BAŞÖRTÜSÜ HAKKINDA BİR HATIRLATMA

Cenab-ı Allah dünya üzerinde meydana gelen her olayı bir hayır ve hikmet üzere yaratır. İman edenler bu gerçeği bildikleri için, yaptıkları her işte sadece Allah'ın rızasını kazanmayı hedefler ve bir zorlukla karşılaştıklarında sadece Rableri'nden yardım isterler. Bu zorluğu gidermek için her türlü ihtimali değerlendirir, ellerinden gelen her türlü çabayı gösterir, kısacası her türlü sebebe büyük bir itina ile sarılırlar. Tüm bunları yaptıktan sonra Allah'a tevekkül ederler.

Tüm bunları anlatma nedenim başörtüsü takan hanımlarımızın yaşadıkları zorlukları bu çerçevede değerlendirmek isteyişimdir. Sadece inançları gereği başörtüsü takan hanımlarımızın maruz kaldıkları zorluklara nasıl tevekkül ettiklerine ve ne denli güçlü bir şahsiyete sahip olduklarına herkes an an şahit olmaktadır. Haklı olmalarına rağmen bir çok haksızlığa maruz kalan bu güzel insanların sabrettikleri tek bir konuya dahi tevekkülsüz birisinin nasıl karşılık vereceğini tahmin etmek hiç zor değildir. Bir düşünelim, elinden okuma özgürlüğü alınan, inancına ve düşüncesine saygı gösterilmeyip alaylara ve haksız uygulamalara maruz kalan, meslek sahibi olması engellenen, dinlenmeyen, kendisiyle ilgili bir uygulamada fikrine danışılmayan bir insanın vereceği tepkiler nasıl olurdu? Feryat sesleri, umutsuzluk, sıkıntılar, hırçınlık, öfke, kavga vs.. Bu tavırların herbiri Allah'a dayanıp güvenmeyen, güzel ahlaktan yoksun kişilerin içine düşecekleri durumların kısa birer özetidir.

Ama zorluklar her zaman müminin güzel ahlakını ortaya çıkaran, kumdaki elmas gibi kıymetli olduğunu gösteren nadir ve kıymetli anlardır. Halisane, son derece içten ve hiçbir riya gözetmeden sadece inançlarının gereğini yerine getiren bu mülayim ve munis insanlar da her türlü zorluğa "Şu halde, güzel bir sabır (göstererek) sabret." (Mearic Suresi, 5) ayetinde bildirildiği gibi sabretmektedirler. Haksızlık ve suçlamalara hukuki zeminde çözüm bulmak için gayret göstermektedirler.

Başörtüsü konusundaki çabalarını gerek mesleki, gerek eğitim alanında sürdüren mümin hanımlarımız ihlaslarından ötürü her dakika hatta her saniye ecir kazanmaktadırlar. Tüm bunların onlara ahirette birer güzellik olarak geri döneceğini ummaktayız.

Başörtüsü, "okula giderken, işe giderken açsın, bundan ne çıkar ki" diyenlerin düşündüğü gibi keyfi yapılan bir uygulama değildir, olamaz da. Aslında bu ve bunun benzeri düşüncelere sahip kişilerin gerçeği bilmelerine rağmen böyle ifadeler kullanıyor olması da son derece düşündürücüdür. Çünkü herşey ortada ve açıktır. Ama bilmeyenler için tekrar vurgulamak gerekirse; Allah mümin kadınlara tesettürü emretmekte ve "onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur." (Mü'minun Suresi, 59) şeklinde buyurmaktadır. Tesettür sadece Allah'ın rızasını kazanmak için uygulanan samimi ve ihlaslı bir davranıştır. Allah Kuran'da tesettürü emretmekte ve mümin hanımlar da tesüttürlerini bu bilinen şekliyle sağlamaktadırlar. Nasıl ki bir insana zorla başörtüsü taktırmak bizim dinimize uygun bir hareket değilse, bir hanımın başından başörtüsünü almak istemek de dinimizce ve aynı zamanda geleneklerimizce uygun ve hoş değildir.

Böyle halisane bir niyetin gerektirdiği bir inancı başka mecralara çekmenin veya siyasi konularla bağdaştırmanın da son derece yanlış olduğu açıktır. Türk örf ve ananelerinde bilinen ve uygulanan, Anadolu kadınının simgesi olan, hürmet ve saygı gören başörtüsü artık konu olmaktan çıkmalıdır. Allah'ın izniyle önümüzdeki günler bu ihlaslı insanlara güzellikler getirecektir. Her türlü olay müslümanların hayrına gelişmektedir. Allah Kuran'da "gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık vardır" (İnşirah Suresi, 5) şeklinde bildirmektedir. Önemli olan bu değerli günleri birarada, birbirimizi destekleyerek geçirmemizdir. İleride Allah izin verirse bu günlerimizden bahsederken bitmiş ve hayrımıza sonuçlanmış bir konuyu anlatacağımızı unutmayalım.

Bugün başörtülerini çıkarmadan üniversitelerine girmek isteyen genç kızlarımızın kimi, ülkemizin bir köşesinde vatanına ve milletine hayırlı nesiller yetiştirmek için gayret gösteren bir öğretmen, kimi başka bir şehirde bir canın kurtulması için fedakarane gece gündüz demeden çalışan bir doktor, kimi ise ülkemizin kalkınması ve refaha ulaşması için çalışan başarılı bir mühendis veya mimar olacaktır. Onlar bu hukuki mücadeleyi vermeyerek, evlerinde oturup boşvermeyi de yeğleyebilirlerdi. Ancak onlar milletimize ve devletimize hizmet etmek, bu güzel ülkenin kalkınmasına katkıda bulunmak için bu çabayı göstermektedirler. Üstelik bu genç kızlarımız din eğitimi almış vicdan sahibi insanlardır. Bu nedenle harama girmezler, yolsuzluk, çirkinlik bilmezler, dürüst ve samimidirler. Ülkemizin böyle eğitimli ve Allah korkusu olan insanlara çok fazla ihtiyacı varken onları atıl durumda bırakmayalım. Her biri bir iki sene içinde üretmeye ve katkıda bulunmaya başlayacakken onları küstürüp bir köşede bırakmayalım.

Başörtülü mümin kardeşlerime de tekrar tevekkülü ve sabrı hatırlatmak istiyorum. Allah her zorlukla beraber bir kolaylık kılacağını müjdelemektedir. İnşallah yaşadıkları her zorluk ahirette kendilerine güzel bir ecir olarak geri döner. Rabbimiz herşeyi görüp işitmektedir.

              51-100