AHİR ZAMAN ALAMETLERİ VE ALTINÇAĞ -3-

Bundan önceki yazılarımızda ahir zamanın kaos ve karmaşasına ve bu dönemin ardından gelecek olan Altınçağ'da yaşanacak bolluk ve berekete değinmiştik. Ancak Altınçağ'ın tek özelliği, tüm insanların bolluk ve bereket içinde yaşayacak olması değildir. Bu dönem İslam ahlakının insanlar arasında yaygınlaşacağı, barışın, huzurun, güvenliğin, istikrar ve adaletin dünyaya hakim olacağı bir dönem olacaktır.

Ahir zamanda ahlaki yönden yaşanacak olan dejenerasyonun ve manevi yozlaşmanın ardından insanların toplu olarak İslam ahlakına yönelmelerinin bir çok sebebi vardır. Bunlar arasında en önemlilerinden biri, ahir zamanda maddi ve manevi olarak yaşanacak tahribatın insanları bir çözüm aramaya itmesi ve bu çözümün de İslam dininde olduğunun görülmesi olacaktır. Böylece İslam ahlakının aslını bilmeyen ve Kuran'ı tanımayan dünya toplumları da hak dini öğrenmeye başlayacaklardır. Ayrıca dine karıştırılan bidatlar, hurafeler, batıl inançlar Altınçağ'da temizlenecek ve İslam dininin asıl hali ortaya çıkacak, yani Altınçağ'da İslam aslına döndürülecektir.

Kuran'ı öğrenen insanlar, Allah'ın insanlara emrettiği gibi yaşamayı da öğreneceklerdir. Allah Kuran'da insanlara kendilerinin veya yakınlarının aleyhinde dahi olsa adaletli davranmayı, fedakar olmayı, sevgiyi, saygıyı, merhameti, hoşgörüyü ve sabrı emretmiştir. Bu nedenle Kuran ahlakının tam olarak yaşandığı toplumlarda yersiz tartışmalar, kavgalar, bencillikler, haksızlıklar, zulümler, adaletsizlikler yaşanmaz. Düşmanlık, kin, öfke, kaos, anarşi, savaş ve çatışma olmaz. Bunlar Kuran ahlakını yaşamayan toplumlara has özelliklerdir.

İşte Altınçağ da tüm dünyada savaşların sona ereceği, toplumlar ve insanlar arasındaki her türlü anlaşmazlığın barış ve uzlaşma ortamı içerisinde çözüleceği bir barış çağı olacaktır. İnsanlar kendilerini güvenlik içinde hissedecekler, bu ortamın her türlü nimetinden faydalanacaklardır. Nitekim Peygamber Efendimiz de Altınçağ'da güvenliğin ve huzurun hakim olacağına pek çok hadisinde dikkat çekmiştir. Bu hadislerden biri şu şekildedir:

Naim B. Hammad, Ebu Said el- Hudri'den tahric etti; Peygamberimiz buyurdu ki; Zamanında uykuda olan uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtılmaz. (Kitab-ül Burhan Fi Alametil Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 11)

Altınçağ adaletin, merhametin, sevginin, şefkatin, fedakarlığın Asr-ı Saadet dönemindeki gibi yaşandığı bir devir olacaktır. Hiç kimse haksızlığa uğramayacak, dünya nimetlerinden bütün dünya toplumları faydalanacak, adaletle yönetilen insanlar çevrelerine de adalet uygulayacaktır. Kimse din, dil, ırk, cinsiyet ayrımından dolayı baskı ve zulüm görmeyecektir. Sağlık ve eğitim alanında, teknolojinin en ileri imkanlarında tüm ülkeler ve tüm insanlar eşit olarak faydalanacaktır. Hiçbir insan yokluktan dolayı hasta, aç, barınaksız ve sefalet içinde kalmayacaktır. Sokak çocukları, yetimler, yaşlılar, evsizler diğer insanlar gibi olabilecek en rahat koşullarda yaşayabilecekler. Çevrelerinden merhamet, yardım, sevgi, saygı göreceklerdir.

Bu güvenli ve itidalli ortamın en önemli özelliklerinden birisi de kuşkusuz adaletin tam ve kusursuz tecelli etmesi olacaktır. Allah Kuran'ın pek çok ayetinde inananların adaletli davranmalarını emretmiştir. Bu dönemde adaletin ayakta tutulması ve her koşulda adaletle hüküm verilmesi hiç bir insanın haksızlığa uğramamasına, herkesin emeğinin karşılığını eksiksiz almasına, geçim sıkıntısının ve eşitsizliklerinin tamamen ortadan kalkmasına vesile olacaktır. Altınçağ'da yaşanacak olan adalet ortamını tasvir eden hadislerin bazıları ise şu şekildedir:

… Yeryüzü zulüm ve işkence ile dolduğu gibi onu doğruluk ve adaletle doldurur. (Süneni-i Ebu Davut, 5/93) Adalet o kadar bol olacaktır ki, zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi, bir insanın başkasına ait olup da dişinde kalmış bir şey bile sahibine iade edilecektir… Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın yanlarında hiç erkek olmaksızın, rahatlıkla hacca gidecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alametil Mehdiy-il Muntazar, s.23)

İslam dini Altınçağ'da yaşayan insanların vicdanlı, itidalli, sevgi dolu, hoşgörülü ve huzurlu bir ruh haline sahip olmalarına vesile olacaktır. Bu ise ülkelerin toplumsal hayatını çok olumlu yönde etkileyecektir. Devlete saygı, itaat, güven artacak, savaş ortamı yaşanmayacağı için ülkelerin birbirleriyle olan çatışmaları sona erecek, dolayısıyla dış tehlikenin bertaraf edilmesiyle devletin üzerindeki yük azalacaktır. Ahir zamanda yaşanan savaşların ve çatışmaların sona ermesiyle, ülkelerde barış ortamı hakim olacak ve hiçbir sebepten dolayı insanlar birbirlerini öldürmeyecektir.

Rivayetlerde Altınçağ döneminde çocukların büyük, büyüklerin ise genç olmak isteyecekleri belirtilir. Peygamber efendimizin kendi döneminde yaşattığı güzel, bereketli, samimi, rahat ortam kıyamet öncesi son dönemde tekrar yaşanacaktır.

Bizlerin umudu ve duası ise, ömrümüz vefa ederse, o döneme yetişmek ve Allah'ın kıyametten önce yeryüzünde var edeceği bu güzel yaşam şekline şahit olmaktır.