GAYBIN ANAHTARLARI ALLAH KATINDADIR

Allah insanları zaman ve mekanla sınırlı olarak yaratmıştır. İnsan ancak Allah'ın kendisine Kuran'da bildirdiği bilgilere vakıf olabilir. Allah ise zamandan ve mekandan münezzeh olan, ezeli ve ebedi olandır. Bilgisine ulaşamadığımız, göremediğimiz, duyamadığımız, idrakımız dışında olan her şey bizim için gayba aittir. Allah ise görünen veya görünmeyen herşeyin bilgisine sahip olan, gaybı bilendir. Her olayın iç yüzünü, asıl gerçeğini, tüm detaylarıyla, derinlemesine, her yönüyle bilen ve bunların hepsine her an hakim olan Allah'tır. Taha Suresi'nin 7. ayetinde de belirtildiği gibi "Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir."

Ayette de bildirildiği gibi insanların kalplerinden geçeni, bilinçaltlarında sakladıklarını, hiç kimseye söylemedikleri en gizli düşüncelerini de bilen, ancak ve ancak O'dur. Allah'ın dışında ise hiçbir varlık -ne cinler, ne insanlar, ne de melekler- Allah'ın izin verdiği kadarı dışında herhangi bir bilgiden haberdar olamaz. Bunları ancak Allah haber verirse bilebilirler.

Allah En'am Suresi'nin 59. ayetinde ise gayb bilgisinin yalnız Kendisine ait olduğunu, O'nun dışında hiç kimsenin bu bilgilerden haberdar olamayacağını şu şekilde bildirmiştir:

"Gaybın anahtarları O'nun katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve her şey) apaçık bir kitaptadır."

Görüldüğü gibi milyonlarca insanın yaşamının her evresinden, söylediklerinden veya kalbinden geçirdiklerinden, yeryüzünün derinliklerinde olan bir olaya, uzaydaki bir taşın geçirdiği aşamalardan, yeryüzündeki bir ağaçtan düşen tek bir yaprağa kadar herşey Rabbimizin ilmi ve bilgisi dahilindedir. Tüm bu bilgilere ve bizim bilmediğimiz daha nicelerine, gaybı bilen ve herşeyin tek sahibi olan Allah hakimdir.

İnsan ise bir hafta, bir gün, bir saat, bir dakika ve hatta bir an sonra bile başına ne geleceğini, olayların ne şekilde gelişeceğini ve nelerle karşılaşacağını bilemez. Birbirine uyumlu ve son derece doğal bir akış içinde gerçekleşen olayların tümü ancak Allah'ın dilemesiyle olmaktadır. Bu olaylardaki doğallık, herşeyin belli bir düzen içine gelişiyor olması insanlarda zaman zaman herşeyi kendileri yapıyormuş, olaylar onlar öyle planladığı ve istediği için o şekilde gelişiyormuş gibi bir his oluşturabilir. Ancak bizler ertesi gün, yahut bir kaç saat sonrası için birşeyler yapmayı planladığımızda veya bazı şeylere karar verdiğimizi düşündüğümüzde, aslında planladığımız şeyleri ancak yapmayı umut ederiz. Gerçekten bunları yapıp yapamayacağımızı, planlarımızın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini ise bilemeyiz. Allah dilerse istediklerimizi gerçekleştirebiliriz.

Bir an sonra yan odaya geçmek, televizyonu açmak, sofrayı kurup yemeğe başlamaktan, gelecek yıl yeni bir işe girip, yurt dışına gitmeye kadar uzun veya kısa vadeli yaptığımız tüm planlar, aldığımız tüm kararlar ve bunlara dair tüm umutlarımız bizler için hep birer dilektir. Eğer Allah bunları bizler için dilememiş ise bizler asla isteklerimizi veya planlarımızı yerine getiremeyiz. İstediğimiz kadar çok sebebe de başvursak, eğer Allah bizim için o işin gerçekleşmesini dilemez ise, bunun gerçekleşmesi asla mümkün olmaz. Öte yandan eğer Allah bizim için bir şey dilemişse, onu da hiçbir kuvvet engelleyemez.

Nitekim bu gerçeği Allah bize yaşamımız boyunca pek çok örnekle gösterir. Hayatımızın pek çok anında öylesine kusursuz ve mükemmel bir işleyişe şahit oluruz ki, bu olayların her biri gücün tek sahibinin Allah olduğunu ve bizlerin O'nun yarattığı kadere tabi olduğumuzu gösterir. Bir işi halletmek üzere yola koyulduğumuzda, karşılaştığımız onlarca engelin her biri aslında neticeyi biraz daha güzelleştirmek için özel olarak yaratılmıştır. Eğer Allah dilerse o çok istediğimiz işi halledebilir, Allah dilemezse hiçbir sonuç kesinlikle alamayız. İnsan bu engellerin ardında gizlenen hikmetleri bazen fark edebilir, bazen de bunların birer zorluk olduğunu düşünebilir. Ancak gerçekte her biri zamandan ve mekandan münezzeh olan rabbimiz tarafından birçok hikmetle, ve herbiri bizim için çok büyük hayırlarla yaratılmıştır.

Örneğin yetişebilmek için büyük çaba gösterdiğimiz otobüsü, kaçırdıktan sonra otobüsün kaza yaptığını öğrenmek pek çoğumuzun günlük hayatta rastladığı olaylardandır. Ancak önemli olan bunun kaderde yaratıldığını fark etmek ve hayatın her anında bu kader delillerini fark edebilmektir.

İşte bu nedenle gaybı yalnızca Allah'ın bildiğine ve Allah'ın kendileri için diledikleri dışında başlarına hiçbir şey gelemeyeceğine iman edenler, hiçbir şey hakkında "ben bunu yarın mutlaka yapacağım" demezler. Bir şeyi yapmaya karar verdikleri vakit, "Allah dilerse (inşallah)" derler. Eğer unutur veya gaflete kapılırlarsa Rablerini zikreder ve Allah'ın kendilerini en güzel olana iletmesi için dua ederler." (Kehf Suresi, 24) Kuşkusuz bu Allah'ın razı olduğu, çok güzel bir ahlak özelliğidir.

              51-100