|
KURAN-I
KERİM'DE İNSAN KARAKTERLERİ - 2
Kuran-ı
Kerim'de detaylı bir biçimde tarif edilen insan karakterlerini
incelemeyi sürdürüyoruz.
Çoğunluğa
göre hareket edenler: Bu karakterdeki insanlar tipik "sürü
psikolojisi" ile hareket ederler. Yanlış yolda olsalar da
etrafındakilere körü körüne itaat ederler. Onlara göre, bir şeyin
doğruluğu ona inananların sayısına bağlıdır. Bunun bir nedeni
de güçlü olmalarını Allah'a değil, sayının çokluğuna bağlamalarıdır.
"Yeryüzünde
olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar.
Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan
söylerler'." (En'am Suresi,116)
Kendisini
doğru yolda sananlar: İnkar edenlerin ve şirk koşanların en belirgin
özelliğidir. Hz. İbrahim'in kavmi gibi vicdanları kabul etse de
büyüklenmeleri nedeni ile inkar ederler. İnandıklarının yanlış olduğunu
kabul etmek onlar için büyük bir aşağılanma anlamı taşıdığı için
kendilerinin doğru, inananların yanlış yolda olduğunu iddia ederler.
Günümüz toplumunda bu tip insanlar kendilerinin doğruluğunu ispatlamak
için Kur'an-ı Kerim'den bile misaller getirmekten çekinmezler. Tabii
bu misalleri dillerini eğip bükerek yalan yanlış anlamlandırmalardan
ibarettir.
"Kötü
olarak işledikleri kendisine çekici-süslü kılınıp da onu güzel
gören mi (Allah katında kabul görecek)? Artık şüphesiz Allah,
dilediğini saptırır, dilediğini hidayete eriştirir. Öyleyse, onlara
karşı nefsin hasretlere kapılıp gitmesin. Gerçekten Allah, yaptıklarını
bilendir." (Fatır Suresi, 8)
Kendilerini
cennetlik ve Allah'a yakın sananlar: Kendilerini doğru yolda saydıklarından,
Allah'ın sevgili kulu olduklarından emindirler. Buna, kendi hayırlarına
olduğuna inandıkları şeylere kavuştuklarında kesin olarak inanırlar.
'Allah beni sevmeseydi bana bu evi, bu aileyi, bu işi verir miydi?'
tipi ifadelerle bunu belli ederler. Aslında bu tip insanların Allah
inancı son derece zayıftır. Onlar için tek yer bu dünyadır. Onun
için dünya hayatına ve dünyanın süslerine son derece düşkündürler.
Ölümden sonra hayata inanmadıkları için yaşamları boyunca ahirete
yönelik bir şey yapmazlar. Çarpık mantıklarına göre, eğer ahiret
varsa, zaten kendilerinin 'Allah'ın sevgili kulu' olduğuna inandıklarından
yerlerini cennetlik olarak bilirler.
"Oysa
ona dokunan bir zarardan sonra tarafımızdan bir rahmet taddırsak,
mutlaka: "Bu benim (hakkım)dır. Ve ben kıyamet-saatinin kopacağını
da sanmıyorum; eğer Rabbime döndürülsem bile, muhakkak O'nun katında
benim için daha güzel olanı vardır." der. Ama andolsun biz,
o kâfirlere yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara, en
kaba bir azabtan taddıracağız." (Fussilet Suresi, 50)
|