ÖLÜM BİR İBRET VE UYARICIDIR - 1

İnsanlar tarih boyunca karşılarına çıkan her soruna bir çözüm üretebilmelerine karşın, insanlığın başlangıcından bugüne dek varlığını sürdüren tek bir olaya çare bulamamışlardır: 'Ölüm'. Çare bulmak bir yana bu konuda en ufak bir ilerleme bile kaydedilememiştir. Kuran-ı Kerim ölümü ve ölümden sonra olacakları şöyle tarif etmektedir:
De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah) a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (Cuma Suresi, 8)

Ölüm, herkesin haberdar olduğu ancak çoğu zaman konusunu bile açmaya cesaret edemediği belki de tek konudur. Ve tüm diğer olaylar gibi, kaderle bağlantılı olarak Allah'ın bilgi ve kontrolünde gerçekleşen bir olaydır.

Yaşamın doğal bir sonucu olan bu olay Kur'an kaynaklı olmayan bilgilerin, toplumda yerleşmiş yanlış telkinlerin tesiriyle insanlarda önüne geçemedikleri bir korku kaynağı haline gelmiştir. Allah ve ahiret inancı tam olarak yerleşmemiş insanlardaki bu korku psikolojisini Allah şöyle tarif eder:

Ya da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü, 'gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle'; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır. (Bakara Suresi, 19)

Ancak ölümü düşünmeyerek, aklına getirmekten mümkün mertebe kaçınarak ölümden kurtulabilmek elbetteki mümkün değildir. Herkes bu kaçınılmaz sona mutlaka tanık olacaktır. Bu değişmeyen gerçeğe rağmen ölümden bir kaçış olabileceğini düşünmenin bize ne derece faydası dokunur? Sadece kesin olan bir gerçeği gözardı ederek kendimizi kandırmaktan başka bir faydası dokunmaz.

Bu nedenle yapılması gereken en güzel şey insanın kendini kandırmayı ya da gerçekleri gözardı etmeyi bir kenara bırakıp Allah'ın kaderimizde tespit ettiği süreyi en iyi şekilde değerlendirebilmektir. Bu sürenin ne zaman biteceğini de yalnızca Allah bildiğinden içinde bulunduğumuz andan bir sonraki anda bile hayatta olacağımızın hiçbir garantisi yoktur.

Öyleyse hayatımızda karşımıza çıkacak muhtemel olaylar için önceden hazırlık yaptığımız gibi ölüm ve sonrası için de benzeri bir hazırlık yapmamız en akılcı hareket olacaktır. Zira ölecek olan da, ölümden sonra başımıza gelecek olaylarla muhatap olacak olan da yine bizzat "kendimiz" olacağı için bu konu doğrudan doğruya bizim "kendimiz"i ilgilendirmektedir.

İnsanların ölüm gerçeği karşısındaki tavır ve düşüncelerini incelemeyi sürdüreceğiz.