ÜSTÜN İNSAN - 1

Katledilen masum insanlar, fuhuşa zorlanan küçük kız çocukları, sayıları giderek artan alkol ve uyuşturucu bağımlıları, geçim derdi altında ezilen insanlar, devletin kasasını boşaltan kirli eller, işini yürütebilmenin şartı haline gelen rüşvet...

Tüm bu problemler sadece Amerika'nın veya herhangi bir üçüncü dünya ülkesinin problemleri değil. Batısından doğusuna kadar tüm dünya giderek büyüyen bir batağın içine saplanıyor.

Elbette bu gelişmeler karşısında sadece seyirci kalınmıyor. İnsanlar bazen tek başlarına bazen de kurdukları çeşitli kurumlar aracılığıyla söz konusu problemleri yok etmeye çalışıyorlar. Sözgelimi ABD'de uyuşturucu maddeler ve alkole karşı kampanyalar düzenlenirken, İtalya'da da savcılar aracılığıyla rüşvet ve suistimalle mücadele edilmeye çalışılıyor. Ancak buna rağmen, alkol ve uyuşturucu bağımlılarının sayısında bir düşme olmadığı gibi, yolsuzlukları araştıran komisyonlarda dahi olsuzlukların yapıldığı gözlemleniyor. Ülkedeki tüm siyasi kadrolara el çektirilerek, yerlerine yenileri getiriliyor ama bunun da söz konusu problemleri yenmek için çare olmadığı anlaşılıyor. Bugün tüm bu sorunları münferit olarak ele alıp, her biri için ayrı yasal düzenlemeler yapmanın da artık, kesin bir çözüm olmadığı anlaşılmış bulunuyor. Bu çözümsüzlük karşısında polisiye tedbirler arttırılarak, olayların önü alınmaya çalışılıyor. Ancak yasaların boşluğundan faydalanmasını bilen, polisiye tedbirleri 'korkutucu bir unsur' olarak görmeyen binlerce kişi problem yaratmaya devam ediyor. Hem de düne göre sayıları daha da artarak.

Bugünkü toplum yapısı, bir kınamayı ya da, demir parmaklıklar ardında geçecek bir kaç ay veya bir kaç yılı 'ceza olarak' mühimsemeyen insanları yaratmıştır.

İnsanları denetim altında tutan mekanizma öncelikle onların vicdanlarına yerleştirilmelidir. Kişi topluma verdiği zararın karşılığı olarak hem bu dünya da hem de öldükten sonra muhakkak cezalandırılacağını bilmelidir. Ancak böyle bir bilinç insanları yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoyacaktır.

Aynı bilinç yeryüzünde bozgunculuk çıkartanlara karşı mücadele edecek insan için de gerekli. İnsanların rızasını kazanarak belli mevkileri edinme beklentisinde ki birinin bu mücadeleyi kazanamayacağı açıktır. Çünkü; kendine yapılan büyük vaatler karşılığında karşısında mücadelesini bırakabilecektir. Kısacası belli bir fiyatı vardır. Yeryüzündeki bozguncularla mücadele edebilmek için 'satın alınamayan' insanlara ihtiyaç var. Satın alınamamazlık ta tek başına yeterli değil, bu konuda başarılı olmak için, insanların makam ve güçlerinden korkmamak ve ne olursa olsun yılmamak gerekir. Yalnız Allah'tan korkan birisi, bütün bunların üstesinden gelebilecek potansiyeldedir.

İslamın tek prensibi vardır: Tek ilah olan Allah'a kulluk etmek. Yaşamını bu prensibe uygulayarak yaşayan insan, sadece tek bir güçten korkar, sadece tek yargıcın önünde sorumludur.

Yalnız Allah'a kulluk eden ve 'mümin' olarak adlandırılan insan bu özellikleri nedeniyle ideallikten de öte en üstün insandır. Çünkü o takva sahibidir: Kendini dünyada sıkıntı, yıkım ve felakete düşürecek hal ve tavırlardan korur.

" ...Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır." (Hucurat Suresi, 13)