DİKKAT
EDİN -1-
Kur'an-ı
Kerim'in bir çok ayetinde Allah-u Teala, "dikkatli olun"
ifadesiyle başlayan ayetlerinde inananları özellikle bazı konularda
şuurlarını açmaya ve dikkate davet etmektedir. Elbette bu konulara
karşı özellikle ehemmiyet vermek ve Allah(c.c.)'ın emrettiği şekilde
davranmak mutlaka müslümanlara hayır sağlayacaktır.
Dikkat
edin, Allah(c.c.)'ın yardımı pek yakındır…
"Yoksa
sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi
mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk
çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki
mü'minlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu. Dikkat
edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır." (Bakara Suresi
214)
Allah-u
Teala bir çok ayetinde dünyanın bir imtihan yeri olduğunu ve kullarını
mutlaka nefislerine dokunan olaylarla deneyeceğini bildirmektedir.
Allah(c.c.) kimi zaman açlık, kimi zaman mal kaybı, kimi zamanda
ürünlerden ve canlardan eksiltmekle insanları imtihan etmektedir.
Elbette ihlasla Allah(c.c.)'a bağlanan ve ahirete kesin bilgi ile
inanan müminler başlarına her ne gelirse gelsin Kur'an-ı Kerim'in
emri gereği Allah(c.c.)'a yönelir, sabreder ve O'na tevekkül ederler.
Nitekim Kur'an'da iman edenlerin nelere sabrettikleri ve nasıl bir
kararlılık gösterdikleri de zikredilmektedir. Peygamber ve onunla
beraber savaşan müminler müşriklerin ağır baskıları ve saldırılarına
maruz kalmışlardır. İnkar edenler, inananları Allah(c.c.)'ın yolundan
alıkoymak için mallarına ya da canlarına kastederek onlarla mücadele
etmişlerdir. Tüm bunların Allah(c.c.)'ın kendilerine ecir yazmak
için bir imtihan konusu olduğunu bilen müminler de güzel bir sabır
göstererek, asla dosdoğru yoldan dönmeyerek Allah(c.c.)'a olan bağlılıklarını
ispat etmişlerdir.
Rahman ve Rahim olan Allah, inanan kullarına deneme konusu olarak
bir zorluk verdiğinde mutlaka bu durumdan çıkış yolunu da gösterir.
Onların kalbine sabrı ve kararlılığı raptederek ayaklarını sağlamlaştırır.
Ve kalplerini takva üzerinde sabit kılar. Kuşkusuz bu Allah(c.c.)'ın
sonsuz merhamet sahibi olmasından ve iman edenlere bir zarar gelmesini
engellemesindendir. Bir müminin nefsinin ne kadar zoruna gidecek
bir olayla karşılaşırsa karşılaşsın, bilir ki Allah(c.c.) mutlaka
onun yanındadır. Ve mutlaka Allah , katından gerçekleşmesi kesin
olan bir vaad olarak, yardımını ulaştıracaktır.
Dikkat
edin, işledikleri ne kötüdür…
Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'in bir ayet-i kerimesinde inkar edenler
hakkında şu beyanda bulunur:
"Allah'a
kavuşmayı yalan sayanlar, doğrusu hüsrana uğramışlardır. Öyle
ki, saat (kıyamet günü) apansız onlara geliverince, günahlarını
sırtlarına yüklenerek: "Onda (dünyada) sorumsuzca yaptıklarımızdan
dolayı yazıklar olsun bize" derler. Dikkat edin, o işleyip-yüklendikleri
ne kötüdür." (Enam Suresi 31)
Allah'ın
dininden habersiz olanlar, dünya hayatına razı olarak ahiretten
yüz çevirenler ve kitabın ayetlerini az bir değer karşılığında satanlar
kesin olarak büyük bir hüsrana uğrayacaklardır. Cenab-ı Allah Enam
Suresi'nin bu ayetinde inanmayanların ansızın karşılarına çıkan
kıyamet günü nasıl bir durumla karşılaşacaklarını bildirmektedir.
Onlar ölümün şiddetli sarsıntıları arasında canları alındığında,
daha o anda ne kadar büyük bir aldanış içine düştüklerini anlayacaklardır.
Ölüm anı herşeyin bittiği, artık hüküm anının geldiği ve geriye
dönüşün kesinlikle mümkün olmayacağı bir andır. Allah (c.c.) kulun
ruhunu bedeninden ayırdığında artık bir daha o bedene geri dönüşü
kesinlikle imkansız kılmıştır. Zira ölümle birlikte dünya hayatı
da yok olmuş, beden de toprağa terkedilmiştir.
Böyle bir sonla karşılaşınca kuşkusuz inkar edenlerin nasıl bir
şaşkınlığa düştüklerini tahmin etmek mümkündür. Ölümün herşeyi kesip
bitireceğine inanan kafirler, asıl hayatın bu noktada başladığını,
hatta sonsuza kadar bitmemek üzere devam edeceğini o an anlarlar.
Ve Allah(c.c.) haklarında hükmetmek için dünya hayatında işlediklerini
ortaya çıkarmak için amel defterlerini ortaya çıkarır. Yaptıkları
en ufak bir zerre dahi bırakılmaksızın hassas terazilerde tartılır.
Elbette böylesine üstün bir adaletle karşılaşan müşrikler kendilerinin
ne kadar büyük bir gaflet içine düştüklerini farkederler. Bu öylesine
büyük bir hayrettir ki, "Onda (dünyada) sorumsuzca yaptıklarımızdan
dolayı yazıklar olsun bize" şeklindeki pişmanlık dolu
ifadeleri bunu çok açık bir şekilde ifade etmektedir.
Ayetin devamında Cenab-ı Allah, onların işleyip yüklendiklerinin
ne kadar kötü olduğuna dikkat çekmektedir. Hiç şüphesiz ahiret gününde
bir insanın amel defterinin bomboş olması, bu gün için hiç bir azık
toplamamış olması dehşetli bir azabın başlayacağı anlamına gelir.
Artık o kişi sonsuza kadar horlanacak, aşağılanacak ve olabilecek
en şiddetli azapları üstelik çeşit çeşit tadacaktır. Cehennem ateşinden
çıkacak bir yolu hiç bir zaman bulamayacaktır. Çünkü Allah(c.c.)
onları kilitlenmiş bir kapının arkasında ebediyen yaşamaya mahkum
edecektir.
Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını
gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir…
"Allah'a
ve ahiret gününe iman eden hiç bir kavim (topluluk) bulamazsın
ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk)
bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları,
ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar,
öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları
kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar
akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır.
Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır.
İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın
fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların
ta kendileridir. (Mücadele Suresi 22)
İnsanın
dünyada ve ahiretteki tek kurtuluşu imandadır. Eğer bir insan Allah(c.c.)'a
gereği gibi kulluk eder, ibadetlerini salihane yerine getirir ve
ciddi bir çaba ile çabalarsa o taktirde Allah-u Teala'nın rahmetini
umabilir. Nitekim Allah(c.c.) salih olan kullarının günahlarını
bağışlayacağını, onların kötülüklerini iyiliklere çevireceğini ve
nimetlerle dolu cennetine varisçi kılacağını müjdelemektedir.
Bunun aksi bir seçimde bir kul için rahatlık ve ferahlık içinde
yaşamak adeta bir hayaldir. Dünya hayatı imansız bir insana taşıyamayacağı
kadar ağır zorluklar yükler. Bir insan tevekkül etmedikçe, Allah(c.c.)'a
dayanıp güvenmedikçe zorlukların altından kalkması, bunlardan ruhen
etkilenmeden kurtulması imkansızdır.
Mümin için ise durum tam tersidir. Taşıdığı iman mümine iç huzuru
ve rahatlığı sağlar. Allah(c.c.) bu kullarını kendisine varan yollarına
iletir ve yaptıkları iyiliklerin karşılığını kat kat artırarak verir.
Ve en önemlisi onları hüsrana uğrayan bir topluluk olmaktan kurtarır
ve felaha ulaştırır. Şüphesiz bu Allah-u Teala'nın iman edenlere
rahmetinin ve sevgisinin en açık göstergelerinden biridir
|