MÜSLÜMAN
GÜZEL DÜŞÜNÜR, GÜZEL KONUŞUR
İnsanların
ahlaklarını, kültürlerini ya da karakterlerini hal ve tavırlarından
anlamak mümkündür. Özellikle de konuşmalarından bir insanı tahlil
etmek çok kolaydır. Bu nedenle de bir Müslümanın konuşma tarzı,
seçtiği kelimeler, üslubu son derece önemlidir. Çünkü Müslümanın
her zaman güzellikle ve İslam ahlakına uygun bir tarz ile konuşması
gerekir. İsra Suresi 53. ayetinde Allah insanlara "sözün en
güzel olanını söylemelerini" emretmektedir. Dolayısıyla iman
eden bir kişi herhangi bir konuşma yapacağı zaman aklını ve vicdanını
kullanarak, her cümlesinin ve kelimesinin ahirette hesabını vereceğini
düşünerek konuşmalıdır. Zaten eğer kişi samimiyetle ve Allah rızası
için konuşmaya niyet ederse Allah ona en güzel, en doğru ve en hikmetli
konuşmayı ilham eder.
Müslüman her an Allah'tan korkup sakındığı ve insanlar arasında
geçen her konuşmayı Allah'ın işittiğini bildiğinden O'nun razı olmayacağı
hiçbir konuşmayı yapmaz. Allah müminlere Mücadele Suresi 9. ayetinde
"günah, düşmanlık ve isyanı değil, her zaman iyiliği ve takvayı"
konuşmayı öğütlemektedir. Mümin de buna kayıtsız şartsız itaat eder.
İnsanın gerçek anlamda iman edip etmediği, ahlakının güzelliği,
samimiyeti ve karakteri konuşmalarına, hal ve tavırlarına hemen
akseder. Örneğin Allah'a iman etmiş, kaderin farkında olan ve her
yaptığı konuşmadan sorumlu olduğunun bilincinde olan bir insanın
konuşması ile bu gerçeklerin farkında olmayan bir insanın konuşması
birbirinden çok farklıdır. İhlaslı ve güzel ahlaklı olan bir müminin
diğer insanlar üzerinde etkili olmasının yegane sebebi Kuran'da
da belirtildiği üzere "kendi istek, düşünce ve tutkuları"
ile değil, halisane imanı ve samimiyeti ile konuşmasıdır. Dolayısıyla
kalbinden çıkan bir söz karşısındakinin doğrudan kalbine gitmekte
ve şifa olmaktadır. Kuran'da Peygamberimiz "Allah'a çağıran
ve nur saçan bir çerağ"ya (Ahzap suresi, 36) benzetilmiştir.
Onun üstün ahlakına benzemek isteyen her müslümanın da, karşısındakileri
daima Allah'a iman etmeye, güzel ahlaka, hayra ve iyiliğe çağıran
ve kötülüklerden sakındıran bir dost gibi olması gerekir. Ayrıca
Kuran'da "Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve: "Gerçekten
ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü
kimsenin olamayacağı belirtilmektedir. (Fussilet suresi, 33)
Gerçekten de samimi müslümanlar konuşmaları ile tüm insanlığa örnek
teşkil edecek vasıftadır.
Gerçek bir müslümanın konuşmaları çok samimi, teslimiyet ve ihlas
dolu ifadelerden oluşur. Konuştuğu konuların kaderde olduğunu ve
bir hayır üzerine yaratıldığını mutlaka ifade eder. Ancak bunu vurgularken
de cahil ve imani derinliğe sahip olmayan insanların tesellici üslubu
ile değil, samimi ve kendinden son derece emin bir anlatım ile ifade
eder. Her olayın hayırlı yönünü görür ve asla tevekkülsüz, üzgün,
panik bir şekilde konuşmaz. Zahirinde ne kadar olumsuz görünürse
görünsün, hiçbir olayı bir felaket olarak değerlendirmez. Çünkü
kainattaki her olayın Allah'ın dilemesiyle ve müslümanlara bir hayır
olarak gerçekleştiğini bilir. Aksi ise Allah'ın her olaydaki hakimiyetini
unutmuş gafil bir insanın üslubudur.
Mümin daima şevk, coşku, heyecan, sevinç ve müjde veren, olayların
daima hayır ve hikmetlerini vurgulayan konuşmalar yapar. Örneğin
"falanca kişi kanser olmuş" derken bu hastalığın tehlikeli
ve önemli bir hastalık olduğunu belirtebilir, ancak Allah'ın bu
hastalığı kaderde takdir ettiğini ve bununla mutlaka bir hayır ve
güzellik dilediğini ifade eder. Karşısındaki kişiye Allah karşısındaki
acizliğini ve tevbe etmesini hatırlatır. Halbuki dinden uzak kişiler
düşüncesiz ve nezaketsiz bir tavır göstererek hasta kişilere vesvese
ve kuruntu verici konuşmaları sıklıkla yaparlar. Ayrıca onların
Allah'ı ve ahireti düşünmelerine vesile olacak değil, dünyaya daha
da bağlanmalarını neden olacak şekilde konuşurlar. Bu yüzden müslüman
böyle bir tavırdan mutlaka sakınmalıdır.
Bununla birlikte bir olayı anlatırken azap ve sıkıntı çekerek konuşmak,
"şunu yapmasaydın", "neden böyle oldu ki", "tüh,
yazık, keşke" gibi üsluplar kullanmak da müslümana yakışmaz.
Bu, cahil, imanı, kaderi tam kavrayamamış ve Allah'ın gücünü takdir
edememiş insanların üslubudur. Müslüman hiçbir konuşmasında Allah'ı
unutmaz ve unutturmaz. Her zaman Allah'ın takdir ettiği kaderin
en mükemmel şekilde işlediğini ifade eder. Olayların daima hayır
ve hikmet yönlerini düşünür ve düşündüklerini anlatarak karşısındakinin
de görmesi için çalışır. Yaşanılan olayları daima hayırlara yorarak
güzel yönlerini anlatır, olumlu konuşmalar yapar. Ancak olumsuz
görünen yönleri de varsa mutlaka bunlara akılcı çözümler getirerek
karşısındakine sunar.
Bilindiği gibi müslümanlık kardeşliği, tesanütü, dostluğu ve hoşgörülü
olmayı emretmektedir. Kuran'da "birbirine kenetlenmiş binalar
gibi" olmanın üzerinde önemle durulmaktadır. Bu yüzden müslümanlar
iman, ihlas ve tesanüt ile birleşerek tek vücut gibi olur. Sinsi
ve gizli, kötü amaçlı, karşısındakini rahatsız edecek, kalbinde
burkuntu oluşturacak, gücendirecek bir konuşma yapmaktan şiddetle
sakınır. Haset içeren, ümitsizlik veren, tedirgin edici konuşmalar
yapmaz. Ağız arayan, kurnaz, karşısındakini deneyen, korkutan, laf
dokunduran, iğneleyici ve alaycı konuşmalar da yapmaz. Her zaman
vicdanını kullanır, samimi bir üslup ile doğruluğa, iyiliğe ve güzel
ahlaka teşvik eder. Çünkü aksi bir konuşmanın birliği ve tesanütü
örseleyeceğini bilir.
Müslümanın tertemiz ahlakı, güzel huyu, munisliği, aklı ve vicdanı
konuşmalarına yansır. Bu yüzden de müslümanları dinleyen kişilerin
kalbi ferahlık, rahatlık ve huzur bulur, asla tedirgin olmaz ve
vesveseye kapılmaz. Hikmetli ve fayda getirici konuşmak müslümanın
önemli bir vasfıdır. Müslüman hiçbir zaman boş ve yararsız sözler
söylemez. Konuşmalarıyla tıkanıklık, karmaşa ve kaos yaratmaz, içinden
çıkılamaz gibi görünen her soruna anında çözüm getirir. Fesat ve
bozgunluk çıkartan değil, bilakis uzlaştırıcı ve yatıştırıcı bir
üslubu vardır. Bir an bile İslam ahlakına aykırı bir tavır içerisinde
bulunmaktan kaçınır. Her zaman efendi, doğru, mütevazi ve vicdanlı
olduğundan hiçbir kişiye iftira atmaz, sövüp saymaz, kötü söz söylemez,
başkalarını çekiştirmez, laf götürüp getirmez, insanların kusurlarını
araştırmaz, sözleri ile başkalarını hakir görmez. Bunların tümü
iman etmeyen, kötü ahlaklı ve vicdanının sesini dinlemeyen insanların
vasfıdır. İman edenler ise Beyyine suresi 7. ayetinde de belirtildiği
gibi "yaratılmışların en hayırlılarıdır".
İşte bu nedenle de tüm müslümanlara yakışan sözün en güzelini söylemek,
hal ve tavırla olduğu gibi konuşma tarzı ve üslup açısından da inkar
edenlerden tamamen ayrılmak, insanlara örnek olmaktır..
|