TOHUM

Hurma tatlı bir meyve, limon sarı ve ekşi, karpuz ise kırmızı renkli ve tatlı. Tüm meyveler ve sebzeler farklı tatlarda renklerde ve biçimlerde, Allah tarafından insanın emrine verilmiştir.

Görünüşleri, tadları bu kadar farklı olmasına karşın hepsi yapısal olarak birbirine oldukça benzer çekirdeklerden yaratılmışlardır. Tüm sebze ve meyvelerin tohum veya çekirdekleri kendilerinin minyatür bir modeli olabileceği yerde, Allah'ın sanatı ve kudretini gösterecek şekilde yaratılmışlardır. Karpuz çekirdeğinin karpuzun kendisiyle tat ve şekil bakımından hiçbir ilgisi yoktur.

İnsanların ve hayvanların üreme hücreleri doğal ortamda çok kısa sürede ölürler. Bitkiler için böyle bir şey söz konusu değildir. Aradan yüzyıllar geçse de bitki tohumu ilk elverişli ortamda yeşerebilmektedir. Güneş ışığının ve uygun doğal şartların bunda önemli bir etkisi vardır.

Örneğin, yeşil bitkiler bünyelerindeki klorofil sayesinde, güneş ışığı ve suyu kullanıp, gelişmelerini sağlayan kendi besinlerini üretirler. Şu halde, güneş ışığnını bulamayacakları için bitkilerin toprak altında gelişmeleri mümkün değildir. Öyleyse tohum toprak altında büyümesini sağlayacak besini nasıl bulmaktadır?

Tohumlar filiz verip toprak dışına çıkana kadar yedek besin depoları yanlarına verilerek yaratılmışlardır. Tohum açık havada filizlenip yeşererek kendi besinini üretir hale gelinceye kadar bünyesindeki yedek besinleri kullanarak gelişir. Yerfıstığı, bezelye, mercimek, fasulye gibi bazı bitkilerin tohumlarının besin depoları son derece zengin yaratılarak insanların da onlardan yararlanabilmeleri sağlanmıştır.

Tohumlar (özellikle dış ortamda kaldıkları zaman) sert ve cansız bir görünüme sahiptirler. Oysa suya kavuştuklarında canlı bir tazelik ve körpeliğe sahip bir yeşilliğe bürünmektedirler. Kuru ve sert fasulye tanesinin içinden, çok kısa bir sürede tohumdan bambaşka özelliklere sahip dalından yaprağına kadar yeşil bir bitki fışkırabilmektedir. Başlı başına bu olay, Allah'ın "Ffalık" sıfatının bir tecellisidir.

Şüphesiz tohum da, en az kendisinden türeyen bitki kadar eşsiz harikalara sahip olarak yaratılmıştır. Sözgelimi tohumun kabuğunun sertlik oranında en ufak bir dengesizlik yoktur. Eğer tohum kabuğu yumuşak olsaydı, tohum en ufak bir etkide zedelenerek bozulabilecekti. Kabuğun çok sert olması durumunda tohumun içinde yeşermeye başlayan bitki, dışarı çıkma imkanı bulamayacaktı.

Tohum uygun ortam oluştuğunda son derece dakik bir şekilde çimlenmeye başlar. Ne bir gecikme ne de erkenden yeşerme söz konusudur. Tohumun yeşermesiyle ortaya çıkmaya başlayan filiz, hemen toprağın dışına doğru yönlenerek gelişmeye başlar. Hiçbir tohum tanesinin filizi, yeryüzü yerine toprağın derinliklerine doğru ilerlemesi nedeniyle ölmez.

Tohum taneleri, ileride dönüşecekleri bitki ne kadar büyük olursa olsun, bu bitki ile ilgili tüm bilgileri içlerinde saklarlar. Bitkinin kökünün ucundaki tüycükten, gövdesinin içindeki borucuklara, bitkinin çiçeklerinden vereceği meyveye dair tüm bilgiler en küçük detaylarına kadar eksiksiz olarak tohumda mevcuttur. Bitki ne kadar büyük olursa olsun tohum, bu bitkiyle ilgili bilgileri taşıyabilecek kapasitede yaratılmıştır. Sözgelimi, geliştiğinde gövdesinin çapı 10m.'yi, boyu 100m.'yi bulan sekoya ağacının tohumunun ağırlığı bir kaç gramı geçmez.

Etrafımızdaki mucizelerde temiz bir akılla düşünebilen insanların görebileceği birçok ibret bulunmaktadır. Bu ibretler bir yandan insanın Allah'a olan yakınlığını arttırırken, bir yandan da Allah'ın gücü ve kudreti karşısındaki acizliğini hissettirmektedir.