EVRİM TEORİSİ'NİN BİLİMSEL GERÇEKLERDEN UZAKLIĞI

Son zamanlarda ülkemizde bilimsel tartışmalar ya da bilimsel araştırmalar üzerinde konuşulduğunda, konu dönüp dolaşıp evrim teorisine geliyor. Nedense bilim, evrim teorisiyle özdeşleştiriliyor ve evrim teorisi olmadan hiçbir bilimsel konunun tartışılamayacağı iddia ediliyor. Bu yanılgının bir sonucu olarak da insanlar gerek evrim teorisinin geçersizliğini ortaya koyan objektif yayınları, gerekse evrim teorisinden dayanak almayan bilimsel araştırmaları çok büyük bir ön yargıyla değerlendirip, "bilimdışı" olarak nitelendirebiliyorlar.

Oysa son yıllardaki bilimsel gelişmeler bunun tam aksini, yani evrim teorisinin "bilim dışı" ve "ideolojik" bir inanç olduğunu ortaya koyuyor. Geride bıraktığımız yüzyıl içinde genetik kanunlarının, hücre gibi kompleks organların ve DNA'nın keşfi yaşamın oluşumunu tesadüflerle açıklayan evrim teorisinde kapanmayacak yaralar oluşturdu. İşte bu nedenle "bilime rağmen" ayakta tutulmaya çalışılan evrim teorisi bilimden sürekli uzaklaştı, ideolojik bir zorunluluk halini aldı.

Evrim teorisinin bilimsel gerçeklerden ne kadar uzak olduğunun üzerinde durmadan önce, bu teorinin ideolojik yönü hakkında etraflıca bilgi edinmek gerekir. Evrim teorisi insanların sandığı gibi, doğruluğu ispatlanmış, laboratuvar deneyleriyle tekrarlanabilir bilimsel bir teori değildir. Aksine, Allah'ın varlığını inkar üzerine kurulu ideolojik bir kurgulamadır.

Günümüzde evrim teorisinin en şiddetli savunucuları maddeci hayat anlayışına sahip olan birtakım bilim adamlarıdır. Bu kişiler evrim teorisini insanların önüne tartışılması mümkün olmayan, bilimsel bir gerçek olarak koyarlar. Buna göre evrim teorisini sadece bilim adamları tartışabilir, konuşabilir, değerlendirebilirler. Bilimsel bir geçmişe ve bu yönde bir eğitime sahip olmayan insanların ise bilim adamlarının kendilerine sunduklarını -tartışmadan ve yargılamadan- kabul etmekten başka bir çareleri yoktur. Tabi ki bu anlayış sadece günümüz için geçerli değildir. Tarih boyunca "tesadüf" teorilerini, Bediüzzaman'ın deyimiyle "maddiyyun ve tabiyyun hastalığı"nı destekleyenler hep aynı zihniyetteki kişiler olmuşlardır. Hatta evrim teorisi öyle bir hal almıştır ki, bazı evrimciler bu teoriyi "kuşku duyulmayan yegane ilke" diye nitelemeye başlamışlardır. Bu inancı en açık şekilde ifade eden söz Fransız evrimci Teilhard de Chardin'e aittir. De Chardin şöyle demektedir:

"Evrim bir hipotez midir? Hayır, o bunların hepsinden öte bir şeydir. Evrim, kendisinden kuşku duyulmayan yegane ilkedir ki, tüm teoriler, tüm sistemler, tüm hipotezler, ciddiye alınabilir ve doğru olabilmek için ona dayanmak zorundadırlar. Evrim, tüm gerçekleri aydınlatan bir ışık, tüm çizgilerin kendisinden çıkması gereken ana çizgidir. İşte, evrim budur." (Philip E. Johnson, Darwin on Trial, 2. ed. Illinois: Intervarsitiy Press 1993, s. 131)

İşte evrimin birçok evrimci bilim adamı açısından tanımı budur. Yani alternatifsiz bilimsel bir gerçek, tüm gerçekleri aydınlatan bir ışık… Ancak dikkat edilirse yukarıdaki sözde ne bilimsel bir tanımlama, ne herhangi bir elde edilmiş bulgu, ne de en ufak bir bilimsel kaygı yer almaktadır. De Chardin'in bu sözünün oluşturduğu ilk çağrışım dogmatik bir bağlılığın, körü körüne bir inancın ifadesidir.

Evrim teorisinin Charles Darwin tarafından ortaya atılmasının en çok materyalist çevrelerde coşkulu bir sevince neden olması da bu ideolojik kaygının en önemli göstergesidir. Allah inancını reddeden bu gibi felsefeler en büyük çıkmazlarının sözde cevabını, yani yaşamın nasıl oluştuğu sorusunun cevabını, evrim teorisinde bulmuşlardır. Örneğin Karl Marx evrim teorisini çok büyük bir sevinçle karşılamış, hatta en büyük eseri sayılan Das Kapital'i teorinin kurucusu Charles Darwin'e ithaf ederek bu sevincini dile getirmiştir. Çünkü canlıları "yaratılmamışlık" temelinde açıklayan bir tez olmadıkça, Marx'ın yapmak istediği gibi tüm tarihi maddeciliğe dayandırabilmek mümkün değildi. Marx, Engels, Stalin gibi pek çok materyalist ideoloğun beklediği bu açıklama Darwin'den gelmişti. Bu nedenle de coşkularını söylemlerinde sık sık ifade etmekten çekinmemişlerdi.

Bilindiği gibi evrim teorisini kendine en önemli dayanak olarak gören materyalizm, maddenin sonsuzdan beri var olduğunu ve maddenin dışında hiçbir şeyin olmadığını savunur. Yani materyalizmin varlığı evrim teorisinin varlığına bağlıdır. Bu gerçeğin farkında olan materyalist bilim adamlarının yaptıkları da bilimsel gelişmeler karşısında tüm inandırıcılığını yitiren bu dogmatik teorinin çarpıtmalar, demagojiler ve sözde desteklerle ayakta tutulmasını sağlamaktır. Fakat bu çabalarının başarıya ulaşması kesinlikle mümkün değildir. Çünkü bilim maddeden başka hiçbir şeyin varlığını kabul etmeyen materyalist varsayımı geçersiz kılmakta ve tüm canlıların üstün bir yaratılışın ürünü olduğunu göstermektedir.

Birtakım felsefi ya da ideolojik ön yargıların etkisinde olan bilim adamları ise bu gerçeği görmemekte direnirler. Yani bir Yaratıcı'nın var olduğu gerçeğini reddedebilmek için bilimsel gerçeklerle çelişen, çok büyük açmazlar içeren bir teori ısrarla sahiplenilmektedir. Sidney Üniversitesi'nden antropolog Dr. Michael Walker da evrim teorisine olan bu körü körüne bağlılığı aynı amaçla açıklamaktadır:

"Birçok bilim adamı ve teknoloji uzmanının Darwin'in teorisine onay veriyor olmalarının tek nedeninin, bu teorinin Yaratıcı'nın varlığını reddetmesi olduğunu kabul etmek zorundayız." (Dr. Michael Walker, Quadrant, Ekim 1982, s.44) "

Doğaüstü güçleri kabul etmemek" şeklinde özetlenebilecek olan bu amaç materyalizmin ve evrim teorisinin temelidir. Ama evrimciler buna "bilimsel amaç" adını vermişlerdir. Bu bilimsel amacın ise bilimsellikle bir ilgisi yoktur. Amaç doğayı incelemek, bilinmeyeni araştırmak, yeni buluşlarla ortaya çıkmak değil, 19. yüzyılın köhne materyalist dogmalarını imkansızdan güç alarak, bilimsel gerçeklere rağmen savunmaktır.

İşte bu nedenle de evrim teorisi gün geçtikçe bilim dünyasından silinmekte, materyalist felsefenin sözde dayanağı olmaktan öteye gidememektedir. Bilim ise her geçen gün Allah'ın varlığını ve Yaratılış Gerçeği'ni açıkça gösteren delilleri ortaya çıkarmaktadır.