|
ERTELEMEKTEN
KAÇINMAK
İnsanda yapmak istediklerini, içinden geçenleri daha sonraki bir
zamana bırakma eğilimi vardır. Örneğin okuduğunda kendisine faydalı
olacağını bildiği halde bir kitabı okumayı hep ertesi güne bırakır,
ya da yapılması gereken bir işi mümkün olduğunca son ana kadar ertelemeye
çalışır. 'Birazdan yaparım' düşüncesi belki de pek çok insanın en
çok içinden geçirdiği düşüncelerden birisidir. Oysa bir işi sonu
hayırlı olacak bir işi ertelemek nefsin insana oynadığı oyunlardan
birisidir. Nefis hep ertelemeyi, hayırlı ve güzel işleri sonraya
bırakmayı ister. Halbuki yapılması gereken bir işi geciktirmek veya
ertelemek insanın o işi yapmaktan tamamen kurtulduğu anlamına gelmez.
Üstelik o işi ertelemek insanı yapması gereken o işle ilgili sorumluluklarından
da muaf tutmaz.
Genel olarak insanların ertelemeye en yoğun eğilim gösterdikleri
konular ise dini sorumluluklarıdır. Cahiliye toplumunda insanlar
din ahlakını öğrenip bu ahlakı yaşamayı ve ibadetlerini yerine getirmeyi
sürekli ertelerler. Dini ahlakını bilen insanlar arasında ise manevi
derinliğini artırmak, imanını güçlendirmek, Allah'a yakınlaşmak
için çaba harcamak gibi konularda erteleme söz konusu olabilir.
İnsan
bir konuyu ertelerken, onu erteleyebileceği bir vakti olduğunu düşünür.
Bir saat sonra, bir hafta sonra, bir ay sonra, gelecek yıl, yaşı
daha ilerlediğinde yapabileceğinden emin olduğu için o işi ertelemekte
bir sakınca görmez. Oysa bu büyük bir yanılgıdır. İnsan bir saat,
bir hafta, bir ay sonrasından emin olamayacağı gibi bir an sonrasından
dahi emin değildir. İnsan "bunu yarın yaparım" derken
yarının olacağını bilemez, içinden bu düşünceyi geçirirken ertelemek
için artık süresi kalmamış bile olabilir. Ölüm insanın karşısına
hiç beklemediği bir anda çıkar. Neşeli bir ortamda eğlenirken, kalabalık
bir alışveriş merkezinde dolaşırken, sabaha karşı yatağında uyurken,
işe gitmek üzere evinden ayrılırken, hayatı boyunca hazırlandığı
bir sınava girerken ölüm insanı yakalayabilir.
Bu durumda hayatı boyunca Kuran okumayı ve din ahlakını yaşamayı
bir sonraki güne erteleyen, ibadetlerini yerine getirmesi gerektiğini
bildiği halde yaşlanmayı bekleyen kişi çok büyük bir yanılgıya düştüğünü
anlar. Bu nedenle insanın yapması gerekenleri hiçbir gecikme ve
erteleme yapmadan yerine getirmesi her şeyden önce kendi ahireti
için son derece hayati ve önemlidir.
Bediüzzaman Said Nursi de bir sözünde, insanın yarını için hiçbir
garantisi olmadığını, bunun bilinci ile sorumluluklarını yerine
getirmede hiçbir gecikme yapmaması gerektiğini şu şekilde vurgulamıştır:
Ey
nefis! Bil ki dünkü gün senin elinden çıktı. Yarın ise senin elinde
sened yok ki, ona mâliksin. Öyle ise hakikî ömrünü, bulunduğun
gün bil. Hiç olmazsa günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi, hakikî
istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide
veya bir seccadeye at. Hem bil ki: Her yeni gün, sana hem herkese,
bir yeni âlemin kapısıdır.
Üstad'ın
da vurguladığı gibi insanın yaşadığı anın değerini bilmesi gerekir.
Bu aynı zamanda müminlerin de önemli vasıflarından birisidir. İman
etmeyenlerin dini yaşamaya başlamak için sürekli mazaretler öne
sürmeleri ve bunu ertelemeleri ne derece yanlışsa, iman edenlerin
de yaşadıkları anın değerini bilmeyip ahlaklarını güzelleştirmek
için yeterince çaba göstermemeleri aynı derecede yanlıştır. İnsan
ibadetlerini yerine getirmeyi erteleyemeyeceği gibi, güzel ahlakını
artırmayı, imani olarak derinleşmeyi, maneviyatı güçlendirmek için
çaba göstermeyi de ertelememelidir. Böyle bir erteleme insanı ahirette
çok utanacağı ve pişman olacağı bir duruma düşürebilir. Samimi müminlerin
eksiklerini düzeltmekte, 'bunu sonra düşünürüm' diyerek manevi ihtiyaçlarını
gidermekte herhangi bir ertelemede bulunmaması gerekir. Çünkü insanın
o an için irade gösteremeyip, değiştirmekte ağırdan aldığı bir hatası
karşısına bir müddet sonra çok daha köklü bir şekilde çıkabilir.
Öte yandan insan günlerini zaman geçirme psikolojisiyle yaşamamalıdır.
Geçen zamanın asla geri döndürülemeyeceğini bilerek, zamanı iyi
değerlendirmelidir. Üstad'ın da belirttiği gibi bir günü sıradan
bir 24 saatli bir süreç olarak değil de yeni bir alemin başlangıcı
olarak değerlendireme geçen bu süreyi kişinin kendi lehine çevirmesi
için çok önemlidir. Her günü üzerine yazılacak yeni bir sayfa gibi
kabul etmeli ve bu sayfanın üzerine gücü yettiğince çok bir şeyler
eklemeye çalışmalıdır. İnsanın günün sonunda, tüm gününün Allah
için pek çok hayırla dolu olduğunu görmesi vicdanını en rahat ettirecek
şeydir. Ertelemeden kılınan bir namaz, geciktirmeden yerine getirilen
bir güzel ahlak özelliği insan için kazançtır. Ayrıca insanın Allah'a
olan teslimiyetini, sevgisini, inancını, imanını göstermesi için
birer lütuftur.
Unutulmamalıdır ki, her insan kendi ellerinin önden takdim ettiği
ile karşılık görür. Kendi dünyasını, ahiretini ancak kendisi aydınlatır.
Gayret edip irade göstererek dünyaları kazanabilecekken anlık tembellikler
ve ertelemeler yüzünden dünyasını da sonsuz ahiret hayatını da kaybetmeyi
göze almamalıdır. Hayır getirecek bir işin ertelenmesi kişiye umulmadık
kayıplar getirebilir. Ertelemekten vazgeçen ise sürekli olarak ilerler.
Ve çok kısa sürede olgunlaşmış, maneviyatında derinlik elde etmiş,
seri bir şekilde işleri halledebilme kapasitesine ulaşmış olduğunu
görür.
|