İNŞA EDİLEN GÖZLER

İnsan vücudundaki tüm organlar kendilerine verilen görevleri eksiz olarak yerine getirmelerine yarayacak yapılarda yaratılmışlardır.

Bunun en büyük göstergesi sağlıklı bir insanın yaşamını devam ettirebilmek için hiçbir yapay alet veya mekanizmaya ihtiyaç duymamasıdır.

Örneğin gözün görevi görme işidir. Bu görev, göz bebeğinden giren ışınların sinirlere aktarılmasıyla gerçekleştirilir. Ne var ki iristeki kıl inceliğindeki kaslar olmasaydı, görmenin hiç bir anlamı olmayacaktı. Bu kaslar sayesinde gözbebeği ışığın kuvvetli veya zayıf oluşuna göre kendini ayarlayabilmekte, saniyenin ikibinde biri kadar bir hızla açılıp kapanabilmektedir. Eğer gözbebeklerinde bu hassasiyeti veren kaslar olmasaydı, kuvvetli bir ışık karşısında gözümüzün retina tabakası yanacak ve kör olacaktık. Az ışıklı ortamda da göz bebeği büyütülerek içeri alınan ışık arttırılamayacak, bu durumda da göremeyecektik.

Vücudumuzdaki organların görevlerini tam olarak yerine getirmenin yanında, en iyi iş görebilecekleri yerde, emniyetleri en iyi sağlanacak donanımla yaratılmışlardır.

Örnek olarak yine gözü ele alalım. Göz başta yer alması sayesinde en geniş görüş alanına sahip olmasının yanısıra, mükemmel bir korumaya da kavuşmuştur. Vücudun en sağlam yeri olan kafatasının içinde yer alması bu hayati organı bir çok darbenin vereceği zarardan korumuştur.

Gözün korunma sistemi bu kadarla da kalmaz ek bir donanımla daha da mükemmel bir hal almıştır. Kaşlarımız alından gelen terlerin göze girmesine engel olurken, fazladan gelen ışığı da emmek suretiyle kamaşma olayını en aza indirirler. Kirpikler, toza, toprağa ve dışardan gelecek diğer maddelere karşı bir kepenk vazifesi görürler.

Göz kapakları, olası bir tehlike anında irademiz dışında olağanüstü bir çabuklukla kapanarak gözü korurlar. Eğer göz kapaklarındaki bu refleks olmasa (çalışmaları tamamen bizim irademiz altında olsaydı) bir tehlike anında onları gerektiği kadar hızlı kapayamayacak ve gözümüzün zarar görmesini engelleyemeyecektik.

Gözyaşı bezlerinin salgıladığı yaşlarla devamlı yıkanan gözlerimiz, göz kapaklarının içindeki yağ bezlerinin salgılarıyla da rahatça hareket eder. Eğer bu otomatik yağlama yıkama tertibatı olmasaydı, göz çok çabuk kirlenerek hemen mikrop kapacak veya içinde hareket ettiği yuvaya sürekli sürtünerek büyük bir acı duymamıza neden olacaktı.

Böylesine mükemmel bir sistemi kime borçluyuz? Gözyaşı bezlerine mi, gözün kendisine mi yoksa beynimize mi? Bunun cevabı birçok Kuran ayetinde açıkça ifade edilmiştir:

"O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz?" (Müminun Suresi, 78)

İnsanın düşünmesi gerekir ki, Allah insanı yaratırken, "emanet" olarak taşıyacak olanların, kendisini bilmeleri, O'nun gücünü, merhametini ve yaratışındaki mükemmelliği bilip-tanımaları için böyle bir sistem var etmiştir. İnsan bunu görmek, "yaratılmış" olduğunu kabul etmek ve kendisini Yaratan'a karşı sorumlu olduğunu kavramakla yükümlüdür.