en güzel şekilde alırlar.
|