CAHİLİYENİN "ÖFKELİ SOY KORUYUCULUĞU" VE KURAN'A GÖRE ÜSTÜNLÜK - 1

Cahiliyenin oluşturduğu toplumun bireyleri, uyruk, ırk, soy, dil, renk ve bölgesel bağlardan kaynaklanan çıkarlarla birbirine bağlanmıştır. Renkleri kendi renkleri, dilleri kendi dilleri gibi olmadığı sürece ya da aynı soydan gelmediklerinde inançları ne olursa olsun diğer tüm insanları potansiyel farklı bir gözle değerlendirirler.

Cahil toplumun bu özelliği, Kuran-ı Kerim'de Firavun örneğinde dile getirilmiştir. Firavun siyasi gücünü, insanları ırksal özelliklerine göre bölmesinden almaktadır. Kendi kavmi ile birlikte yaşayan İsrailoğulları arasında ayrım yapmakta, bu ayrımla İsrailoğulları'nın Mısır'da güç sahibi olmasını engellemektedir.

"Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı." (Kasas Suresi, 4)

Firavunun bu yaklaşımına karşın Hz. Musa İsrailoğullarını ırksal özelliklerle değil, 'İlahları birleyen Allah inancı' etrafında toplanmaya çağırmıştır. Nitekim Hz. Muhammed (S.A.V) de, Hz. Musa (a.s.) ve diğer peygamberler gibi, insanları 'Allah'tan başka İlah olmadığı'na şahitlik ederek dine davet etmiştir.

Peygamber bu din ile gönderildiği zaman Arap yarımadası'nın en verimli toprakları Rumların ve Perslilerin işgali altındaydı. Peygamber Efendimiz, Arap ulusçuluğu bayrağını çekip yarımadadaki tüm Arapları birleştirebilir, buna karşılık Arapların liderliğini kolaylıkla ele geçirebilirdi. Bu yolla egemenlik sağladıktan sonra insanların Rab'lerine ibadet etmenin daha kolay olacağını düşünebilirdi.

Ne var ki, Allah'ın elçisi böyle bir yola yönelmedi. Çünkü insanların bir takım biyolojik, fiziksel ya da jeopolitik özelliklerinden yola çıkarak birlik oluşturmaya kalkmak, bir kısım insanı bir kısım insana üstün kılmaya çalışmak, yeryüzüne birlik yerine büyük karışıklıklar getirmektedir. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Hitler, Almanya'yı 'Almanların üstünlüğü'nü iddia ederek ateşe atmıştır.

Nitekim peygambere karşı olan müşriklerde, aralarındaki soy farklılığını kullanarak onu ve müminleri susturmaya çalışmışlardı. "Hani o inkâr edenler, kendi kalplerinde, 'öfkeli soy koruyuculuğu'nu (hamiyeti), cahiliyenin 'öfkeli soy koruyuculuğunu' kılıp-kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü'minlerin üzerine '(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu' indirdi ve onları "takva sözü" üzerinde 'kararlılıkla ayakta tuttu." Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir." (Fetih Suresi, 26)

Kuran-ı Kerim'de üstünlüğün ırk, dil, renk gibi özelliklere göre değil de, sadece Allah'a yakınlık, takva ve Allah'ın sınırlarını korumadaki titizlik gibi hususlara göre belirlendiğini bir sonraki yazımızda da inceleyeceğiz.