MÜMİNLER GÜZEL HUYLUDUR

Cahiliye ahlakında her türlü sorunun, anlaşmazlığın şiddet yoluyla çözüleceğine inanılır. Bu yüzden sükunet içinde, kolaylıkla halledilebilecek konuların bile çoğu zaman uzayan kırıcı tartışmalara, kin ve husumete, kimi zaman da şiddete dönüştüğü görülür. Oysa ki kızgınlık ve sonrasında ortaya çıkan şiddet hiçbir dönemde sorunlara çözüm olmamıştır. Cahiliye karakterini taşıyan kişiler arasında sıkça rastlanan öfkelenme, bağırıp çağırma, incitici, onur zedeleyici sözler söyleme, kaba kuvvete başvurma gibi nefsi yüceltmek adına başvurulan yöntemler de hiçbir zaman işe yaramamıştır. Böyle bir tavır hiç kimseye ne bir üstünlük ne de bir itibar sağlamamıştır. Aksine her zaman başta bu tavrı uygulayan kişiler olmak üzere insanlar için zararlı sonuçlar doğurmuştur.

Cahiliye ahlakının tam zıddı olan Kuran ahlakı ise, insanları bu gibi kötü tavırlardan uzaklaştırır, hoşgörülü ve şefkatli bir tabiat kazanmalarına vesile olur. Kıymetli din büyüğümüz Mehmet Zahit Kotku da müminlerin bu güzel tabiatlarına dikkat çekerek, şiddet ve hiddet için; "… binnetice ayrılıklara, darılmalara hatta kavgalara ve bazen belki de ölüme kadar sürüklenir. Halbuki, İslam'dan, imandan beklenen de şüphesiz bu değildir. İslam ve iman, insanların saadeti ve selameti için gelmiş bir dindir. Öyle olunca, camiasındaki insanların en güzel şekilde yaşamaları için gereken en iyi huyları tavsiye buyurmuş…" diyerek, bizleri hiddetlenerek şiddete başvurma yanılgısına düşmekten sakındırmış ve bu tür davranışlardan kaçınmanın İslam ahlakının gereklerinden olduğunu hatırlatmıştır.

Mehmet Zahit Kotku'nun yukarıdaki sözleriyle önemle dikkat çektiği gibi İslam, insanlara rahatlık veren ve topluma huzur kazandıran bir dindir. Allah'a iman eden ve Kuran'ın hükümlerini uygulayan kişiler haksızlıklar ya da olumsuz gibi görünen olaylar karşısında dahi her zaman uzlaşmacı, affedici ve hoşgörülü tavırlarından vazgeçmezler.

Müminlerin en belirgin özelliklerinden biri karşılaştıkları tavır ne olursa olsun güzel ahlaklarından asla taviz vermemeleridir. En zor durumlarda dahi gösterdikleri tavır, Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi "kötülüğü iyilikle savmak" şeklinde olur. Güzel ahlakı yaşayan tek kişi kendileri bile olsalar, haksızlığa da uğrasalar nefislerine uymayıp öfkelerini yenmeleri gerektiğini bilirler. Çünkü müminler Allah'ın tüm olayları, kimin daha güzel davranışlarda bulunduğunu denemek için yarattığının ve her yaptıklarının ahirette bir karşılığının olduğunun bilincindedirler. Bu bakımdan karşı karşıya kaldıkları her türlü tavır, müminler için kötülüğe iyilikle karşılık vermek, öfkelerini yenmek, güzel söz söylemek, güzel bir sabır göstermek için bir fırsattır. Ve müminler Cenab-ı Allah'ın "İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir." (Fussilet Suresi, 34) ayeti gereği bu fırsatları güzel ahlaklarının bir gereği olarak karşılık beklemeden değerlendirirler.

Müminlerin bu hoşgörülü tabiatı, güzel huyları onların Allah'a olan teslimiyetlerinden ve yalnızca O'nun rızasını gözeterek, Allah'ın emrettiği güzel ahlaka uygun yaşamalarından ileri gelmektedir. Bütün hayatları boyunca devam ettirdikleri güzel ahlaklarına karşılık olarak da Cenab-ı Hak müminlere cenneti vaat etmiştir. Mehmet Zahit Kotku da bu benzersiz mükafatı şöyle tarif etmiştir:

"Tabii o canım güzel cennetki gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve işitmediği hatta gönüllerde bile hatır ve hayale gelmedik sayısız tükenmez, bozulmaz, kokmaz her lokması her yudumu ayrı ayrı lezzetlerde çeşit çeşit nimetler işte bu güzel ahlakların sahipleri olan kimselere vaad buyrulmuştur. Orada ebedi olarak ölümsüz her kederden gamlardan rahatsızlıklardan ari olarak bir de üstelik Hak sübhanehu ve Teala Hazretlerinin cemalini görmekle müşerref olacaklardır.

İşte bu kıda ve enva-i çeşit felaket ve gamlarla yoğrulu olan ve nihayet ölümle sona eren bu dünyanın aldatıcı hallerine kanmayıp varlığın sahibi ve sevgilisi Resulu Ekrem Muhammed (s.a.s.) Efendimizin gösterdiği, en güzel ve makul yoldan ayrılmayıp, biraz sabırlı, biraz da metanetli olarak, o güzel huyları elde etmekte Cennet ve cemal-i ilahiyeyi müşahedeye nail olunması gerektiğinde hiç şüphe yoktur…" (Mehmet Zahit Kotku, Tasavvufi Ahlak, 4)

Müminler, yumuşak huylarının karşılığını yalnızca ahirette değil dünyada da alırlar. Bu ahlakları sayesinde yaşadıkları toplumda her zaman ahlakça üstünlüklerini korumuş ve güvenilir kimseler olarak tanınmışlardır. Ayrıca güzel ahlaklarını yansıtan sözleri ve davranışları da insanlar üzerinde her zaman tesirli olmuştur.

Nitekim Kuran-ı Kerim'de bildirildiği üzere çevresindeki kişiler tarafından "güvenilir" olarak tanımlanan Peygamber Efendimiz gibi tarih boyunca yaşamış olan nice peygamberler de güzel ahlakları ile tüm insanlığa örnek olmuşlardır. Ve güzel huyları ile çevrelerindeki pek çok cahil, ahlakı bozuk kişiyi etraflarında toplayıp eğiterek onların imanlarına vesile olmuşlardır. Bu, müminlerin üstün ahlaklarının tüm topluma sağladığı faydanın açık bir göstergesidir.

              51-100