ALLAH KORKUSU VE TEVEKKÜL

Allah korkusu inananı inkarcıdan ayıran en önemli özelliklerden birisidir. Kuran'daki kıssalarda peygamberlerin ve beraberindeki mümin topluluklarının Allah korkuları ve O'nun sınırlarını korumakta gösterdikleri titizlik; her türlü zulüm, baskı, işkence karşısında yılmamaları ve gevşeklik göstermemiş olmaları övülerek anlatılmaktadır.

Müminin Allah korkusu, en küçüğünden en büyüğüne kadar evrende herşeye hükmedenin Allah(cc) olduğunu bilmek, bundan dolayı ona teslim olmaktır. Allah(cc) sonsuz adalet sahibi, sonsuz merhamet sahibi, hüküm ve hikmet sahibidir.

Evet... Allah'tan korkmak müslüman için temel bir kavram. Öyle ki Kur'an'ı Kerim inananlara hayatlarını bu temel üstüne kurmalarını öğütlüyor.

"Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez." (Tevbe Suresi, 109)

İnkarcıların ahlak anlayışlarında ise, Allah korkusuna yer yoktur. Allah'tan korkmayan ve Allah korkusu taşıyanlarla alay eden inkarcı güruh gerçekte çok büyük korkuları, endişeleri yaşamaktadır. Tevekkül gibi bir kavramla tanışmayan inkarcı başına gelen ve gelebilecek olaylardan, felaketlerden korkar. Dahası tevekkülsüz yaşamanın sonucu olarak insanlardan, gelecekten, gayptan korkar. Ahiretle ilgili inancı ya hiç olmadığından veya son derece muğlak ve yüzeysel bir ahiret inancına sahip olmasından dolayı ölümden korkar.

Kuran-ı Kerim'in "De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." ayeti (Tevbe Suresi, 51) tevekkülün müslümanın bakış açısında ve olayları değerlendirmesinde temel bir nokta olduğunu ortaya koyuyor. Allah'tan korkan insan, bunu bütün düşünce ve eylemlerine yansıtır. Müslüman fikir ve fiillerini sadece dünyevi boyutuyla ele almayan insandır. Hayata bakışındaki temeli ahirette vereceği hesap oluşturur. Kuran insanların hardal kadar iyilikten ve kötülükten hesaba çekileceklerini söylüyor.

"Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiç bir nefis hiç bir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak biz yeteriz." (Enbiya Suresi, 47)

Bu ayeti kerimenin farkında olan insan, kendi kafasında kategoriler türetmeye kalkmadan en küçük bir ecri kazanmak için ve en küçük bir günahtan bile kaçınmak için çabalar.

Ahirete inanmayan, Allah'tan korkmayan gürüh ise hayatını nefislerinin taleplerine göre biçimlendirirler. Hayvani tutkularını tatmin etmek üzere çırpınıp dururlar. Bu halleriyle Kuran'ın ifadesiyle hayvandan bile daha aşağı bir durumdadırlar.

"Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır." (Araf Suresi, 179)