|
AHİR
ZAMAN ALAMETLERİ VE ALTINÇAĞ -4-
Ahir zaman insanlar için pek çok sıkıntının olduğu, karanlık, karışık
ve güvensiz bir dönemdir. Bu karışık ve güvensiz ortamın neticesi
olarak da, hayatın hemen her alanında bir bereketsizlik hakimdir.
Ekonomik sıkıntılar tam anlamı ile giderilemez, adalet tam anlamı
ile tecelli etmez, insanlar birbirlerine güvenmedikleri için huzur
ve barış yaşanmaz. Bunun yanı sıra günlük hayatta da söz konusu
bereketsizliğin yansımaları vardır. Ahir zamanın bereketsizliğinin
en çok tecelli ettiği alanlardan biri de sanattır. Özellikle eski
demir perde ülkelerinin karanlık, izbe ve tek düze sokakları, caddeleri
düşünüldüğünde bu durum daha iyi anlaşılacaktır. Bir yanda estetikten
uzak binalar kasvetli ve sıkıntılı bir ortam oluştururken, bir yandan
da sanat adına ortaya çıkarılan ürünlerin sadece çirkinlikleri tasvir
eder olması ahir zamandaki sanat anlayışının özelliklerindendir.
Oysa Allah Kuran'da estetiğe, güzelliğe ve temizliğe özel olarak
dikkat çekmiştir. Sanat, bu güzelliklerin bir yansıması olduğu takdirde
insanlara zevk verir. Ne var ki günümüzde sanat adına ortaya konulan
eserlerde, öfkenin, nefretin, acının ana konu olması, bu eserlerde
amaçsızlık ve anlamsızlığın ön plana çıkmasına neden olmaktadır.
Ve bu eserler insan ruhuna hitap etmekten uzak, tam tersine insanları
sıkan ve rahatsız eden bir unsura dönüşmektedirler. Az önce de belirttiğim
gibi, Allah'ın Kuran'da tarif ettiği ve Müslümanlara örnek verdiği
sanat anlayışı ise tüm insanların ruhuna hitap edecek, onlara huzur
ve zevk verecek niteliktedir. İşte ahir zamanın ardından yaşanacak
Altınçağ'da, pek çok konuda olduğu gibi sanat anlayışında da değişiklikler
olacaktır. Bu değişiklikler dünyanın daha estetik, daha güzel, cennete
benzer bir ortama dönüşmesini sağlayacaktır. (Detaylı bilgi için
bkz. Harun Yahya, Altınçağ, Vural Yayıncılık)
Ayrıca Altınçağ'da yaşanacak olan ekonomik ve teknolojik gelişmeler,
insanların sanat alanında da daha üretici olmalarını sağlayacaktır.
Evler, işyerleri, alış veriş merkezleri, sokaklar, caddeler, mahalleler
kısacası insanların yaşadığı tüm mekanlar bu sanat ve estetik anlayışının
eseri olacaktır. Bu estetik içerisinde pisliğe, karmaşaya, dağınıklığa
yer olmayacak, tüm mekanlarda ve ortamlarda huzur verici bir düzen
ve intizam olacaktır. İnsanlara huzur veren renklerin bol olarak
kullanıldığı, iç açıcı, insanların ruhuna karmaşa ve çirkinlik değil
huzur ve güzellik veren sanat eserleri yaygın olarak kullanılacaktır.
Estetiğin
ayrılmaz bir parçası olan temizlik ve konfor Altınçağ'ın özellikleri
arasındadır. İnsanların toplu olarak kullandıkları alanlar da dahil
olmak üzere, temizlik her yere hakim olacaktır. Temizlik konforu
da beraberinde getirecek, tüm insanların ihtiyaçları olan her şeye
sahip olma imkanı olacaktır. İnsanların pis, rahatsız edici kokuların
olduğu ortamlarda mağdur olmaları diye bir konu olmayacak, herkes
her şeyin en temiz ve en konforlu olanını kullanacaktır.
Daha pek çok örnekle detaylandırabileceğimiz Altınçağ'ın bu özellikleri,
aslında Kuran'da tarif edilen ahlakın hayata geçirilmiş halidir.
Örneğin Allah Kuran'da insanlara, temiz ve bakımlı olmalarını, sanata
ve estetiğe değer vermelerini tavsiye etmiştir. Müminler pislikten
şiddetle kaçınan, hangi koşul altında olursa olsun temiz ve özenli
olmaya dikkat eden kişilerdir. Bunun yanı sıra estetik ve sanat
da Kuran'da övülmüştür. Allah'ın iman edenlere sonsuz bir yurt olarak
yarattığı cennet, insanın tahayyül edebileceği en güzel, en estetik
ve en temiz mekandır. Dolayısıyla dünyada geliştirilecek sanat ve
estetik anlayışı için de en değerli ve güzel örnektir. Müminlerin
cennet için duydukları özlem, dünyayı da cennete benzeyen bir ortama
dönüştürmeleri için gayret etmelerine vesile olur. Allah ayetlerinde
cennetin özelliklerinden şu şekilde bahsetmektedir:
Ve
sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir.
Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı)
bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler. (Meyvelerin)
Gölgeleri onlara pek yakın ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça
kolaylaştırılmış. Çevrelerinde gümüşten billur kablar, kupalar
dolaştırılır. Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle
tesbit etmişlerdir. Orada onlara bir kadeh içirilir ki, karışımı
zencefildir. Bir pınar ki orada "selsebil" olarak adlandırılır.
Çevrelerinde (gençlikleri ve dinçlikleri) ebedi kılınmış civanlar
dolaşır-durur; sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın.
Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün. (İnsan
Suresi, 12-20)
Kuran'da cenneti tarif eden daha pek çok ayet, müminlerin dünya
hayatını güzelleştirmeleri için önemli bir modeldir. Allah'ın izni
ile Altınçağ'da insanların yaygın olarak Kuran ahlakını yaşayacak
olmaları, onların dünyayı daha da güzel bir hale getirmeleri için
çaba göstermelerine vesile olacaktır. Bugün, din ahlakından uzak
ideolojilerin etkisinde kalan bazı çevreler dünyayı daha çirkin,
karışık, güvensiz bir hale getirmeye çalışmaktadırlar. Ancak Altınçağ'da,
Allah'ın Kuran'da bildirdiği güzel ahlak özelliklerinin yaşanması,
dünyanın her insanın razı olacağı bir mekana dönüşmesini sağlayacaktır.
Ve böylece cenneti tarif eden "Her nereye baksan, bir
nimet ve büyük bir mülk görürsün" (İnsan Suresi, 20)
ayeti, dünyada da tecelli edecektir.
|