KURAN'DA
ZAMAN KAVRAMI
Uzun
zamandır insanlığın zihnini, "zaman var mıdır?", "izafi
midir?" yoksa "zaman sadece bir an mıdır?" gibi
sorular meşgul etmiştir. Galilei, Newton, Einstein, Stephen Hawking
gibi birçok bilim adamı tarihin birçok döneminde bu sorulara cevap
bulmaya çalışmışlardır.
Einstein'in
"zamanın göreceliği", Stephen Hawking'in "kara
delikler" kuramları 20. yüzyılda yeni ortaya atılmış teoriler
gibi görünse de, Kuran-ı Kerim bütün bunları diğer birçok ilim
gibi, Einstein, Hawking ve diğerlerinden yüzyıllar önce haber
vermiştir.
Örneğin,
Einstein'ın rölativite kuramına göre, zaman sabit değildir, hıza
bağlı olarak uzar veya kısalır. İşte Einstein zamanın göreceliğini
bu şekilde izah eder.
Allah,
günümüzden 1400 yıl önce Kuran-ı Kerim'i bir rehber olarak indirmiştir.
İnsanlığın bilim ve teknoloji ile daha yeni kavramaya çalıştığı
birçok ilmi 600'lü yıllarda insanlara vahiy sonucu bildirmiştir.
Kuran-ı Kerim'de zamanın izafi olduğunu işaret eden ayetler ise
şöyledir:
Dedi
ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?"
Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık,
sayanlara sor." Dedi ki: "Yalnızca az (bir zaman)
kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz," (Müminun Suresi,
112-114)
"Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan
bir günde çıkabilmektedir." (Mearic Suresi, 4)
"Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,)
sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na
yükselir." (Secde Suresi, 5)
Kuran-ı Kerim ayrıca, "Yedi Uyurlar" olarak bilinen,
üçyüzdokuz yılına eşdeğer sürede mağarada kalan, uyandıklarında
ise kendilerini sanki bir gün ya da günün birkaç saati kadar
mağarada kaldıklarını hisseden genç bir topluluktan bahseder:
... İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?"
Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı
kadar kaldık." Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz
daha iyi bilir..." (Kehf Suresi, 19)
"Onlar
mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar."
(Kehf Suresi, 25)
Ünlü
bilimadamı Stephen Hawking, Big Bang, evrenin genişlemesi, kara
delikler, karadeliklerdeki antimadde, Hawking radyasyonu gibi teorileri
bulmuş, fizikte "boyut" kavramı üzerinde çalışmalar yapmıştır.
İnsanlık bugüne kadar hiçbir bilimadamının dahi aklından geçmeyen
bu teorileri, ancak 20. yüzyılda öğrenebilmiştir. Hatta Stephen
Hawking bu konudaki düşüncelerini şöyle ifade eder: "Evrenin
genişlemekte olduğunun ortaya çıkarılışı 20. yüzyılın en büyük düşünsel
devrimlerinden biridir. Bugünden geçmişe bakıldığında kimsenin bunu
neden daha önce akıl etmediğine şaşmamak elde değil."
Aslına
bakılırsa Hawking'in bu teoriyi ilk kez kendisinin düşünebildiği
vehmine kapılması son derece gülünçtür. Zira Allah (cc) evreni 1400
sene evvel Kuran-ı Kerim'de "evreni yarattığını ve onu genişlettiğini
bildirmiştir."
"Biz
göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz."
(Zariyat Suresi, 47)
Yine
Stephen Hawking, yakıtı tükenen yıldızların içine büzülüp yerine
sonsuz yoğunluk ve sıfır hacimdeki çekim alanı meydana getiren kara
deliklerin ve kara deliklerin içinde maddenin yanısıra antimaddenin
de varolduğunu ispatlayarak kendince bilim dünyasına yeni bir bakış
açısı kazandırdı. Oysa Kuran-ı Kerim'de asırlar öncesinden kara
deliklere şöyle işaret etmektedir:
"Hayır,
yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim. Şüphesiz bu, eğer
bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir." (Vakıa Suresi,
75-76)
İnsanlığın
gelişen bilim ve teknolojiyle hergün yeni bir bilgi öğrenmesi elbette
sevindiricidir. Ama bu bilgileri körü körüne kabul etmek hiçbir
şey kazandırmaz. Allah'ın varlığına inanan bir insan Kuran-ı Kerim'in
rehberliğinde bu gelişmeleri düşünür ve Allah'ın yaratışındaki mükemmelliği,
sonsuz aklı görüp tüm evrenin onun gücü ve sanatının göstergesi
olduğunu anlayacaktır. Böylece Allah'ın ayetlerini görüp tanıyacak,
bu ilmi onu Allah'a daha da yakınlaştıracaktır.
|