KURAN-I
KERİM'DE İNSAN KARAKTERLERİ - 4
Baskı
endişesiyle iman etmeyenler: Bu kişiler kendi rahatlarını Allah'ın
dininden daha üstün tutan bir karakterin örneğidirler. Müminler,
imanları dolayısıyla her dönemde inkar edenler tarafından baskı
altına alınmışlardır. Bazen sürülmekle bazen de öldürülmekle tehdit
edilmişlerdir. Bu durumda iman etmek öldürülmeyi ya da çile çekmeyi,
eziyet görmeyi gerektirecektir. Bu karakterdeki kimseler, vicdanen
Allah'a ve imana müsait oldukları halde, korkaklıkları ve nefislerine
düşkünlükleri nedeniyle müminlere katılmazlar. Müminlere karşı
yapılan hareketlere bilfiil karışmasalar da, iman edenlerle birlikte
olmayı reddetmek inkar edenlerle aynı safı seçmek anlamına gelecektir.
"Dediler
ki: "Eğer seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden
(yurdumuzdan ve konumumuzdan) çekilip-kopartılırız." Oysa
biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün
aktarılıp toplandığı, güvenli bir harem'de yerleşik kılmadık mı?
Fakat onların çoğu bilmiyorlar." (Kasas Suresi, 57)
"Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden)
başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları
korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde
büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı."
(Yunus Suresi, 83)
İman
edenleri kendilerinden aşağılık görenler: İnkar edenlerin en büyük
özelliği maddi değerlere son derece önem vermeleri ve bunlara büyük
bir düşkünlük göstermeleridir. Bu nedenle İnsanlar arasındaki üstünlük
derecesini bazen mal ve mülke göre, bazen de ırka ve soya göre ya
da sınıflara göre belirlerler. Oysa ki, Allah insanları imanları
nedeniyle kabul eder. İman ettikten sonra bir kişinin, zengin olmaması
ya da soylu olmaması onda bir eksiklik ya da kusur yaratmaz. Ancak
cahiliye toplumu bu anlayıştan çok uzaktır. İmanı 'üstünlük' için
kriter seçmeyi kabul ettiklerinde kendilerinin düşeceği durumu bildiklerinden
iman edenleri aşağılamayı tercih ederler. Bu hor görme bazen doğrudan
iman edenleri hedef aldığı gibi, bazen de Allah'ın dinini hedef
alır. Günümüzde bunun en belirgin örneği Kur'an-ı Kerim'i '1400
yıl öncesinin çöl kanunu' olarak nitelendirmeleridir.
"Dediler
ki: Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız?"
(Şuara Suresi, 111)
"İnkâr
edenler, iman edenler için dediler ki: "Eğer O (Kur'an veya
iman) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup-yetişemezlerdi."
Oysa onlar, onunla hidayete ermediklerinden: "Bu, eski bir
yalandır" diyecekler. " (Ahkaf Suresi, 11)
"Allah
nasıl olsa affeder" diyenler: Allah'ın insanlar için en önemli
vasıflarından kuşkusuz biri bağışlayıcı olmasıdır. Allah kullarına
karşı şefkatlidir. Ancak bu şefkat kötülük işledikten sonra bağışlanma
dileyen müminler içindir. Allah'ı ve dini pek az değere değişip
ondan sonra nasılsa bağışlanacağız beklentisine girenler kendilerinie
aldatmaktadırlar. Gerek kendilerini gerekse diğer insanları Allah
yolundan alıkoyan bu kişilerin ayrıca bilmesi gereken Allah'ın 'intikam
alıcı (Müntakim)' ve 'azapladırıcı' da olduğudur.
"Onların
ardından yerlerine kitaba mirasçı olan bir takım 'kötü kimseler'
geçti. (Bunlar) şu değersiz olan (dünya)ın geçici-yararını alıyor
ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri
bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah'a karşı
hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitap
sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı okudular. (Allah'tan)
Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmeyecek
misiniz?" (A'raf Suresi,169)
|