"HER
NEFİS ÖLÜMÜ TADICIDIR" - 3
Yaşamın
doğal bir sonucu olan ölüm Kur'an kaynaklı olmayan bilgilerin,
toplumda yerleşmiş yanlış telkinlerin tesiriyle insanlarda önüne
geçemedikleri bir korku kaynağı haline gelmiştir. Allah ve ahiret
inancı tam olarak yerleşmemiş insanlardaki bu korku psikolojisini
Allah şöyle tarif eder:
"Ya
da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü,
'gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki,
yıldırımların saldığı dehşetle'; ölüm korkusundan parmaklarıyla
kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır."
(Bakara Suresi, 19)
Müminler
için ölümden kaçma gibi bir durum ya da bir psikoloji kesinlikle
söz konusu değildir. Çünkü onlar Allah rızasını kazanmak için bir
hayat sürmenin verdiği bir huzur ile yaşarlar. Tüm yaşamları Allah
yolunda olduğu için ölümleri de yine Allah yolunda olmaktadır.
"De
ki: 'şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin
Rabbi olan Allah'ındır'." (En'am Suresi, 162)
Müminler
için ölümü getiren sebeplerin bir önemi yoktur. İster ağır bir hastalık
isterse bir yangın ya da bir kaza olsun. Mümin Allah'ın insanlara
sunduğu doğru yolda yaşamanın verdiği emniyetle ölümden çekinmez,
hatta şehitlik mertebesine ulaşmak için temennide bile bulunur.
Zaten Allah müminler için iki sonuçtan başka bir şey olmadığını
bildirmektedir:
"De
ki: 'Siz bizim için iki güzellikten (şehitlik veya zaferden) birinin
dışında başkasını mı bekliyorsunuz? Oysa biz de, Allah'ın ya kendi
katından veya bizim elimizle size bir azap dokunduracağını bekliyoruz.
Öyleyse siz bekleye durun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz."(Tevbe
Suresi, 52)
Peygamber
Efendimiz (sav) "Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çokça
zikrediniz" hadis-i şerifinde olduğu gibi, birçok hadis-i şerifinde
müminleri ölüm konusunu düşünmeye ve ölümden ibret almaya teşvik
etmektedir.
Peygamber
Efendimiz (sav) yine bir başka hadis-i şerifinde, "İnsanların
en akıllısı ve en keremlisi kimdir? diye kendisine soru yöneltenlere,
'Ölümü en çok hatırlayıp onun için en fazla hazırlıklı olandır.'
cevabını vermiş" (İbn Mace, İbn Ömer'den rivayetle) ve ölümü
düşünerek ahirete hazırlanmanın müminin kalitesini, Allah'a olan
yakınlığını arttırdığına işaret etmiştir.
Ölümü
tefekkür etmenin müminler birçok faydası vardır. Örneğin, Bediüzzaman
Said Nursi Hazretleri, ölümü düşünmenin ihlası muhafaza etmenin
en önemli yollarından biri olduğunu söylemektedir. Ahiretin, cennet
ve cehennemin yakınlığını hisseden biri için, Allah'ın hoşnutluğunu
aramak hedef olacak ve bu düşünce ihlaslı tavırlar olarak bütün
hayatına da yansıyacaktır.
Ayrıca,
hiçkimse bu dünyadaki imtihanının ne zaman biteceğini bilmediğinden,
herkesin Allah'a karşı sorumlu olduğunu ve ahirette bütün yaptıklarının
hesabını vereceğini bilerek yaşaması gerekir. Ölümü düşünmek bu
konuda da kilit öneme sahiptir. Kısa ve değersiz olan bu hayata
duyulan düşkünlüğü bir kenara bırakıp, ölümden sonra başlayacak
sonsuz yaşamda Allah'ın hoşnutluğunu kazanabilmiş kullar arasında
olabilmek için yarışmak gerekir.
|