HAKLIDAN DEĞİL, GÜÇLÜ GÖRÜNENDEN YANA OLMA

Bugün yeryüzünde toplumları yönetmek için bir çok sistem uygulanıyor. Ancak bu sistemler, 'Kuran ahlakı'nın üzerine kurulu olmadığından, adaletsizliğin ve adaletsizlik nedeniyle mevcut yapıdan hoşnut olmayan kişilerin ortaya çıkmasına neden oluyor .

Örneğin; ırka dayalı sistemlerde, iktidarı elinde tutanların ırkından olmayanlar, zenginlerin yönetimi sahiplendikleri sistemlerde fakirler adaletsizliğe uğruyor.

Örnek verdiğimiz bu birkaç bozguncu sistemle ortak özellikler gösteren sistem olarak Kuran-ı Kerim'de Firavun'un Mısır'da kurduğu düzen ifade edilmektedir:

"Mü'min olan bir kavim için hak olmak üzere, Musa ve Firavun'un haberinden (bir bölümünü) sana okuyacağız. Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı." (Kasas Suresi, 3-4)

"Hani size dayanılmaz işkenceler yapan, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardı." (A'raf Suresi, 141)

Ancak gerek Firavun'un sisteminde, gerekse diğer bozguncu sistemlerde, adaletsizlikle savaşmak, kendi imkanlarınca adaleti tecelli ettirmeye çabalamak yerine sisteme boyun eğen insanlar göze çarpar. Bunlar Hz. Musa ve yanındaki müminler gibi Allah'tan yana olanlarla birlikte olmaktansa, güçlü görünenden yana olmayı tercih ederler. Bu kişiler, her ne kadar Allah'ı tanımayanlardan şikayetçi
gözükseler de, herhangi karşı bir harekete girişmekten çekindikleri için bozguncu sistemle ortaktırlar. Bunlar tereddüt içindedirler, kendilerine sunulan alternatif hakkında sağlıklı bir vicdani değerlendirme yapmadıklarından dolayı ne yapacaklarını bilemezler. Kuran'da yalnızca güçlü gözükenin yanında yeralmaktan başka hiçbir özellikleri bulunmayan bu kararsız-inkarcı güruhdan şöyle bahsedilmektedir.

"Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı." (Yunus Suresi, 83)

Oysa, asıl güçlü olan ve korkulması gerekenin Allah'tır.

"Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onunla sorguya çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğini azablandırır. Allah, her şeye güç yetirendir." (Bakara Suresi, 284)

" ..Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup sakının..." (Teğabün Suresi, 15-16)

Müşriklerin imana karşı gösterdikleri bu tereddütlerin kaynağında ise 'çoğunluk endişesi' yatar. Oysa Allah, herhangi bir vicdan muhasebesi yapmadan, zan ve tahminlerle hareket edip çoğunluğun görüşüne tabi olmayı çirkin bir davranış olarak nitelendirmektedir: "Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler'." (En'am Suresi, 116)