|
AHİR
ZAMAN ALAMETLERİ VE ALTINÇAĞ -1-
Dünya
tarihini incelediğimizde içinde yaşadığımız yüzyılın çok belirgin
çizgilerle diğer dönemlerden ayrıldığını görürüz. Geride bıraktığımız
20. yüzyılı diğer asırlardan ayıran en temel özelliklerden biri,
insanların din ahlakından uzaklaşmış olmaları, manevi değerlerin
göz ardı edilip materyalist ve dinsiz ideolojilerin hakim hale gelmesidir.
Din ahlakından uzaklaşılması ise anarşinin, kaosun, haksızlığın,
adaletsizliğin ve zulmün yaygınlaşması ile neticelenmiştir. Nitekim
geçtiğimiz asırda milyonlarca insanın canına mal olan iki büyük
savaşın yaşanmış olması ve halen de çeşitli bölgelerde çatışma ve
savaşların tüm hızıyla devam ediyor olması bunun en önemli göstergelerindendir.
Bu savaşların neden çıktığı araştırıldığında, temelinde dinsiz ideolojilerin
insanların düşünce yapısında meydana getirdiği tahribatlar olduğu
görülür. Dinsizlik insanları merhametsiz, adaletsiz, hırslı, sevgisiz,
şefkatsiz ve kibirli yapar. Din ahlakı yaşandığında barış ve uzlaşma
içinde çözülebilecek tüm sorunlar, bu ahlakın bilinmediği ve yaşanmadığı
ortamlarda dinsizliğin getirdiği saldırganlıkla halledilmeye çalışılır.
Dinsizliğin hakim olduğu toplumlarda sorunların çözümlenebilmesi
için tek geçerli yol çatışma ve şiddet olarak görülür. Üstelik Allah'tan
korkmayan bir insan için suç ve sorumluluk kavramları da çok farklıdır.
Bu insanlar kimsenin kendilerini görmediklerini veya yaptıklarının
ortaya çıkmayacağını, dolayısıyla bundan dolayı cezalandırılmayacaklarını
düşündükleri anlarda her türlü suça ve ahlaksızlığa yönelebilirler.
Bugün dünyanın dört bir yanında insanlar açlık sınırında yaşıyorsa,
çatışmalarda ve savaşlarda yüz binlerce insan ölüyor ve sakat kalıyorsa,
zenginler gün geçtikçe varlıklarını artırırken fakirler daha da
fakirleşiyorsa, maddi menfaatler hayatın her alanını şekillendiren
tek öğe haline geldiyse, merhametin, sevginin ve hoşgörünün yerini
vurdumduymazlık, acımasızlık ve saldırganlık aldıysa bunun temelinde
insanların din ahlakını yaşamıyor olmaları vardır. Masum çocukların,
yaşlıların, kadın ve erkeklerin katledilmeleri, dünyanın çeşitli
ülkelerinde dindar insanların ibadet yerlerinin, evlerinin, okullarının
yıkılması, bir çok ülkede uyuşturucu ticaretinin son derece yaygın
olması ve fuhuş sektörünün neredeyse legal kabul edilmesi, dinsizliğin
içinde yaşadığımız döneme etki eden diğer özellikleridir.
Günümüzün yukarıda özetlediğimiz genel görünümüne baktığımızda,
Peygamber Efendimiz'in bir kısım rivayetleriyle büyük benzerlikler
taşıdığını görürüz. Bu hadislerde Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V),
kıyamet öncesinde son derece büyük olayların yaşanacağı ve büyük
bir fitnenin baş göstereceği bir dönem olacağına dikkat çekmiştir.
"Ahir Zaman" adı verilen ve günümüze işaret eden pekçok
yönü olan bu dönem hakkında hadis-i şeriflerde bilgiler verilmektedir.
Bu bilgileri şu şekilde özetleyebiliriz:
Ahir
zamanda insanlar tarih boyunca görülmemiş bir şekilde din ahlakından
yüz çevireceklerdir. Bidatlar ortaya çıkacak ve din gerçek şeklinden
uzaklaştırılacaktır. İnsanlar sokakta fuhuş yapacak kadar ahlaki
değerlerini yitirecek, Allah açıkça inkar edilecek, kadınlar erkek
erkekler kadın gibi yaşamaya başlayacak, eşcinsellik olağan görülecek,
hırsızlıklar, cinayetler ve adaletsizlikler artacaktır. Zalim
ve dinsiz liderler ortaya çıkacak ve insanlar bu liderlerin baskısı
altında ezilecektir. Din fırkalara ayrılacak, fakirlik artacak
ve ülkelerde büyük bir kıtlık baş gösterecektir. Kısaca ahir zaman,
dinsizliğin getirdiği belaların bütün dünyayı sardığı bir zamandır.
(Detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Kıyamet Alametleri, Kültür
Yayıncılık, 2001)
Örneğin
Peygamber Efendimiz bir hadisinde ahir zaman alametlerinden birinin,
bu dönemde katledilen insanların (dolayısıyla savaşların, çatışmaların,
zalim diktatörler tarafından işlenen cinayetlerin) sayısında artış
olduğuna dikkat çekmektedir:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 'Herc artmadıkça kıyamet
kopmaz!" buyurmuşlardı. Yanındakiler, 'Herc nedir ey Allah'ın
Resûlü?' diye sordular. 'Öldürmek! Öldürmek!' buyurdular (Müslim,
Fiten 18, 157).
Günümüzde en büyük belalarından biri haline gelen terör, iç savaşlar,
ırkçılığa dayalı soykırımlar, siyasi çatışmalar, din ayırımından
kaynaklanan katliamlar dünya üzerinde her gün binlerce insanın ölümüne
neden olmaktadır. 20. yüzyılda ise Mussolini, Stalin, Mao, Hitler,
Lenin, Pinochet gibi zalim diktatörler milyonlarca insanı bilinçli
politikalarla öldürtmüş ya da sakat bırakmıştır. Ve Peygamber Efendimizin
bildirdiği bu hadis bir anlamı ile bu şekilde tecelli etmiştir.
Peygamber Efendimizin bir başka hadisinde ise kıyamet öncesi yaşanacak
olan ahir zamanın özelliği olarak dine bağlılığın yerini dünyaya
bağlılığın alacağı bildirilmektedir. İnsanların az bir menfaat karşılığında
dahi inancından taviz vereceği, çıkarıyla dinin çatıştığı yerde
rahatlıkla çıkarını tercih edeceği bir dönem olacağını haber vermektedir.
Nitekim parasının, mevkisinin, çevresinin, göreceği takdirin artacağı
bir durumda kolaylıkla harama yönelmek, günümüzde olağan karşılanmaktadır.
"Resûlullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Kıyamet kopmazdan önce gece
karanlığının parçaları gibi fitneler olacak. (O vakit) kişi mü'min
olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama kavuşur. Mü'min olarak
akşama erer, kâfir olarak sabaha kavuşur. Birçok kimseler azıcık
bir dünyalık mukabilinde dinlerini satarlar (Tirmizi, Fiten 30,
2196.).
"
Bu dönem Müslümanlar için oldukça zorlu bir imtihan dönemi
olacaktır. Ancak Allah Kuran'da her zorlukla beraber bir kolaylığın
olduğunu ve gerçekten iman edenlerin her dönemde mutlaka üstün geleceklerini
haber vermektedir. Müminler zaman zaman adetullahın bir gereği olarak
zor gibi gözüken dönemler yaşasalar bile, Allah'ın yardımı ve inayetiyle
bu zorlukları mutlaka aşarlar. Nitekim Allah Peygamberimiz vasıtasıyla
müminlere, Hz. İsa'nın gelişi ile bu dönemin sonuçlanacağını müjdelemiştir.
Allah'ın Kendi katına aldığı Hz. İsa, ahir zamanda tekrar yeryüzüne
inecek ve tüm dünyaya barış ve huzur getirecektir. Nitekim Bediüzzaman
Said Nursi de, Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez dönüşünü anlattığı
tüm açıklamalarında onun o dönemdeki tüm inkarcı sistemleri ortadan
kaldıracağına ve bunu yaparken de Müslümanlardan çok büyük destek
göreceğine işaret etmektedir.
Şahs-ı İsa Aleyhisselam'ın kılıncı ve maktul olan şahs-ı Deccal'in,
teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve dinsizlik azametli heykeli
ve şahs-ı manevisini mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki;
o ruhaniler, din-i İsevinin hakikatini hakikat-i İslamiye ile
mezcederek o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek... (Şualar,
s.493)
|