|
DİNİN
İNSANLARA KAZANDIRDIKLARI
İnsan
dünya
ve ahiret mutluluğunu ancak Kuran'a tabi olarak elde edilebilir.
Kuran'da bildirilen ahlak modeli ve hükümler insanlar için, Allah
tarafından tayin edilmiştir. İnsanı yaratan Allah, onun nasıl bir
ortamda rahat edeceğini, huzur bulacağını ve yaratılışına en uygun
yaşamın ne olacağını en iyi bilendir. Bu ahlak modeli tam anlamıyla
yaşanmadığı sürece insanların mutlu olmaları mümkün olmadığı gibi
toplumlarında huzuru kavuşmaları mümkün değildir.
Fakat insanların büyük çoğunluğu bu önemli gerçeğin farkında değildir.
Hatta bildiğini zannedenler dahi, dinin getireceği güzelliklerin
neler olabileceğini tam anlamıyla kavrayamazlar.
Oysa din çağlar boyu insanların ve toplumların çözemediği her konuyu
çözer, sıkıntısını yaşadıkları, çözümsüz kaldıkları her problemi
ortadan kaldırır. Asırlar boyu hemen her dönemde insanlar sevgi
ve saygı eksikliği, kin, nefret, öfke, kıskançlık gibi kötü ahlak
özellikleriyle, hırsızlık, düşmanlık, cinayet, savaş, çatışma gibi
toplumsal problemlerle mücadele etmişler, ancak çareyi hep yanlış
yerlerde aradıkları için bir türlü çözüm bulamamışlardır. Elbette
ki Allah'ın hükümleri gözardı edildiğinde bu sıkıntıların yaşanılması
kaçınılmazdır. Bunlardan kurtulmanın tek şartı dini samimi yaşamak
ve Allah'ın indirdiği kitaba tam sarılmaktır. Allah'ın Kuran'da
bildirdiği gibi
"Gerçek( şu ki), O (Kuran), elbette bir öğüttür. Artık
kim dilerse öğüt alıp düşünür." (Müdessir suresi 54-55)
Bu
öğüdü almayan insanlar dini reddetmelerinin karşılığını daha dünyadayken
alırlar. Tüm hayatları Kuran'a uymamaları sebebiyle huzursuzluklar
ve sıkıntılarla geçer. Ahirette ise sonsuza kadar kalacakları cehennnem
ile cezalandırılırlar.
Kuran'a sıkı sıkıya bağlı her insan ise hem dünyada hem de ahirette
kurtuluş bulur. Her insan mutlu ve huzurlu bir yaşantı ister ve
insanların büyük bir çoğunluğu buna dünyanın imkanlarını en fazlasıyla
elde ettiğinde ulaşacağını zanneder. Oysa bu ağır bir yanılgıdır
ve bunun bir yanılgı olduğunun anlaşılması için Allah her zaman
insanlara ibret olacak olaylar gösterir. Zengin, ün ve mevki sahibi,
her türlü imkana sahip insanların mutsuzlukları, yaşadıkları dramlar,
içinde bulundukları korkunç ruh hali herkesin şahit olduğu olaylardır.
Şu çok açık bir gerçektir ki, bir insanın huzuru, rahatı ve mutluluğu
ancak sahip olduğu bakış açısıyla gelir. Bunu gerçek anlamda sağlayan
tek şey ise dindir.
Dindar bir insanın herşeyden önce vicdanı temiz ve rahattır. Ahirette
Allah'a hesabını veremeyeceği hiçbir şeyi yüklenmez. Sadece Allah'a
vereceği hesabı düşündüğü içinse, insanlara verilecek bir hesabı
yoktur. Hiçbir insanın rızasını aramaz.
Allah,
"Haberiniz olsun kalpler yalnızca Allahın zikriyle mutmain
olur. " (Rad Suresi, 28) ayetiyle bu önemli sırrı bildirmektedir.
Kalbinin huzuru ve rahatı için Allah'a dönüp yönelmekten başka yollar
arayanlar, büyük hüsrana uğrarlar ve asla "mutmain" olamazlar.
Allah'ın zikri denildiğinde, insanın yalnızca Allah'ı sözlü olarak
anması ya da tesbih etmesi anlaşılmamalıdır. Bir insanın hayatının
her anında Allah için yaşaması, Allah'ı en çok razı edeceği tavır
ne ise onu seçmesi, her yaptığı işte kalbinin Allah ile beraber
olması gerekir. Aksinde, Kuran uygulanmadığında insanlar bu sıkıntıyı
çekmeye mecburdurlar. İsterlerse tüm dünyaya sahip olsunlar, bütün
zenginlikler onların olsun ya da dünyanın bir diğer ucuna gitsinler
bu sıkıntıları çekmeye mahkumdurlar. Bir ayette bu gerçek şöyle
ifade edilir:
"Allah,
kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi
saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi
dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle
pislik çökertir." (Enam Suresi, 125)
Dini
yaşamayan insanların ruh hallerindeki bu sıkıntı aslında doğruyu
bildikleri halde uygulamamalarından, Allah'ın emrinin dışına çıkmalarından
ve vicdansızlık yapmalarından kaynaklanır.
Din, insanların olumsuz tavırlarını, ahlaklarındaki kötü yönleri
tamamıyla engeller. Allah'tan korkan bir insan asla suç işleyemez.
Allah'ın kendisini her an işittiğinin, gördüğünün, gizlinin gizlisini
bildiğinin farkındadır. Her yaptığının ahirette karşılığını alacağını
bilir. Bu nedenle ahlakında ve davranışlarında son derece titiz
olur. Ahirette Allah'a hesabını veremeyeceği hiç birşey yapmaz.
Bugün gazetelerimizin üçüncü sayfaları cinayetlerle, intiharlarla,
soygun, dolandırıcılık haberleriyle dolu. Her gün yüzlerce bu tür
olay gerçekleşiyor. Bunun nedeni imandaki zayıflık veya imansızlıktır.
Din gününde Allah'a hesap vereceğini bilen, sonsuz cehennem ateşinin
korkusunu duyan bir insan, dünyevi bir çıkarı için karşısındaki
insana silahı doğrultup sıkamaz. Veya şu kısa dünya ömrünü Allah
rızası için geçirip cennete kavuşma ümidinde olan bir insan asla
ve kesinlikle dolandırıcılık yapmaz. Haram olan herşeyden şiddetle
kaçınır. Hesabını veremeyeceği tek kuruş bile olmaz.
Bu nedenle samimi dindarların bulunduğu ortam son derece güvenilirdir.
Gerçek bir huzur ve güven ortamı vardır. Beş on mümin bir araya
geldiğinde böyle bir ortam oluyorsa, tüm insanlarının mümin ahlakına
sahip olduğu bir toplumda huzursuzluk, anarşi, güvensizlik ortamı
tamamen kalkar.
Ayrıca dinde bir insanın gücünün yettiğinin en fazlasıyla hayır
işlemesi emredilir. Her samimi mümin, hayatı boyunca her an "en
hayırlı" işi yapmaya yönelir. Sürekli hayır hasenat peşinde
koşan, daima vicdanlı davranan ve fedakar insanların oluşturduğu
bir toplum, sürekli ilerler. Herkes kendi derdini değil, devletinin
ve milletinin refahını düşünür. Her mümin kişi işin bir ucundan
tutarak devletini ve milletini kalkındırmanın yolunu arar. Hiç kimse
"bana ne başkası yapsın" demez. Ahiretteki hesabını düşünerek
"bunun ecrini de ben alayım" der ve hemen şevkle ve aşkla
hayır işler.
Dinde gösteriş, insanların rızası olmadığı için, her yapılan işte
Allah'ın rızası gözetilir. Hiç kimse bir karşılık beklemez. Hiçbir
mümin takdir almak, karşılığında makam mevki kazanmak derdinde değildir.
Tek amaç Rabbimizin rızasını kazanmaktır. Böyle insanların oluşturduğu
bir toplum refahın, huzurun, güvenin ve zenginliğin simgesi haline
gelir.
Bunlar elbette ki Kuran ahlakının bir topluma kazandıracağı binlerce
güzellikten sadece bir kaçıdır. Rabbimiz'in bizim için seçip beğendiği
din "İslam"dır. Ve eğer dinimizi hiç bir hurafe katmadan
ihlasla ve samimiyetle uygularsak, Allah bütün güzelliklerini bize
açar. Unutmamak gerekir ki her insanın her konuda istediği tüm güzellikler
sadece Allah'a aittir. Ve sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz salih
olan kullarını dünyada da ahirette de bu güzelliklerle donatır.
|