|
ERTELEMEKTEN
VE TARTIŞMAKTAN KAÇINMAK
Şeytan
Hayrı Erteletmek İster
Her insan er ya da geç mutlaka ölümü tadar ve ölüm ona daha birkaç
dakika öncesinde bile hiç ummadığı bir anda gelir. Bu nedenle ölmeden
evvel yapmayı düşündüğü planlarının hiç birini gerçekleştiremez.
Herşey olduğu gibi kalır. Artık kendisine verilen süreyi doldurmuş,
tanınan tüm imkan ve fırsatları geride bırakmıştır. Eğer kişi yapacağı
pek çok şeyi erteleyenlerden ise, meleklerin yanına gelmesiyle birlikte
büyük bir üzüntü ve pişmanlık yaşar. Geri dönmeyi ve ertelediklerini
gerçekleştirmeyi şiddetle arzu eder. Ama geri dönüş yoktur. Dünyada
ahiret için yapması gereken hazırlığı hep yaşlılık yıllarına ertelemiş,
ama bunların hiç birine fırsatı kalmadan bir anda melekler canını
almaya gelmişlerdir.
"Ertelemek" şeytanın zayıf imanlı kişilere bir oyunudur.
Şeytan, insanın sonsuza kadar azap çekmesini isteyen bir varlıktır.
Bu yüzden de insanın Allah (c.c.)'ın razı olacağı bir şeyi yapmasını
istemez ve bunda başarılı olabilmek için türlü yollar dener. İşte
bu yollardan birisi de insanın Allah için yapacağı her hayrı erteletmeye
çalışmasıdır. Öyleki, ölüm insanı buluncaya kadar bu erteletmenin
sonu gelmez. Yapılması gereken şeyleri bin bir türlü bahaneler öne
sürerek hep daha da ileri attırır. Örneğin, şeytan insanın dua etmesini
kesinlikle istemez. Çünkü dua eden insan Cenab-ı Allah'tan icabet
görecek, istediği hayra ve nimete kavuşacaktır. Ama şeytan insan
için bunun tam tersini istediğinden, dua edeceği an hemen başka
birşeye dikkatini çekmek, daha acil gibi görünen şeyler çıkarmak
ister. O an uyku ve ağırlık vererek erteletmeye çalışır. Ya da şeytan
insanın infak etmesini istemez. Biraz daha birikim yapıp vermesinin
daha uygun olacağını telkin eder, fakirlikle korkutarak infakını
ertelettirmeye gayret eder. Elbette çabası bu kadarla sınırlı değildir.
Aynı erteletme çabasını her salih amelde, her hayır işinde sarfeder.
Unutmamak gerekir ki şeytan insana bu tip durumlarda "yapma"
demez, sinsice yaklaşarak "sonra yaparsın" der. Ama bu
telkinlerin salih müminler üzerinde bir etkisi olamaz. Çünkü Allah
ayetinde "muhlis kulları"nı şeytanın etkisinden uzak tutmuştur.
Ayrıca şeytanın hiçbir zorlayıcı gücünün olmadığını, hilesinin zayıf
olduğunu da açıkça bildirmiştir.
İşte müminler şeytanın bu oyununa karşı dikkatli olmalı, akıllarından
bir şeyi ertelemeyi geçirdiklerinde mutlaka şüphe ile yaklaşmalıdırlar.
Ertelemek tek bir şartla makul olabilir: Eğer o an başka birşeyin
yapılması daha acil ve hayırlı ise... Yoksa yüksek olasılıkla şeytan
bir hayrı engellemek istiyor demektir. Ve belki de kişinin ertelediği
şeyi sonsuza kadar bir daha asla yapma fırsatı olmayacaktır. Ve
böyle bir durumda ahirette yaşayacağı pişmanlık kuşkusuz dünyadaki
hiçbir pişmanlık hissi ile kıyaslanamayacaktır.
Şeytan
İnsanların Tartışmalarını İster
Allah-u Teala, "insan herşeyden çok tartışmacıdır"
(Kehf Suresi, 54) ayetiyle insanların bu olumsuzluğuna
dikkat çekmektedir. Özellikle din konusu insanların başlıca tartışma
konusudur. Allah'ın "İnsanlardan kimi, Allah hakkında
bilgisi olmaksızın tartışır durur ve her azgın-kaypak şeytanının
peşine düşer." (Hac Suresi, 3) ayetinde de bildirdiği
gibi insanlar hiç bir bilgileri olmadığı halde Allah hakkında tartışırlar
ve bu onlara şeytanın bir başka oyunudur.
Bu nedenledir ki Allah müminleri şeytanın bu kışkırtma özelliğine
karşı uyarmakta ve elçiye, "Kullarıma, sözün en güzel
olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır.
Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır." (İsra suresi,
53) diye bildirmektedir. İşte müminler Allah'ın bu hükmüne
uyarak ve aralarında hiçbir tartışmaya izin vermeyerek şeytanın
bu özelliğinden korunmuş olurlar.
Aynı
şekilde mümin, dini tebliğ ettiği kişiyle de arasında bir tartışma
ortamı oluşmasına kesinlikle izin vermez. Allah müminlerin tartışmadan
yüz çevirmelerini istemektedir. Gerçek çok açık ortadadır. Bir insan
bu gerçeği görür ya da görmezlikten gelir. Allah, müminlerle tartışmaya
girenlere karşı müminlerin göstermeleri gereken tavrı açıkça bildirmiştir:
De
ki: "O bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, bizimle
Allah hakkında (sözde kanıtlarla) tartışmalara mı giriyorsunuz?
Bizim amellerimiz bizim, sizin de amelleriniz sizindir. Biz, O'na
gönülden bağlanmış (muhlis) olanlarız." (Bakara Suresi, 139)
Genelde
tartışmalarda öne sürülen fikirlerin, yapılan konuşmaların hiç birinin
bir delili ve dayanağı yoktur. Tamamı zanna dayalıdır. Kesin ve
geçerli olan bilgi ise yalnızca Allah'ın insanlara bildirdikleridir.
Söylenilen her söz, savunulan her fikir Kuran'ı tasdik eder yönde
olmalıdır, ancak o zaman bu zan olmaz.
Buna karşın inkarcılar Allah'ın bildirdiği gibi şeytanın sahte süslemeleriyle
aldatılmışlardır. Şeytan onları sürekli tartışmaya yöneltir ve onun
"süslemesi" ile hem bundan garip bir zevk alır hem de
bunu doğal ve olması gereken birşey gibi görürler. Ama bu yanılgı
onları hiç tahmin edemeyecekleri kadar sıkıntılı bir sona doğru
sürükler.
|