|
DİNSİZLİKLE
FİKRİ MÜCADELENİN ÖNEMİ-1-
Günümüzde ekonomi, siyaset, adalet ve sosyal alanda yaşanan sorunlar
olabilecek en yüksek seviyeye ulaşmış durumdadır. Bu sorunlardan
rahatsız olmayan bir toplum ise neredeyse yok gibidir. İlk bakışta
bu sorunların temelinde az gelişmişlik, kültürel farklılıklar, çıkar
çatışmaları veya yönetim hataları gibi bir takım farklı sebeplerin
yattığı düşünülebilir. Halbuki dünya üzerinde insanları mutsuz,
çaresiz ve güçsüz bırakan sorunların tek ortak sebebi "dinsizlik"tir.
İnsanların bir kısmı dini açıkça inkar ederken büyük kısmı da dini
bildikleri ve kabul ettikleri halde din ahlakından uzak bir yaşam
sürmektedirler. Bu da insanların genel olarak Allah'a karşı sorumlu
olduklarını göz ardı ettikleri ve dinin gereklerinin yerine getirilmediği,
diğer bir deyişle dinsizliğin hakim olduğu bir ortam oluşturmaktadır.
Bir toplumda dinsizlik ne kadar yaygınsa o toplumun içine düştüğü
bunalım, adaletsizlikler ve sorunlar da o oranda artış gösterir.
Çünkü dinsizlik, tüm sosyal sorunların kaynağını oluşturan bir düşünce,
ahlak ve kişilik bozukluğu olarak ortaya çıkar. Devlete isyan eden,
disiplin ve düzeni kabul etmeyen, ahlaki değerleri reddeden, zalim
olmayı makul gören insanların ortak noktası dinsizliğin getirdiği
bozuk kişilik yapısıdır. Ayıp, suç veya yasak olarak kabul edilen
şeyler kişinin menfaati ile çatıştığında, din ahlakından uzak bir
kişiyi bunları yapmaktan alıkoyan bir güç olmaz. Dolayısıyla çıkarları
kendisini nasıl yönlendiriyorsa o şekilde davranır. Ekonomi, hukuk,
ticaret ve sosyal ilişkilere bu menfaatler hakim olur. Böyle bir
ortamda bir insan suçlu olmadığı halde suçlu ilan edilebilir, ihtiyaç
içinde olanların ihtiyaçları gözetilmez, yetimlerin ve öksüzlerin
hakları korunmaz, hırsızlıklar, yolsuzluklar, çatışmalar, saldırganlıklar
ve hatta cinayetler bile olağan karşılanır.
Dinsizliğin bir topluma getirdiği belaların kapsamlı olarak ele
alındığı "Dinsizliğin Kabusu" adlı eserinde, Sayın Harun
Yahya da dünyanın içine düştüğü kaos ve karmaşanın en büyük sebebinin
dinsizlik olduğunu şu şekilde dile getirmektedir.
"Kötülük, haksızlık, üzüntü, karamsarlık, sıkıntı, yalnızlık,
korku, stres, güvensizlik, vicdansızlık, endişe, öfke, kıskançlık,
kin, uyuşturucu bağımlılığı, ahlaksızlık, kumar, fuhuş, açlık,
fakirlik, yolsuzluk, hırsızlık, kavga, düşmanlık, cinayet, savaş,
çatışma,zulüm, ölüm korkusu... Tüm bunlar hemen her gün gazete
ve televizyonlarda gördüğünüz, günlük hayatta karşılaştığınız,
hatta bizzat yaşadığınız sorunlardandır. Peki insanlar bu kötülüklerle
şimdiye dek mücadele etmişler midir ya da etmek için bir gayretleri
var mıdır? Elbette dünyanın hemen her döneminde insanlar bu sayılan
olumsuzluklarla karşı karşıya kalmışlar, bunlarla mücadele etmişler,
ancak çareyi hep yanlış yöntemlerde aradıkları için bir türlü
çözüm bulamamışlardır. Kurtuluşu kimi zaman değişik yönetim biçimleri
denemekte, kimi zaman sapkın akımlara kapılmakta, devrimler yapmakta,
çoğu kere de umursamazlığı tercih edip, bütün bu olumsuzlukları
kabullenmekte aramışlardır. Günümüzde insanlar genelde böyle bir
yaşam tarzına öylesine alışmışlardır ki yukarıda saydığımız sorunları
hayatın gerçeği olarak kabul eder bunların yaşanmadığı bir toplumun
var olabileceğini adeta imkansız olarak görürler. Böyle bir yaşantıdan
memnun olmadıklarını sürekli dile getirirler ama içinde bulundukları
şartlarda başka bir seçeneklerinin bulunmadığını düşünerek bu
yaşantıyı kabullenirler. Oysa dünyada, yukarıda sadece çok küçük
bir kısmına yer verdiğimiz bu olumsuzlukların hiç birini ne ruhen
ne de bedenen yaşamayan, sürekli bolluk, bereket, mutluluk, sevgi,
saygı, huzur, güven,güzel ahlak, barış, dostluk gibi sayısız nimet
ve güzelliklerin sahibi olan insanlar da vardır. İşte bu insanlar
Allah rızası için yaşayan, Kuran hükümlerine uyan, Allah'ın rahmetini
ve cennetini uman gerçek dindarlar, yani müminlerdir. Diğer bir
deyişle bu olumsuzlukların tek çözümü gerçek dinin yaşanmasında
yatmaktadır. (Dinsizliğin Kabusu, Harun Yahya, sf.9)
Öte yandan, Harun Yahya'nın da kitabın ilerleyen sayfalarında dikkat
çektiği gibi, içinde yaşadığımız asrı, dünya tarihinin en bereketli,
en rahat ve en mutlu dönemi yapmak Allah'ın izniyle mümkündür. Çünkü
sorunun kaynağı ortadadır ve bu kaynağı ortadan kaldırmak iman edenlerin
birlik ve beraberlik içinde hareket etmesiyle kolay ve mümkündür.
Yapılması gereken insanlara dinin gerekliliğini ve Allah'ın varlığını
deliller göstererek anlatmak, insanların vicdanlarını hareket geçirmek
ve ahireti düşünmelerini sağlamaktır. Kısaca dinsizlikten kaynaklanan
bir kaos ve karmaşa ortamına çözüm olarak din ahlakını sunmaktır.
Ancak bunu yaparken din ahlakının bir topluma kazandıracağı güzellikleri
ve neden din olmadan huzur ve mutluluk olamayacağını da insanların
kavraması için çaba göstermek gereklidir.
Din
Ahlakı İnsanları Suç İşlemekten Alıkoyar
İnsanların
bir kısmı hayatını suç işleyerek ve insanları suça teşvik ederek
geçirirken büyük bir çoğunluğu da suçlara ve yanlışlara sessiz kalmayı
tercih etmektedir. Bu nedenle eskiden insanların hayretle karşıladığı
haksızlık, adaletsizlik, saygısızlık, ahlaksızlık, yolsuzluk gibi
dejenerasyon örnekleri artık bir çok insan tarafından hayatın doğal
bir parçası olarak görülmekte ve "modern çağın zorunlulukları" adı
altında son derece makul karşılanmaktadır. Örneğin günümüzde bir
yanda insanlar fakirlik içinde açlık sınırı altında yaşarken, öte
yanda eğlence dünyasında aşırılık ve israflar yaşanması yadırganmamaktadır.
Ya da ticarette bir malı olduğundan daha değerli veya daha değersiz
göstermek, emeğin karşılığını vermemek, insanların çaresizliği ve
sefaleti üzerinden rant elde etmek de doğal karşılanan olaylar arasındadır.
Oysa din ahlakı insanı, şartlar ne olursa olsun, vicdansızca ve
merhametsizce davranmaktan alı koyar. İslam dininde hiçbir koşul
suç işlemek için mazeret sayılamaz. Fakirlik, açlık, hastalık gibi
zorluklar ya da hırs, arzu, istek gibi nefsani duygular hiçbir zaman
suça mazeret sayılamaz. İslam dininde insanlar vicdanlarını dinlemek,
nefislerini kontrol etmek ve güzel ahlak göstermekle yükümlüdürler.
İslam ahlakı insanları suçtan caydırır, güzel ve doğru kararlar
almasını sağlar.
Din
ahlakının topluma kazandıracağı hayır ve güzellikleri anlatmaya
bir sonraki yazımızda devam edeceğiz.
|