HERŞEYDE MÜMİNLER İÇİN HAYIR OLDUĞUNU UNUTMADAN KONUŞMAK

Allah'ın izni ve bilgisi olmadan hiçbir varlık hiçbir şeye güç yetiremez, hiçbir olay kendiliğinden gerçekleşemez; filizlenen bir tohum, yağan bir yağmur, solan bir çiçek, düşen bir yaprak tanesi hep özel bir plan dahilinde, Allah'ın emriyle gerçekleşmektedir. Dünya hayatında meydana gelen küçük, büyük, sıradan ya da olağanüstü gibi görünen aklınıza gelebilecek her türlü olayı hep Allah yaratır. Ve belki de hiç önemsemediğiniz, basıp üzerinden geçtiğiniz kuru bir yaprak tanesi dahi özel bir planın bir parçası olarak, belirli hikmetlerle o yere düşürülmüştür. Belki oradan geçen bir kimsenin ıslak yere basıp ayağının kaymasını önleyecek, belki koptuğu dalın güçlenmesini sağlayacak, belki bir karıncaya barınak olacak, belki bir insanın bakıp da kaderin hikmetlerini, herşeyin bir hikmet üzere yaratıldığını düşünmesine neden olacaktır. Belki de bunların çok ötesinde bizim bilemeyeceğimiz çok daha farklı sebeplere vesile olacaktır.

İnsan belki yaşadığı olaylarda yaratılan hikmetlerin hepsini fark edemeyebilir. Ancak Allah sonsuz akıl sahibidir; ilmi, ezelden ebede kadar tüm sonsuzluğu kuşatmıştır. Geçmişten başlayarak tüm olayların en girift, en gizli yönlerini bildiği gibi ileride olayların hangi yönde gelişeceğini de bilir. Çünkü bunların her birini en küçük detayına kadar yaratan O'dur. Dolayısıyla apaçık bir gerçektir ki, canlı cansız her varlık Allah'ın kendisi için belirlediği kaderini yaşamaktadır.

Odanızdaki halıdan, üzerinizdeki giysiye, evinizdeki eşyalardan bahçenizdeki çiceklere kadar gördüğünüz herşeyin bir kaderi vardır. Bunların her birinin ne zaman yaratılacakları, ne tür olaylarla karşılaşacakları ve varlıklarının ne zaman son bulacağı henüz yaratılmadan önce de, Allah katında ezelden beri bilinmektedir. Örneğin evinizdeki halının hangi hayvanın yününden elde edileceği, bu hayvanın ne zaman, hangi şartlarda dünyaya geleceği, ne kadar yaşayacağı, yününün ne zaman ve kim tarafından hangi şartlar altında bir halıya dönüştürüleceği, sizin bu halıyı nerede bulup neden almaya karar vereceğiniz, nasıl bir dekorasyonla ne kadar süreyle kullanacağımız ezelden beri Allah katında saklı olan bilgilerdir. Siz ise bu bilgileri ancak yaşadıkça ve sırası geldikçe öğrenebilirsiniz.
Allah sonsuz akıl sahibidir ve kaderi en küçük ayrıntısına kadar mükemmel ve kusursuz olarak yaratmaktadır. Bu nedenle başına gelen herşeyin, iyi ya da kötü gibi görünen her olayın Allah'tan geldiğini bilerek tüm bunları sevinç ve memnuniyet ile karşılayan bir insan olabilecek en akılcı tavrı göstermiş olur. Çünkü Allah, dünya hayatındaki herşeyin insanın denenmesi için yaratıldığını, Kendisine ve yarattığı kadere teslimiyet gösteren kulları için kesintisiz hayır olduğunu bildirmiştir. Dolayısıyla samimi bir müminin hayatı boyunca karşılaşacağı hiçbir olay, duyacağı hiçbir söz, yapacağı hiçbir hata onun aleyhinde olamaz; ilk bakışta her ne kadar farklı görünürse görünsün, meydana gelen her olay onun için mutlak surette hayırlıdır.

Bu nedenle mümin hayatı boyunca Allah'ın kendisine gösterdiği görüntülerin hikmetlerini ve hayırlarını anlamaya gayret etmelidir. İnsanları her gün mutsuz eden irili ufaklı veya önemli gördüğü büyük olaylar hiçbir şekilde müminin aleyhine olmaz. Bu adetullaha aykırıdır. Allah her olayı mutlaka müminin lehine yaratır. Allah müminin kalbine olayın hayrını ve hikmetini ilham edebilir. Bu büyük bir nimettir. Allah'ın ilham etmediği durumlarda da Müslüman sabredip, 'başıma gelen bu olayda mutlaka bir hayır vardır' demelidir. Çünkü bu apaçık bir gerçektir.

Bu gerçeği anlamış olan bir insan -bir saniye için bile olsa- yaşadığı olaylardan bahsederken 'neden ya da niçin böyle oldu?' gibi bir üslup kullanmaz. Hiçbir olayın Allah'tan bağımsız olarak gelişmeyeceğini ve Allah'ın inananlar için herşeyi en güzel ve en kusursuz şekilde yarattığını bilerek konuşur. Sözgelimi günler öncesinden hazırlık yaptığı önemli bir randevusuna geciken bir kimse bu olayın Allah tarafından hayırla yaratıldığını bilir. Bu nedenle de hiçbir zaman için 'keşke daha dikkatli olsaydım', 'şöyle yapsaydım gecikmezdim', 'şunun yüzünden oldu' gibi sözler söylemez. İmam Rabbani'nin de "Allahu Taala'nın dilediği şey olur; O'nun istemediği bir şey olmaz. Güç ve kuvvet, ancak Yüce Azim Allah'ındır." (Mektubat-ı Rabbani, cilt 1, s. 69) sözleriyle dikkat çektiği şekilde düşünerek hareket eder. Olumsuz gibi görünen bir olayın aslında kişiye pek çok yönden hayır getirebileceğini ya da tam tersine çok olumlu gibi görünen bir olayın da insana zarar verebileceğini, bu durumun gerçeğini bilebilecek tek gücün ise Allah olduğunu bilerek Rabbimize teslim olur. Kuran'daki "...Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz." (Bakara Suresi, 216) ayetiyle bu durum insanlara hatırlatılır. Bu nedenle dış görünüşte aksilik gibi görünen bir olayla karşılaşıldığında müminin sözü mutlaka 'vardır bir hayrı', 'Allah hayırlara vesile eder inşallah' ya da 'Allah mutlaka bunda bir hayır görmüştür' şeklinde olur. Hiçbir zaman için cahiliye insanlarında olduğu gibi şikayet eden, tevekkülsüz bir üslup kullanmaz.

Olaylar, kendi isteklerine uygun şekilde geliştiğinde nasıl olumlu bir üslup kullanıyorlarsa, beklenmedik gelişmelerle ya da aksilik gibi görünen olaylarla karşılaştıklarında da aynı üslubu kullanırlar."…Size isabet eden Allah'ın izni ile idi…" (Al-i İmran Suresi, 166) ayeti ile belirtilen üslup Müslümanca bir üsluptur. Çünkü Müslümanlar yaşadıkları olayları mutlaka iman gözüyle, hikmetle ve hayırla değerlendirirler.

Müslümanların bu üslubu hayatlarının her anına hakimdir. Kendileri bu ahlakı en güzel şekilde yaşadıkları gibi, sözleriyle ve tavırlarıyla çevrelerindeki insanlara da güzel birer örnek teşkil ederler. Allah, gösterdikleri bu ahlaka ve kullandıkları Müslümanca üsluba karşılık, müminler için büyük bir bağışlanma ve rahmet olduğunu müjdelemektedir:

"Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır." (Bakara Suresi, 157)