|
ÜMİTSİZLİĞE
KAPILMAKTAN SAKINMAK
Dinsiz
yaşamanın insanlara getirdiği bir çok bela vardır, bunlardan bir
tanesi de ümitsizliktir. Allah'a ve ahirete inanmayan insanlar,
hayatlarının büyük bölümünü hayal kırıklıkları içinde ve ümitsizlikle
mücadele ederek geçirirler. Bunun sebebi bu insanların tüm yaşamlarını
dünya hayatı üzerine bina etmeleridir.
Sahip olacağı herşeyi dünyada elde edeceğini düşünen bir insanın
sık sık ümitsizliğe kapılması çok doğaldır. Çünkü dünya hayatı,
insanları tam olarak tatmin edecek şekilde yaratılmamıştır. Bir
çok eksikliği, kusuru, insana korku ve tedirginlik veren yönleri
vardır. Örneğin yaşlılık inkar edenleri ümitsizliğe düşüren konulardan
sadece bir tanesidir. Çünkü yaşlılık insana aniden gelir. İnsanlar
tam gençliğin içindeyken beklenmedik şekilde bedenlerinin eski güzelliğini
kaybetmeye başladığını fark ederler. Hayatın çok uzun olacağını
umarken, aslında önlerinde ne kadar az vakit olduğunu görürler.
Yaptıkları bir çok plan için vakitlerinin olmadığını anlamak ve
ölümün umduğundan erken geldiğini görmek, bu insanlar için büyük
bir hayal kırıklığıdır. Bu nedenle yaşlılık bir çok insanın ümitsizliğe
kapılmasına ve bunalıma girmesine sebep olur.
Allah'ın yarattığı kadere iman etmeyen ve Allah'a güvenmeyen bir
insanın hayatında onu ümitsizliğe düşürecek tek olay yaşlanmak değildir
elbette. İstediği bir işe girememesi, sevdiği insanın kendisine
aynı ilgiyi duymaması, bir arkadaşının sadakatsizliği, işinin kötüye
gitmesi, sağlığının bozulması, bir yakınını kaybetmesi hatta kendisi
hakkında çıkan bir dedikodu bile insanın hemen karamsarlığa kapılmasına
ve tüm ümitlerini yitirmesine sebep olabilir. Tüm ümidini, şevkini,
neşesini bir insana bağlayan kişi, bu insanın ihanetiyle, vefasızlığıyla
veya ters bir tavrıyla anında hayata küsebilir. Arabasına karşı
büyük bir sevgi ve hırsla bağlı olan bir insan, arabasına bir zarar
geldiği anda hemen ümitsizliğe kapılabilir. Çok istediği bir tatile
çıkma fırsatını son anda kaçıran bir insan için bu durum bir bunalım
sebebi olabilir. Tüm bunlar günlük hayatta bir çok kişide şahit
olunan ve doğal kabul edilen durumlardır.
Üniversite sınavını kazanamayan bir öğrecinin geleceği için kapıldığı
büyük korku, işini kaybeden bir insanın yaşadığı panik, evi yıkılan
bir insanın kapıldığı umutsuzluk gibi artık pek çok insan tarafındna
olağan karşılanan olumsuz hisler Allah'a ve O'nun yarattığı kadere
teslim olduğunda tamamen ortadan kalkar. Çünkü bunlar insanların
Allah'ın varlığını ve kaderi unutmasından kaynaklanan ümitsizliğin
getirdiği sıkıntılardır. Oysa Allah Kuran'da "ümit kesme"yi
bir inkarcı özelliği olarak tarif eder:
… Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan
başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez." (Yusuf Suresi,
87)
Gerçek şudur ki, Allah kaderde herşeyi en mükemmel ve en kusursuz
şekilde yaratmıştır. İnsanın günlük hayatta karşılaştığı ve aksilik
olarak nitelediği olaylar da bu kaderin içindedir ve hangi koşullar
altında olursa olsun yaşanılan her an bir hayır ve hikmetle yaratılmıştır.
Bu nedenle iç huzuru ve dinginlik iman edenlerin en önemli özelliklerinden
birisidir. Çünkü iman edenler, Allah'ın kendileri için yarattığı
en mükkemmel hayatı yaşadıklarının bilincindedirler.
Allah Kuran'da herşeyi olumlu gözle değerlendirmenin ve olumlu düşünmenin
bir mümin özelliği olduğunu belirtmektedir. İman eden bir insan
her olayda Allah'ın kontrolü olduğunu bilir. Allah'ın takdiri dışında
her hangi bir olayın olması imkansızdır. Örneğin bir öğrenci üniversite
imtihanını kazanamadığında bunun Allah'ın dileği olduğunu bilmelidir.
Bu durumda mutlaka bir hayır aramalıdır. Belki Allah bu kişinin
bir sonraki yıl kendisi için çok daha faydalı olacak bir okula girmesini
dilemiş olabilir. Ya da Allah bu kişiyi gireceği okulda gerçekleşecek
kötü bir olaydan korumak istemiş olabilir. Sebebi her ne olursa
olsun sınavı kazanamamak Allah'ın isteği olduğu için hayırlıdır.
Ümitsizliğe kapılmak bu gerçekleri unutmaktan ya da göz ardı etmekten
kaynaklanır. Halbuki Allah insanları dünya hayatında çeşitli zorluklarla
imtihan edeceğini bir çok ayetle açıklamıştır. Bu nedenle insanlar
her türlü olaya karşı kendilerini hazırlamalı ve zorluklar karşısında
zayıf davranmamalıdır. Ümitsizliğe düşmek ise önemli bir zayıflıktır.
En önemlisi de bir çeşit cehalettir. Dünya hayatının geçici bir
denenme yeri olduğunu bilmemekten ve Allah'ı takdir edememekten
kaynaklanır.
Ümitsizliğe düşmekle ilgili üzerinde durulması gereken bir diğer
konu da insanın kendisiyle ilgili vesveselerinin yersizliğidir.
Çünkü insanları ümitsizliğe düşüren konular sadece karşılaştıkları
zorluklarla sınırlı değildir. Bir çok insan da yaşadığı hayatın
dine uygun olmamasından dolayı kendisiyle ilgili ümitsiz bir bakış
açısına sahiptir. Halbuki istisnasız her insan için hatasından dönme
ve tevbe etme imkanı vardır. İnsan bu ana kadar dinsiz yaşamış olsa
bile tek bir niyet değişikliği ve kararla dünyanın en takva sahibi
insanlarından biri haline gelebilir. Unutmamak gerekir ki Allah
esirgeyen ve bağışlayandır. Allah samimi iman eden her insana çok
güzel ümitlerle yaşayabileceği sayısız vaatte bulunmuştur. Allah
sonsuz merhamet sahibidir. Samimi bir insanın dünyası ve ahireti
için ümitsizliğe kapılabileceği hiçbir şey olamaz. Elbette insan
ahireti için korku duyabilir, ancak bu korku umutla karışık bir
korku olmalıdır. Çünkü Allah imanlı insanlara ahirette sonsuz bir
güzellik vaat etmiş ve iman edenlerin kötülüklerini örteceğini bildirmiştir.
|