İNSANDAKİ SIRLAR - 1

İman hakikatleri, insanın imanını sağlamlaştıran, Allah'a yakınlığını arttıran, Allah'ın ve ilminin büyüklüğünü, yüceliğini kavramasına vesile olan çok önemli gerçeklerdir. İnsan Allah'ın ilminin derinliğini ve teferruatını gördükçe, etrafındaki mucizelere karşı daha da duyarlı hale gelir ve Allah korkusu artar.

Allah'ın gökteki ve yerdeki mucizeleri, birçok Kuran ayetinde, Peygamber Efendimiz'in birçok hadisi şerifinde konu edilmiş, İslam büyüklerinin ağırlık verdiği konular arasında yer almıştır. Allah'ın yarattıklarındaki hikmeti ve mucizevi yönü görmek her dönemde İslam alimlerinin imanın temelini oluşturan hususlardan saydığı bir konudur. "Bana bir hakikatin inkişafına, binlerce kerameti tercih ederim" diyen Üstad Bediüzzaman da, birçok defa iman hakikatlerinin önemine ve kıymetine dikkat çekmiştir.

Etrafımızdaki mucizeleri, kendimizden başlayarak incelediğimiz takdirde, insan vücudunun başlı başına sırlarla, muhteşem dengelerle dolu olduğunu görürüz. Üstelik de, insanın anne karnındaki halinden başlayarak...

İnsan cenini yumurta ile spermin birleşmesinden oluşan zigot hücresinin çoğalması ile oluşur. Eğer zigotta diğer hücreler gibi bölünerek çoğalma suretiyle oluşsaydı, anne karnında insan yavrusu değil, dev bir zigot hücresi olacaktı. Fakat bölünme sonunda oluşan yavru hücreler başlangıçtan beri aynı genetik programa sahip olmalarına rağmen, bir müddet sonra birden farklılaşmaya başlarlar. Gittikçe ana hücreden farklılaşan bu hücreler, kıkırdak, kas, kemik gibi gerek yapıları gerekse görevleri birbirinden tamamen farklı dokuları meydana getirmek üzere yaklaşık 200 çeşit hücreyi oluştururlar. Eğer hücrelerdeki bu farklılaşma gerektiği gibi olmasaydı, tüm vücudumuz tamamiyle ya bir et ya da kemik yığını olarak kalacaktı. Yahut eti, kemiği ve kanıyla tam bir beden olmasına karşın, sadece sinir sistemi oluşmamış olsaydı, dışarıdan aldığı hiç bir uyarıya en ufak bir tepki veremeyen garip bir yaratık
olacaktı.

Görülüyor ki, bu saydığımız sadece birkaç özelliğin oluşması bile, belirli bir düzen içerisinde ve Allah'ın kontrolü dahilinde olmaktadır.
Bunların hiçbirinde tesadüften eser olmadığı gibi, aksine sonsuz bir aklın, hikmetin ve kudretin göstergesi vardır.

"Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir." (Müminun Suresi, 14)

Cenindeki bir başka mucize de organ şekillenmesidir. Bu, aynı tipte veya aynı yönde farklılaşan hücrelerin, bazı bölgelerde, belli dokuları meydana getirmek üzere biraraya gelmesi ve şekil almasıdır. Ortaya çıkan milyarlarca hücrenin her biri (hiç şaşırmadan) önceden tespit edilen yerine ve önceden tespit edilen mükemmel bir zamanlama ile yerleşir. Eğer zamanlama ve yerleşmede bir hata olsaydı beyin kafatasına, gözler göz çukuruna, mide karına yerleşemezdi. Halbuki herşey tam zamanında ve yerinde yaratılmaktadır. Mesela, kaşlar ne göz kapaklarının üstünde ne de alnımızın tam ortasında çıkmaktadır.

İnsan mucizesini incelemeyi önümüzdeki yazılarımızda da sürdüreceğiz.