SADAKAT VE KARARLILIK

Zorluğa, sıkıntıya, Allah yolunda karşılaşılan baskıya gösterilecek sabırın mümine kazandırdığı en önemli özellik hiç şüphesiz, kararlılıktır.

Mümin içinde bulunduğu durum ne olursa olsun sabırlıdır ve kararlılığından en ufak bir taviz bile vermez. Bu konuda Allah'ın övdüğü tavır, önünde deniz, arkasında Firavun'un ordusunun olduğu halde "...Rabbim benimledir" diyerek kararlığını ve tevekkülünü gösteren Hz. Musa'nın davranışıdır.

Müminlerin ölçüsü kendi küçük çıkarları değil, her zaman ve her durumda Allah (cc) rızasıdır. Tüm davranışlarını Allah (cc)'ın istediği biçimde şekillendirirler. Bu sebepten ötürü herhangi bir zorluk nedeniyle doğru bildikleri yoldan (Allah (cc) yolunda mücadeleden) dönmeleri sözkonusu değildir. Nitekim, Kuran-ı Kerim'de inananların dinlerini hiç bir suretle terk etmeyecekleri şu ayetle açıkça ifade
edilmektedir:

"Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah'a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir." (A'raf Suresi, 89)

Müslümanı müslüman yapan dinine olan bağlılığı, Allah yolundaki kararlılığıdır. Müslümanlar Allah (cc)'a, Peygambere ve yanlarındaki müminlere karşı büyük bir sadakatle bağlıdırlar. En güzel sadakat örneklerini Peygamberlerin, sahabelerin, İslam mücahitleri ve alimlerin hayatlarında çokça görmek mümkün. Allah (cc) da, Kuran-ı Kerim'de sabır, kararlılık ve sadakat gösteren kullarından övgü
ile bahsetmekte ve onların Peygamberlerle, şehitlerle, sıddıklarla beraber olduğunu söylemektedir.

Allah (cc) müminlerin sadakatini ve kararlılığını şöyle tarif eder:

"Mü'minlerden öyle erkek-adamlar vardır ki- Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiç bir değiştirme ile (sözlerini) değiştirmediler." (Ahzab Suresi, 23)

Şüphe, kararsızlık ve bundan dolayı vefasızlıkta bulunmak tümüyle inkarcıların özelliğidir. Çünkü onun için vaktini geçirecek, peşinden koşturacak daha değerli (!) şeyleri (Kuran'ın tarifleriyle açıkta olduğu iddia edilen evler, durgunluğa uğramasından korkulan işler, kadınlar, oğullar, kantar kantar altınlar ve mallar) vardır. Allah (cc) bu tür bir zihniyete sahip olanları "Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler" ifadesiyle tarif etmektedir. (Tevbe Suresi, 45)

İman eden her müslümanın hayattaki tek hedefi "Şüphesiz, benim namazım, ibadetlerim, yaşamım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir" (En'am Suresi, 162) ayetinin gereği olarak, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaktır. Allah'a verilen sözün ağır bir sorumluluk olduğunun şuuruyla mümin, her ne suretle olursa olsun dininden, Allah'a ve müslümanlara olan bağlılığından asla taviz vermez. Ahirette alacağı karşılığı ve cennet mükafatını düşünerek İslam'ın belirlediği ölçüde yaşar ve hiçbir suretle "Allah'ın ahdini ucuz bir değere karşılık satmaz". (Nahl Suresi, 95)