|
ALİM,
ALLAH'IN YERYÜZÜNDEKİ HALİFESİDİR
Peygamber
Efendimiz, bir hadis-i şerifinde "Alim, Allah'ın yeryüzündeki
halifesidir" buyurmuşlardır. İslam alimleri de, bu hikmetli
söz doğrultusunda hareket ederek ilimde derinleşmişler ve çeşitli
konularda yaptıkları çalışmalarla tüm dünyaya öncülük etmişlerdir.
Allah'ın büyüklüğünü, yüceliğini ve sonsuz sanatını kavramaya ve
kavratmaya yönelik hizmetlerde bulunmuşlardır.
Allah;"…Kulları
içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek-korkar'.
Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır." (Furkan
Suresi, 28) ayetiyle ancak ilim sahiplerinin Kendisi'nden
gereği gibi korkacaklarına dikkat çekmiştir. Ayrıca pek çok ayetinde
tüm Müslümanları her konuda düşünerek bilgi sahibi olmaları ve öğüt
almaları için teşvik etmiştir.
İslam dini insanları ilim ve fen öğrenmeye, araştırma yapmaya akıl
ve vicdan kullanarak düşünmeye ve bunlardan sonuç çıkarmaya teşvik
eden bir dindir. Çünkü ancak düşünen bir insan kainattaki kurulu
düzenin tesadüfen oluşamayacak kadar mükemmel bir yapıya sahip olduğunu
görür ve herşeyin ancak ve ancak Allah'ın kusursuz yaratması ile
ortaya çıkabileceğini kavrayabilir. Bediüzzaman Said Nursi bir sözünde
ilmin insanın olgunlaşmasındaki önemine şöyle dikkat çekmektedir:
"İnsan
bu aleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek (olgunlaşma) için
gelmiştir. Mahiyet ve istidat itibariyle herşey ilme bağlıdır.
Ve bütün ulum-u hakikiyenin esası ve madeni ve nuru ve ruhu; marifetullahtır
ve onun üssü'l-esası da (en büyük temeli) iman-ı billahtır."
(İman ve Küfür Müvazeneleri, s.96)
Üstad,
İslam dininin bilimle olan bağlantısı ve bilimi teşvik etmesi konusunda
da Muhakemat adlı eserinde; "…İslamiyet fünunun seyyidi ve
mürşidi ve ulum-u hakikiyenin (gerçek ilimlerin) reis ve pederidir"
demektedir.
Kuran-ı Kerim'de evrenin yaratılışı ile ilgili olarak detaylı bilgilerin
verilmesi, Allah'ın varlığının delillerinin her yerde olduğuna dikkat
çekilmesi, insanın yaratılışının aşama aşama açıklanıyor olması,
göklerin yaratılması konusu ile ilgili pek çok ayetin bulunması
gibi iman hakikatleri de Müslüman bilim adamları için tarihin her
döneminde yol gösterici olmuştur.
Uzmanlaştıkları konuları Allah'ın kusursuz yaratışındaki detaylara
ulaşabilmek ve Rablerini gereği gibi takdir edebilmek için bir yol
olarak kullanan Müslüman bilim adamları bilimin hızlı bir şekilde
ilerlemesine vesile olmuşlardır. Özellikle 9. ve 10. yüzyıllar,
Müslüman bilim adamlarının başarıları ile bilim tarihine öncülük
ettikleri dönemler olmuştur. Astronomi, matematik, tıp ve geometri
gibi bilim dallarında modern bilimin temelini oluşturacak sonuçlar
elde etmişlerdir.
Bu bilim adamlarından tıp, matematik, geometri, fizik, felsefe,
mantık ve edebiyat dallarında eserler veren ve eserlerinin çoğu
döneminin Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulan İbn-i
Sina, tıp tarihi ve tıbbi bitkiler hususunda ün yapan İbn-i Cülcül,
kan damarlarının görevlerini ve kan dolaşımını daha 1300'lü yıllarda
keşfetmiş olan ve bu konudaki buluşlarıyla anatomi dalında modern
bilimin temellerini atan Hamdullah Müstevi el-Kazvini ve Zekeriya
Kazvini, ilk defa ayın haritasını çıkaran Ali Kuşçu, yine 1200'lü
yıllarda yaşamış olan ve beş duyu organını ele alan "Makalatün
fi'l Havas" isimli kitabın yazarı olan ve insan vücudundaki
bazı kemiklerin anatomik yapıları hakkında o döneme kadar var olan
yanlış bilgileri düzelten Abdüllatif el-Bağdadi yalnızca birkaç
örnektir. Daha nice Müslüman bilim adamı başarıları ile İslam dininin
bilim ile olan bağlantısını kanıtlamışlardır.
Bu bilim adamlarının başarılarının en büyük nedenlerinden ikisi
kuşkusuz ki Kuran'da gösterilen yolu izleyen ve ihlasla hareket
kişiler olmalarıdır. Hac Suresi'nde; "Allah, kendi (dini)ne
yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü
olandır, aziz olandır." (Hac Suresi, 40) buyurulmaktadır.
Allah, katından bir lütuf olarak inanan kimselere her zaman başarı
verir, onları hayırlı sonuçlara ulaştırır.
Değerli büyüğümüz Mehmet Zahit Kotku Hazretleri de ilmin Allah için
yapılmasının gerekliliğini ve başarının Allah'ın lütfu olduğunu
şöyle açıklamaktadır:
"Her
ilimin hadisinde anlıyoruz ki ilim ancak Allah için talep olunur.
Gerek kendi nefsinin, gerekse gelecek olan neslin ıslah ve bekası,
dinlerinde sebat ve azimleri, ancak ilimle olacaktır. İlimden
bir bab, bir mesele bile bellemek bu kadar sevaba nail kılarsa,
birçok meseleleri ve kitabın hükümlerini, peygamberlerinin hadislerini
belleyip, onu bilmeyen kardeşlerine öğretenler, elbette nihayetsiz
ecir ve mükafatlara mazhar olacaklardır. En mühimi Hak'kın rızasını
kazanmaları ne kadar büyük saadettir. İnsan da ilmi nisbetinde
Hakkı bilme, Hak'kı sevme ve Hak'tan korkmak, Allah Teala Hazretlerini
bildirmeye mütevakkıftır. İşte bu bilgi hiç şüphesiz ilmin mahsülüdür.
Tabii hepsi Allah Teala'nın lütfudur. İlmi ancak onun için tahsil
et ve kendini de ona göre yetiştir ve kemale ulaşmaya bak."
(Mehmed Zahid Kotku, Alim adlı kitabından)
|