ALLAH HER ŞEYİ BİR AMAÇLA YARATIR -1-

İçinde bulunduğumuz evreni ve evrenin ilk yaratıldığı andan günümüze kadar geçirdiği her durumu Allah yaratmıştır. Bir çok insan ise Allah'ın yaratışı ile ilgili batıl bir inanca sahiptir. Bu batıl inanca göre insanlar Allah'ın ilk başta evreni ve tüm düzeni yarattığını ve sonrasında ise herşeyi başıboş bıraktığını zannederler.

Oysa Allah'ın yarattığı tüm varlıkların, insanların, insanlarla birlikte varolan diğer canlıların, dağların, ağaçların, yıldızların gezegenlerin, galaksilerin, hayvanların ve bitkilerin kısaca her varlığın bir başı bir de sonu vardır. Ve her birinin dünya hayatı boyunca görüp geçireceği hal ve hadiseler belli bir amaç için Allah tarafından yaratılır.

Allah-u Teala Kuran-ı Kerim'de "Biz herşeyi bir kader ile yarattık" (Kamer Suresi, 49) diye buyurarak bu açık gerçeği kullarına bildirmiştir.

Yağmurların yağması, bir yerde bolluk bir yerde kıtlık olması, bir toprağın çok bereketli, bir diğerinin verimsiz olması, dünyaya düşen göktaşları, uzayda var olan tüm gezegenlerin, yıldızların, baharda topraktan fışkıran bitkilerin her birinin geçirdikleri tüm durumlar Allah'ın bilgisi ve kontrolündedir. Tüm yaratılmışların, varoldukları süre boyunca görüp geçirdiği her safhanın Allah katında belli bir amacı vardır. Doğa olaylarının normal seyretmesinin veya meydana gelen depremlerin, yangınların, yanardağ patlamalarının, fırtınaların, gelgit olaylarının, insanların başına gelen tüm felaketlerin de belli bir amacı vardır. Nitekim Allah her yaratılan varlığın ve bu varlıkların karşılaştığı olayların belli bir amaç ile yaratıldığını ve herbirini yaratanın ve bilenin kendisi olduğunu şöyle bildirmektedir.

"Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran. Çünkü Rabbin, yaratan ve bilenin ta kendisidir." (Hicr Suresi, 85-86)

Bilindiği gibi dünya üzerinde an an gelişen olaylar kimi insanlara çok çeşitli nimetlerin kapılarını açar, kimi insanlara ise bir çok sıkıntı getirir.

Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerim'de dünya üzerinde an an gerçekleşen değişikliklerin ve bu değişikliklerle birlikte insanların hayatlarında meydana gelen sıkıntı veya mutlulukların belli sebeplerle yaratıldığını bildirmiştir.

Bir insanın hayatı boyunca karşılaştığı birbirinden farklı durum ve şartların birinci nedeni insanın bunlarla imtihan olmasıdır. Allah'ın bu konu ile ilgili olarak indirdiği ayetlerden biri şöyledir:

" Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz." ( Enbiya Suresi, 35)

İnsanın karşılaştığı her olay, Allah'ın o kişinin sözkonusu olaya karşı tavrını ölçmesi içindir. Bir çok insan ise Allah'ın verdiği veya aldığı nimetlerle kendisini denediğini anlayamaz. Her olayı yaratanın Allah olduğunu unutur, hepsinin tesadüfen gelişen olaylar olduğunu zanneder. Allah-u Teala'nın bu konu ile ilgili olarak Kuran-ı Kerim'de bildirdiği örneklerden birisi İsrailoğullarıdır. Cenab-ı Allah bu kavmi denemek için cumartesi günleri balık tutmalarını yasaklamıştır. Ancak imtihanın bir gereği olarak cumartesi günleri bu kavmin avlandığı sulara balıkları akın akın göndermiştir.

İşte böyle bir durumda dünyaya imtihan için geldiğini ve her karşılaştığı olayın Allah tarafından kendisinin denenmesi için yaratıldığını unutan bazı insanlar balıkların çok gelmesine aldanmışlardır. Balıkların çok gelmesine aldanarak Allah'ın sınırlarını çiğneyen kavim cumartesi günleri balık avlamaya başlamıştır. Ancak bu sefer Cenab-ı Allah gönderdiği balıkların sayısını kısmıştır.

Konu ile ilgili olarak Allah-u Teala Araf Suresinin 163. ayet-i Kerimesinde şöyle buyurmaktadır.

" Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri(n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. 'Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında', balıkları onlara açıktan akın akın geliyor, 'cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklarında' ise, gelmiyorlardı. İşte biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk."

Ayet-i kerime'de de bildirildiği gibi insanın karşılaştığı her olay Allah'ın izni ile ve kişinin denenmesi için yaratılır. Elbette herşeyin başıboş bırakıldığını zanneden gafil insanlar karşılaştıkları olaylarda Allah'ın kendilerini denediği anlayamazlar. Örneğin ayette bahsedilen kavim, gökte, yerde ve ikisi arasında bulunan herşey gibi balıkların da, Allah'a boyun eğdiğini ve onun ilhamı ile hareket ettiğini düşünememektedir. Tüm canlılar gibi sözkonusu balıklarda Allah'a boyun eğmiş ve Allah'ın ilhamıyla cumartesi günleri o bölgeye akın etmiştir. Gaflet gözüyle bakanlar ise avlanamadıkları günlerde balıkların akın etmesini, diğer günlerde ise balık olmamasını bir şanssızlık olarak değerlendirmektedirler.

Elbette zahiren bir kayba uğranılacak gibi görünse de inanan bir kul Allah'ın haram kıldığı bir tavrı asla yapmaz. Allah'ın karşısında yapayalnız duracağı din günü küçükdüşmekten korkar. Her durumda Rabbine sadakat gösterir. Allah'ın gösterdiği sabrın karşılığını kesin olarak vereceğini, kendisini zorda bırakmayacağını bilir. Gerçekten de Allah sınırlarını gözeten ve takva olan kullarına karşı dünyada da ahirette de çok lütufkardır.

İşte bu Allah'ın bize Kuran'da bildirdiği imtihanın sırrıdır. Bir çok insanın karşılaştığı hastalık, mallarda ve canlarda kayıp gibi sıkıntıların, yaşadığı bölgeye gelen doğal afetlerin, insanın beklemediği bir anda ticari bir kayba uğramasının, sevdiği bir şeyi kaybetmesinin nedeni Allah'ın, o an, o kişinin teslimiyetini, tevekkülünü ve sabrını denemek istemesidir. Bu sırra vakıf olan kullar her olayda Allah'ın kendilerini denediğini bilerek O'nu en çok razı edecek tavrı göstermiş ve bundan dolayı cennete ve sınırsız nimetlere varisçi olmuşlardır.

Ayrıca burada mutlaka üzerinde durulması gereken önemli bir konu daha vardır. Cenab-ı Allah'ın buyurduğu Ayet-i Kerime'den de anlaşıldığı gibi insanın haram yollarla ulaştığı güzellikler asla kendisine hayır getirmez.

Allah yapılan tavrı asla kişinin lehine çevirmez, haram yollarla kazanılan nimet kişinin ne kendisine ne de çevresine bir hayır getirmez, bir bereketi olmaz. Hatta Allah'ın vadi gereği kişiye zarar olarak döner.

401-449