|
ENANİYETLİ
İNSANLAR GERÇEK DOSTLUK VE SEVGİYİ YAŞAYAMAZLAR
Kibir ve büyüklenme anlamına gelen enaniyet, insanların güzel ahlakı
yaşamasına engel olan temel ahlak bozukluklarının başında gelir.
İnsanların merhametli, sabırlı, fedakar, yumuşak başlı, kişilikli,
olgun ya da anlayışlı olmasını engeller. Bir çok insan, enaniyetli
olmasının kendisine ne gibi kayıplar getirdiğini hiç düşünmeden
yaşar. Bu nedenle hayatının sonuna kadar kendisini bu konuda düzeltme
ve eğitme gereği hissemez. Halbuki gururun ve büyüklenmenin verdiği
zararları samimi bir şekilde düşünmek, tevazulu olma konusunda kesin
bir kararlılık meydana getirebilir.
Çevrenize dikkatli bir gözle bakarsanız hemen her meslekten, yaş
grubundan ya da kültürden insanların tavır ve üslubundaki enaniyeti
rahatlıkla farkedebilirsiniz. Alaycı ve başkalarının kusurlarını
dile getiren espriler, kınayıcı ve saldırgan bir üslup, hırslı tavırlar,
umursamazlık, kimseye değer vermemek, kimse için zorluk altına girmemek,
hata kabul etmemek, sürekli olumsuz ve eleştiren bir bakış açısına
sahip olmak ve bunun gibi pek çok tavır enaniyetin ortaya çıkış
şekilleridir. İnsanlar genellikle bu tip tavırları başkalarının
gözünde büyümek ve hayranlık kazanmak amacıyla yaparlar. Ancak tam
aksine sevilmeyen, dost edinemeyen, mutsuz ve yalnız insanlar olarak
hayatlarına devam ederler. Enaniyet bu güne kadar hiçbir insana
mutluluk getirmemiştir. Saygınlık, hayranlık ve dostluk kazandırmamıştır.
Bu nedenle insanların kibirli bir karakter göstermeden önce bu durumun
kendisine getirdiği kayıpları çok detaylı bir şekilde düşünmesi
gerekir.
Enaniyet
insanların gerçek sevgiyi yaşamasını engeller
Enaniyetin getirdiği kayıpların belki de en büyüğü, gerçek sevginin
yaşanmasını engellemesidir. Çünkü gerçek sevgi ancak, insanın karşısındaki
kişiyi her konuda kendisinden üstün tutmasıyla yaşanabilir. Halbuki
enaniyetin en temel kuralı "asıl üstün olanın kendisi olduğu"
iddiasıdır. Enaniyetli bir insan hayatta herşeyden çok kendisine
değer verir. En çok kendisini beğenir, sever, koruyup kollar. Dünyada
en yakını bile olsa her insan kendisinden sonra gelir. Enaniyetli
birinin karşı tarafın rahatını, mutluğunu, neşesini, keyfini kendisinden
önde tutması mümkün değildir. Dolayısıyla böyle bir insan dostları
için fedakarlık yapamaz, zor durumlarında yardımcı olamaz ve herşeyden
önemlisi insaniyetli davranamaz. Böylece kimseyle arasında güçlü
bir sevgi ve bağlılık oluşamaz.
Gerçek sevginin bir takım gereklilikleri vardır. Böyle bir sevgide
insan karşısındakinin kusurunu örtmeye çalışır, onu rahatsız edecek
bir ortamdan şiddetle kaçınır, zorluk gerektiren herşeyi kendi üzerine
alarak karşı tarafa kolaylık sağlar, her konuda kendisinden önde
tutar. Ancak açıktır ki, tüm bu sayılanları enaniyetli bir insanın
yapması mümkün değildir. Sadece tevazulu bir insan bir başka kişiyi
kendi nefsinin önünde tutma gücüne sahip olabilir. Bu nedenle enaniyetli
insanlar alaycı ve bencil tavırlarıyla her zaman yalnız yaşamak
zorunda kalırlar. Nitekim çevresinde binlerce kişi olduğu halde
hiç gerçek dostu olmadan yaşayan çok fazla insan vardır. Böyle bir
insanın ne derin bir sevgi yaşayabilmesi, ne de çevresinden sevgi
görmesi mümkün olmaz. Bu da insan için hayattaki en büyük kayıplardan
bir tanesidir.
Enaniyet
insanların ahlaken gelişmelerini engeller
Enaniyet bir insanın kişiliğinin gelişmesinin ve ahlakının güzelleşmesinin
önündeki en büyük engeldir. Çünkü enaniyetin en büyük zaaflarından
biri eleştiridir. Kendisini gururun pençesine kaptırmış bir insan
için hayattaki en büyük acı, hatalarının dile getirilmesidir. Enaniyeti,
kendisini her zaman her konuda en üstün olma hırsı içinde yaşatır.
Halbuki bir insan herhangi bir konuda diğer insanlara göre daha
başarılı olsa bile mutlaka bunun dışındaki konularda kendisinden
daha üstün, daha yetenekli insanlarla karşılaşacaktır. Allah insanları
çeşitli konularda birbirinden üstün özelliklerle yaratmıştır. Bir
gazeteciyi ele alalım. Bu gazetecinin konuları analiz etme yeteneği
diğer meslektaşlarına göre daha gelişmiş olsa bile mutlaka diğer
konularda kendisinden daha uzman olan meslektaşları olacaktır. Üslubu
daha etkileyici olan, anlatmak istediğini daha özlü anlatabilen,
cümle kuruluşları daha düzgün olan, hafızası daha güçlü veya konu
bulma yeteneği daha gelişmiş olan bir çok gazeteciyle karşılaşacaktır.
Eğer bu gerçeği kabul etmek istemezse o zaman sürekli olarak sıkıntı
içinde yaşar. Özellikle de bu insanlardan biri kendisine bir eleştiri
getirdiğinde.
Enaniyetli insanlar büyüklük iddiasında oldukları için hata yapabileceklerini
kabullenmek istemezler. Halbuki hatasız olan tek varlık Allah'tır.
Bu gerçeği bilmek ve kalben kabullenmek insana tevazu kazandırır.
Ancak kendi acizliğini kabul etmek ve dolayısıyla hatalarının dile
getirilmesini istemeyen bir insan hiçbir zaman kendisini geliştiremez.
Kimseden bir eleştiri almak istemediği için aynı hataları yapmaya
devam eder. Bu nedenle kişiliği hiçbir zaman mükemmelleşemez. Bir
çok insanın gençlik hatta çocukluk yıllarından kalma kişilik bozukluklarını
devam ettirme sebebi budur. Çoğu insan çocukluk döneminde öğrendiği
öfke, bozulma, küsme, kapris gibi özelliklerini yaşlılık dönemine
kadar devam ettirir. Aradan geçen yıllar bu konuda kendisini eğitmesi,
bu tavırlarını düzeltmesi ve daha güzel ahlaklı olması için yeterli
olmaz. Bunun sebebi kendisine yöneltilen öğütlere kulak asmaması
veya hiçbir kusuru kendisine yakıştırmamasıdır.
Allah Kuran'da insanların azgınlaşma sebebinin kendilerini hatalardan
müstağni görmeleri olduğu bildirmiştir. Kusurlarını kabul eden ve
kendisine Kuran'la verilen öğütlerin tümüne açık olan bir insan
ise geçen her gün kendisini geliştirir. Daha sevilecek, saygı duyulacak
bir insan haline gelir. Ancak enaniyet insanı bir çok nimetten olduğu
gibi bu nimetten de yoksun bırakan bir ahlak bozukluğudur.
|