HASED ÜZERİNE - 2

Mümin malını da canını da Allaha satmıştır. O kendi içinde Allah ile sıcak bir temas içindedir. Sahip olduğu hiç bir özelliğiyle övünmez. Yaptığı Allah'ı zikretmek, O'nun yolunda mücadele etmek ve şükretmektir. O şükrettikçe Allah kendisine verdiği nimeti arttırır. Bunun sonucunda, günden güne zekası artar, şahsiyeti gelişir, sahip olmadığı birçok yeni özellik kazanır. Çünkü şükretmekte ve zekasını, her türlü becerisini ve bilgisini Allah yolunda kullanmaktadır. Maddi olanakları artar. Çünkü şükretmekte, ve imkanlarının tümünü Allah yolunda harcamaktadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırma konusunda her geçen gün daha da başarılı olur ve Allah ona etki, başarı verir. Çünkü Allah'tan istemekte, şükretmekte ve hiçbir karşılık beklemeden Allah rızası için çalışmaktadır.

Felak Suresi'nin ayetleri, müminlerin hasetçilere karşı tutmaları gereken yolun ne olduğunu açıkça ifade etmektedir: "De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden, Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden, Ve hased ettiği zaman, hasetçinin şerrinden."

Diğer taraftan hasetçi ise olduğu yerde saymakta, karanlık bir ruh hali içinde günlerini geçirmektedir. "Nasıl yapsam da rahata kavuşsam, herkes tarafından sayılsam" veya "bir yolunu bulup alabildiğine ünlensem" yahut "nereden para bulup zengin olsam da herkes bana gıptayla baksa" gibi cahilce ve basit düşünceler içinde kavrulup gitmektedir. O bu durumdayken müminler sürekli gelişmekte Allah yakınlıkları oranında başarıdan başarıya koşmaktadırlar.

Hasedin, kıskançlığın, insanı kısa zamanda ele geçirdiği ve imanını zayıflattığı açıktır. Nefsin isteklerine kulak verip kendini ön plana çıkarmayı amaç edinen kişi, sağlıklı düşünüp değerlendirme yapamayacak, Allah'ın rızasına uygun davranışlarda bulunamayacaktır. Bu zamanla öyle ciddi boyutlara ulaşabilmektedir ki, kıskançlığın Kuran ayetinde insanların doğru yoldan sapmalarına bile sebebiyet
verebildiği şöyle ifade edilmektedir:

"İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan 'azgınlık ve kıskançlıkları' yüzünden anlaşmazlığa düşenler, o, (Kitap) verilenlerden başkası değildir. Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izniyle eriştirdi. Allah, kimi dilerse onu doğruya yöneltir." (Bakara Suresi, 213)

Müslümanlar unutmamalıdır ki, "müminler ancak kardeştir." (Hucurat Suresi, 10) Müslümanların işleri dayanışmayla, aralarında istişareyle, her zaman hoşgörüyle ve hüsnüzannı muhafaza iledir. Müslümanlar hayırlarda yarışırlar, ancak hep birbirlerine destek olup yardım ederler. Haset etmezler, kıskançlık yapmazlar veya asla böbürlenip büyüklenerek tesanütü kırmazlar. Çünkü bilirler ki, bu tür tavırlar Allah yolundaki mücadeleye köstek olacaktır. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin bu konudaki tefekkürü son derece dikkat çekicidir:

"... Nasıl bir insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalp ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder. Yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır." (Yirmibirinci Lem'a, İkinci Düstur)

Mümin diğer mümin kardeşinin özellikleriyle, faaliyetleriyle daima övünür ve bilir ki bu özellikler Allah yolunda hizmet için birer vesile, faaliyetler de ahiret yurdu için birer hazırlıktır.