SAĞLIKLI TEFEKKÜR

Akıl Allah(cc)'ın Kuran-ı Kerim'de ısrarla üzerinde durduğu en temel konulardan biridir. Çünkü yalnız akıl vasıtasıyla insan, sağlıklı bir şekilde tefekkür ederek Allah'a yaklaşabilir, çevresindeki ayetleri, ince yaratılışı görebilir ve başına gelen olayları da gerçekçi bir şekilde değerlendirebilir. Bu yazımızda akla ve mantığa doğrudan etki yapan, onu baskı altına alarak örten faktörleri inceleyeceğiz.

Cahiliye kökenli bazı faktörler, inkarcıların zaman içinde yerleştirdikleri düşünce sistemleri ve felsefeler, insanın sağlıklı düşünmesini, olayları doğru değerlendirebilmesini engeller.

Nefsin özelliklerinden olan duygusallık söz konusu faktörlerin başında gelir. Bu nedenle duygusal olan biri Kuran'a göre ve aklı ile değil, nefsi ile hareket eder. Romantik düşünen, duygularıyla hareket eden birisinin aklı bir yığın karmaşık ve boş düşüncelerle meşguldür, gerçeği görmesi son derece zordur. Sağlıklı çözümler üretebilmesi çoğu zaman mümkün değildir. Neyin Allah'ın isteklerine uygun olduğunu, neyin nefsani bir istek veya beklenti olduğunu tespit edemez. Nitekim, Casiye Suresi'nin 23. ayetinde de heva ve tutkuların aklı giderdiği açıkça belirtilmektedir.

"Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz?"

İnsanın aklının kapalı olması, doğal olarak kısa zaman içinde şuurunun da kapanması sonucunu doğuracaktır. Gözün, kulağın ve kalbin mühürlendiği bu durumda, kişiden doğru tesbitler ve tavırlar görmek mümkün olmaz. Duygusal ve romantik bakış açısı ile hareket eden bir kimse, Allah rızasına uygun hareket etme özelliğini de zamanla yitirir. Kuran bu ruh halini çarpıcı bir benzetmeyle şu şekilde tarif ediyor: "Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın? Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar." (Furkan Suresi, 43-44)

Allah'ın kastettiği manada şuurlu, vicdanlı ve akleden bir insan, herşeyin Allah'tan olduğunu bilir. Devamlı zikir halinde olduğu için herşeyde O'nun gücünü farkeder. Allah'ın gücünün ve kudretinin farkında olanın O'ndan korkusu tam olur. Allah'ın yarattıkları hakkında doğru ve sağlıklı bir biçimde tefekkür etmek de yalnızca temiz akıl sahiplerinin özelliklerindendir. Pek çok insan, düşünüp Allah'a yönelerek 'onu tesbih etmesine vesile olacak yaratılış harikalarının üzerinden geçip gider. Oysa akleden bir mümin için Allah'ın yarattıklarında her zaman kendisi için çıkarılacak bir ders olduğunu bilir. Allah'ın yerde, gökte ve bu ikisinin arasındaki yarattığı her şeyde sayısız örnekler vardır.

"Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır." (Bakara Suresi, 164)

Allah (cc) Kur'an-ı Kerim'de birçok ayette geçen "...umulur ki akledersiniz" ifadesi ile, iman hakikatlerinden, çevremizdeki mucizelerden ve başımıza gelen olaylardan yola çıkarak, bizi akletmeye yönlendirmekte ve akletmenin, ayetleri ve etrafımızdaki incelikleri görebilmenin mümin için ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de dünya, ahiret, bitkiler, hayvanlar, gemiler, bulutlar, yağmurlar, yıldızlar, meyveler, çiftler, yeryüzü, geçmiş kavimlerin başlarına gelenler, yaratılış, Kur'an, ahiretin dünyaya üstünlüğü gibi pek çok konudan bahseden ayetlerin sonu hep "umulur ki akledersiniz" ifadesiyle son bulmaktadır. Sonuç olarak denebilir ki akıllı olmanın ilk şartı Allah'a iman etmektir. Ancak o zaman insan doğruyu yanlıştan ayırabilecek anlayışa ulaşarak, aklın verdiği üstünlüklere ulaşabilir.